Yazılar

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

(3-8 HAZİRAN 2013)

Amaç: 
Ziyaret edilen her işletmede barınaklar, hayvanları incelemek için yetkililerle birlikte dolaşıldı.  Özellikle döl verimini etkileyen sorunlar açısından koşullar incelendi.  Daha sonra da ineklerin performansını arttırmak için yapılması gerekenler görüşüldü/tartışıldı.  Ziyaret edilen tüm işletmelerdeki hayvanlar ABD’den ithal edilmişti.  Bu sebepten, sevk ve idarenin ineklerin gebelik potansiyelini ortaya koyacak şekilde geliştirilmesi gerekmekte idi.  Yetkililerle yapılan görüşmede slaytlar gösterilerek çiftlikteki düzeltilmesi gereken hususların ve ineklerin performansını geliştirecek yeni uygulamaların nasıl hayata geçirilebileceği açıklandı.

Ziyaret edilen çiftliklerde dikkat edilmesi gereken konular şu şekilde idi:
1)Döl verimi idaresi (Loğusa Takip Programı ve Kızgınlık Tespit Protokolü)
2)İnek konforu, serbest yataklıkların düzeninin geliştirilmesi, barınaklarda serinletme sistemlerinin geliştirilmesi
3)Kaba yem kalitesinin geliştirilmesi/düzeltilmesi

Türkiye’ye yapılan önceki ziyaretlerde bu konular üzerinde durulmuş olunmasına rağmen ne yazık ki bu şartlar hala istenilen seviyede değildir.

Bulgular ve Öneriler:
Verimi arttırmak için yaptığımız öneriler, sadece ineklerin görsel olarak incelenmesine bağlı olarak yapıldı.  Çünkü mevcut kayıtlar çok kısıtlı idi.  Yapılan gözlemlere göre yönetim pratikleri tartışılarak öneriler yapıldı.

Ziyaret edilen çiftliklerin çoğu yeni işletme olup çalışanların tecrübesi kısıtlı idi.  Çiftliklerdeki inekler ABD’den ithal edilmişti.  Her çiftlikte ortak olan sorun bu inekleri tekrar gebe bırakmak idi.  Çiftliklerin hiçbirinde düzgün tutulmuş kayıtlar olmadığı için mevcut durumu değerlendirmek güç idi.  Ancak yapılan görüşmeler sonucunda çıkış noktasını bulmak oldukça kolay oldu.  Çiftliklerin hiçbirinde kızgınlık tespitinde kullanılan bir sistemleri mevcut değildi.  Kızgınlıktaki ineklerin tespiti tesadüflere dayanmakta idi.  Döl verimi performansını düzeltmek için ilk adım olarak bir kızgınlık tespit programının geliştirilerek uygulamaya konması önerildi.

Çiftlik müdürleri hedeflerini belirleyip bir sürü kayıt sistemi geliştirmelidirler.  Düzgün kayıt tutulur ise çiftlikteki belli bölgelerde çalışan elemanlarının performanslarını da değerlendirebilirler.  Hiçbir çiftlikte düzgün kayıt tutulmadığı için döl verimi sorunlarının ne ile ilgili olduğunu anlamaları mümkün değildi.

Ziyaret edilen çiftliklerin hepsi ABD’den gebe düve ithal ettikleri için en ortak sorun, bu düvelerin doğumdan sonra kızgınlık göstermemeleri idi.  Bu düvelerin pek çoğu günde 40 litrenin üzerinde süt vermekte olduklarından esas soru bu düvelerin kızgınlık gösterip göstermedikleri mi yoksa kızgınlığın çalışanlar tarafından tespit edilip edilememesinin anlaşılması konusudur.  Bu durumu değerlendirdiğimizde, kızgınlığın tespit edilmesi için günün belli bir saatinde inekleri gözlemek yerine bir sistemin (protokolün) uygulamaya konulmasının gerekliliğiydi.

Loğusa İnek İdaresi Protokolünün kullanılması konusu da ayrıca bu işletmelerde tartışıldı.   İyi bir döl verimi elde etmek için Loğusa Takip Programı mutlaka kullanılmalıdır.  Bu program uygulandığında ineklerde pek çok sağlık sorunu engellenmektedir.  Ne yazık ki bu uygulama Türkiye’deki pek çok veteriner hekimin henüz kabul etmediği bir kavramdır.  Loğusa döneminde ineği sağlıklı tutarak hem süt verimi hem de döl verimi performansı arttırılabilir.

Sıcaklık / Isı Stresi de görüşülen sorunlardan idi.  Ziyaret edilen işletmelerde ısı stresini azaltma yönünde çabalar mevcut idi.  Ancak ya sistem doğru bir şekilde planlanmamıştı ya da ineklerin bulunduğu ortamı serinletecek yeterlilikte değildi.  Sıklıkla yapılan hatalar şu şekilde idi; ya yeterli sayıda fan mevcut değildi, sprey/duş yerine mister (nem verici)’ler kullanılmıştı ya da söz konusu cihazların günün hangi saatinde kullanılacağı bilinmemekte idi.  Ziyaret esnasında hava sıcaklıkları 20 °C derecenin biraz üzerinde olmasına rağmen, ziyaret edilen çiftliklerde ineklerde ısı stresi belirtileri açıkça görülmekte idi.  Isı stresi ineklerde pek çok sorunlara yol açmakta ve zaman içinde süt verimini ve döl performansını olumsuz yönde etkilemektedir.

Barınaklarda inek konforunun bir sorun teşkil etmekte olduğu, hayvanların serbest yataklara yatmayıp ayakta durmalarından anlaşılmaktadır.  İneklerin üzerindeki kirliliklerden yataklara yatmayıp başka yerlerde yatmakta oldukları anlaşılıyordu.  Serbest yataklı barınaklarda, ineklerin bu yatakların kullanabilecekleri konforda düzenlenmesi gerekir.  Bu yataklarla ilgili iki önemli sorun tespit edildi.  Birincisi, ineğin ayağa kalkması için öne doğru esnemesinde yeterli alanı kısıtlayan demirin olması, diğeri ise yatak yüzeyinin sert olması idi.  Ziyaret edilen işletmelerin hepsinde yataklar beton zeminin üzerinde sert kauçuk matların yerleştirilmesi ile hazırlanmıştı.  Ayrıca ön tarafa yerleştirilmiş omuz demiri de ineklerin öne doğru esneyip ayağa kalkmasına imkan vermiyordu.  Altlık malzemesi olarak kum en iyi olmasına rağmen, kumu tercih etmeyen çiftlik yönetimi, yumuşak matlar kullanarak ineklere daha yumuşak zemin temin etmelidir.  Buna ilaveten omuz demirlerini de kaldırarak ineklere ayağa kalkarken yeterli esneme alanı sağlamalıdırlar. Barınaklarda bu şekilde düzenleme yapılır ise ineklere daha iyi konfor sağlanabilir.

Kaba yem kalitesi ve toplam karma yeme karıştırma işlemlerindeki hatalar yetersiz geviş getirmeye yol açabilir.  Önceki ziyaretlerde kaba yem kalitesinin önemi pek çok kez ortaya konulmuştur.  Bu ziyarette sorulan soruların niteliğine bakarak bunun öneminin fark edilmiş olduğunu tespit ettik.  Kaba yem kalitesinin öneminin anlaşılması, hasat metotlarının geliştirilmesine ve kaba yem kalitesinin arttırılmasına yol açacaktır.

Özet:
Türkiye’deki işletmelerde süt verimi seviyeleri yükselmektedir.  Söz konusu bu ineklerin verimliliğini korumak için gelişmiş sürü idare pratikleri gerekecektir.  Pek çok çiftlik müdürü bu konunun önemini anlamakta ve iyi bir performans için değişiklikler yapılması gerektiğinin farkındadır.  Ancak genel bilgi eksikliği veya eski alışkanlıklar, çiftlik yöneticilerine yardımcı olacak bilgi kaynaklarına ulaşmalarını kısıtlamaktadır.  Endüstrinin lideri durumunda olan firmalar bu bilgiyi temin etmede öncülük etmelidirler.

Süt veriminin yüksek seviyelerde tutulması pek çok faktöre bağlıdır.  Bunu başarabilmek için tek bir faktör mevcut değildir.  İneklerin düzgün yemlenmesi, sağlıklı bir rumen için yüksek kalitedeki kaba yemin kullanılması çok önemlidir.  Ayrıca ineklerin yemden yararlanması ve gelirin düşük olduğu zamanlara kadar uzun süreli sağılmaması için döl verimi idaresinin düzgün yapılması, ineklerin sağlıklı tutulması ve her görevin zamanında yapılması çok önemlidir.  Tüm bunların yerine getirilebilmesi için bir yönetim planı oluşturulmalı ve çalışanlar da düzgün bir şekilde idare edilerek, görevlerini zamanında ve düzgün bir şekilde yapmaları sağlanmalıdır.  Süt sığırcılığı işletmesinin başarısı, inek idare becerilerine ve çalışanların idare edebilme becerisine bağlıdır.  Başarılı bir süt sığırcılığı işletmesindeki anahtar noktalar; çalışma protokollerinin iyi bir sistemi olması ve sürünün takibi için iyi kayıt tutulmasıdır.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Dökümanı görüntülemek için tıklayınız.

Çiftlikteyken yemleme ve döl verimi gibi diğer konuları da görüştük. Birlikte inekleri gözlemleyerek bazı öneri ve yorumlar yapıldı.  Bu konular, bu raporda ele alınmaktadır.

Bina İnşası:
Binanın temel dizaynı, barınak içerisinde iyi bir doğal havalanmayı elverişli kılacaktır.  Ne yazık ki süt sağım odasının hemen yakına yerleşimi bir rüzgar perdesi yaratacaktır.  Buna bağlı olarak ne yazık ki barınak içindeki koşulların dikkatlice izlenerek, yüksek verimli inekleri, hava akımının daha iyi yerlere geçirilmesi çiftlik idarecilerinin görevi olmalıdır.  Barınağa 30 metreden daha yakın bir şekilde yerleştirilen bina ya da başka bir bariyer, hava akımını azaltarak barınağın içinde daha sıcak hava koşulları yaratır. Ayrıca, binanın cephelerini kapatmak için duvar ya da panel yapmamaları tavsiye edilmiştir. Bölgedeki iklim koşulları, barınağın kapatılmasını gerektirecek kadar düşük sıcaklıklar göstermemektedir.  Buradaki asıl endişe konusu, ineklerde strese neden olan yüksek (25°C dereceden yüksek) sıcaklıklardır.

Barınağın yakınında ineklere iyi bir akım (hava akımı) sağlamak için sökülmesi gereken bir dizi ağaç ve çalı vardır.

Serbest yataklı barınak kurulumunun tamamlanmamış olmasına rağmen, ineklerin barınağın gerisine doğru yatmamaları ve dışkı ile atıklarını yatakta değil, ara yolda (koridorda) tutmak için yatak üzerinde bir omuz demirine ihtiyaç vardır.

Benim asıl kaygılanmakta olduğum nokta, yatak zemininin rahatsız oluşudur.  Barınaktaki “yatak” alanı beton üzerine konulmuş, sert bir kauçuk/lastik mat olan bir zemindir.  Ekipman üreticileri tarafından sıkça önerilmesine rağmen, yapılan çalışmalar ineklerin bu tip bir dinlenme zeminini kullanmayacağını göstermektedir.  Sert matların yerine daha iyi bir dinlenme yüzeyi temin edecek yumuşak altlıklar konması daha iyi sonuç verir.  Ayrıca sert mat ineklerin ayaklarında yüzülmelere ve diz eklemlerinde şişmelere yol açmaktadır.  Daha yumuşak bir yüzeyin olması, daha az sayıda hayvanın sürüden çıkarılması ve daha az ineğin yaralanması veya az oranda topallıkla sonuçlanır.

İnekler barınaklara yerleştirildiğinde, onların dinlenme şekillerini gözlemleyin.  Eğer ineklerin %10’undan fazlası, serbest yatakları boş dururken barınağın dışında yatıyorsa; inekler size serbest yatakların rahat olmadığını söylemektedir.

Genelde süt sağım odasının, sütçü sığır işletmesinin en önemli bölümü olduğu düşünülmesine rağmen, burada sadece ineğin size verdiği kadar sütü sağabilirsiniz.  Süt sağım odası süt verimini arttırmaz.  Sütçü sığır işletmesinde en önemli bölüm, ineğin yediği, uyuduğu ve yattığı/dinlendiği yerdir.  Sütün gerçekten üretildiği yer burasıdır.  Genellikle inekler günün önemli bir bölümünü serbest yataklı barınakta geçirirler.

Vücut Kondisyonu & Beslenme:
Bu sürüdeki ineklerin, sürmekte olan inşaat faaliyetlerinden dolayı strese girmekte oldukları anlaşılmaktadır.  İneklerin vücut kondisyon skorlarına bakıp yemi inceledikten sonra ineklerle ilgili bazı sorunları aşağıdaki gibi açıkladım.

Geviş Getirme/Ruminasyon Eksikliği: İneklere baktığımda çok azının geviş getirdiğini gördüm.  Geviş getirme, rumen (işkembe) sağlığının ve yem maddelerinin ineklere uygun olup olmadığının göstergesidir.  Eğer inekler geviş getirmezse, rumenin pH’ı düşecek ve inek daha az yem yiyecektir.   Bunun uzun vadedeki etkisi; süt veriminin düşmesi, sütün içindeki yağın daha azalması,  ineklerin hızlı bir şekilde yeniden gebe kalmaması olacak ve topallamalar sürüde daha büyük bir probleme dönüşecektir.  Hayvanların geviş getirmemesi, ineğin diyetinde yeterince etkin lif (selüloz) olmadığının ya da diyetteki lifin miks (kesilme ve karıştırılma) sürecinde tahrip edildiğinin göstergesidir.  Günün herhangi bir zamanı ineklere baktığımızda, her zaman ineklerin %50’si geviş getiriyor olmalıdır.  Bu çiftlikteki durumda, TMR’daki (Toplam Miks Rasyonundaki) lif tamamen parçalanmış halde idi.  Yakın zamanda yeni bir mısır silajı kullanılabilecektir ama (bu yeni silaj) yemleme programına dahil edildiğinde, ineğin rumeninin buna göre adapte olması 21 gün sürecektir.

Diyetteki enerji eksiktir. İneklerin vücut kondisyonları, normal olarak nitelendirilen skorun altındaydı.  Bu sene ineklerde bir stres durumu olduğu belirgindir, ancak ineklerin diyetinin, enerji dengesini yakalayabilmesini garantilemek için inekler incelenmelidir.  Bunu yapmakta başarısız olduğumuz takdirde, sonuç olarak sürüde döl verimiyle ilgili problemler oluşur.  Bu problemler:
1.Diyetteki lifin eksikliği, rumende yüksek miktarda asit oluşmasına yol açmaktadır.  Bu asit artışı, yem alımında azalmaya sebep olur, bu yüzden rasyon doğru olsa bile, yem tüketimi azalır ve bu durum da enerji ve protein eksikliğine neden olur.
2.Rasyon bileşenleri doğru besin yoğunluğunu sağlamıyor olabilir.  Eğer yem bileşenleri doğru değilse, enerji seviyesi düşük olacaktır ve düzeltilmesi gerekir.
3.Yemin (mikser vagonunda) fazla karıştırılması, işlem sürecinde lifi tahrip ediyor olabilir.  (Çiftlikteki) karıştırılmış yem çok ince görünüyordu ve bu çok parçalanmış yem, ineklerin tüketmeleri gereken kadar yiyememelerine sebep olmaktadır.

Vücut ağırlığının azalmasının (kilo kaybının) en olası nedeni, rasyonun yeterince etkin lif içermemesidir.  Biraz saman ya da başka uzun saplı kuru ot eklemek, geviş getirmeyi uyaracak bir diyet lifi sağlar.
İyi bir seviyede geviş getirme işlevine ulaşmak ve rumen asidozunu azaltmak, çiftlik için en kısa sürede hedef haline getirilmelidir.  Bu hedefe, şu şekilde ulaşılabilir:
1.Biraz uzun saplı kuru otu yemliklere serbest erişime müsaade edecek şekilde koyun.  Bu şekilde verildiğinde, Rumen’deki düşük pH (asit)’ı rahatlatmak için arzu ettikleri şekilde tüketmelerini sağlar.

2.Sodyum bikarbonat (yemek sodası) veya benzeri başka tampon ürün bulunduran kapları yemliklere yerleştirin ve ineklerin bunlara istediği gibi ulaşmalarını temin edin.  Bu sodanın tüketimini gözlemleyin. Soda tüketimindeki bir artış, fazla sayıda rumen asidoz problemlerinin göstergesiyken, soda tüketim miktarındaki azalma ise rumendeki asit seviyesinin düştüğünü gösterir.

Enerji temini düzeltilmediği takdirde, döl verimi bir sorun olacaktır.  Enerjileri yetersiz (eksik) olan ineklerin gebe kalmaları daha zordur; bu nedenle diyette enerji dengesine ulaşmak çok önemlidir.   Enerjide bir azalma, ineklerin üzerinde orta derecede bir stres oluşturarak daha az LH (luteinize edici hormon) üretmesine neden olur.  Buna bağlı olarak ve inek kızgınlık (östrus) belirtileri göstermez ya da fertilizasyon (döl tutma) için bir yumurta üretmez.

Sürünün Büyüklüğünü Arttırmak:
Görüşmemiz esnasında hedefinizin, sığır satın almaya ve onları sürüye sokmaya karşı çıkarak, kendi içinde büyüme yoluyla, sürünüzü büyütmek olduğu ifade edildi.  Kapalı bir sürü tutmak, sürüye bulaşıcı hastalıkların geçmesi riskini azaltarak sürünüzde kaliteli hayvanların olmasını temin eder.  Düveleri gebe bırakmak için “Cinsiyeti belirlenmiş dişi sperma” kullanımı, çiftlikte doğacak düvelerin sayısını arttırır ve geleneksel sperma kullanımına kıyasla sütçü sürünüzü daha hızlı büyütmenizi sağlar. Cinsiyeti belirlenmiş sperma yalnızca düvelerde kullanılmalıdır ve çok iyi bir kızgınlık saptama programı mevcut olmalıdır.  Cinsiyeti belirlenmiş spermayla iyi bir döl tutma oranına sahip olmak için asıl gerekli olan, kızgınlığın gerçekte tam olarak ne zaman başladığını saptamaktır.  Suni tohumlama yapan elemanın, payeti doğru teknikle çözdürüp kullanması ve spermayı düveye doğru bir şekilde yerleştirmesi de ayrıca önemlidir.

Saygılarımla bilginize sunarım,
Lindell Whitelock
Teknik Danışman,World Wide Sires

Dökümanı görüntülemek için tıklayın.

16 – 19 Temmuz 2009
Danışmanlık Raporu

Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires

Türkiye’deki ziyaretim esnasında pek çok ineği gözlemledim.  Gittiğimiz her yerde çiftçiler karlılıktan şikayet etmekte idiler.  Ancak bu durum ineğin nasıl sevk ve idare edildiği ile ilgiliydi.  Türkiye’deki sütçü sığır işletmesi sahiplerine (çiftçiler) çiftliklerin karlılığını arttırmak için aşağıdaki anahtar noktaları takip etmeleri gerektiğini hatırlatmak gerekmektedir:

1. İneğin bulunduğu ortam çok önemlidir.  Yüksek sıcaklığın olduğu dönemlerde ineklerin serinletilmesi çok önemlidir.  Fanların ve duş sistemlerinin doğru bir şekilde monte edilerek ısı stresi olduğu zamanlarda ineklerin yem tüketmelerinin sürdürmelerini temin etmek şarttır.  İneklerin serin tutulması bir öncelik olarak değerlendirilmelidir.

2. İneklerin iyi bir performans göstermelerindeki anahtar iyi bir dölverimi programının olmasıdır.  Bu program, kuru dönemdeki sevk ve idare, geçiş dönemi inek idaresi, loğusa inek takip programı ve kızgınlık tespiti konularını kapsamaktadır.  Eğer çiftçi dölverimi üzerine odaklanır ise ineklerinin genel performansı ile ilgili büyük bir gelişme elde eder.

3. Yemleme idaresini sadece rasyon olarak düşünmemelidir. Yemlerin ineklere nasıl verildiği de ayrıca önemlidir.  İneklerin iyi performans vermelerini sağlamak için ineklerin vücut kondisyonunu, yem tüketimini ve besin maddeleri kompozisyonunu takip etmeleri gerekir.  Ziyaret ettiğimiz tüm çiftliklerde Toplam Miks Rasyon (TMR) sistemi mevcut olduğundan çiftçiler yem hammaddelerini satın alıp kendi konsantre yemlerini ekonomik olarak hazırlayabilir.  Hazır satın alınan konsantre yemlerin bileşiminde yem fabrikalarının yapmakta olduğu değişiklikleri bilmemiz mümkün değildir.  Bileşimindeki hammaddeleri bilemediğimiz konsantre yemleri satın alarak stoklamak kendi hazırlayacağımız toplam karma rasyondan daha pahalıya gelen bir uygulamadır.  Ayrıca, bileşimindeki hammaddeleri bilmediğimiz konsantre yemi kullanmak yemleme programında tutarlılık sağlamamaktadır.

4. Suyu unutmamak gerekir.  İneklerin önünde fazla miktarda temiz, taze suyun bulunmasını temin edin.  Ayrıca tüm inekler için suya ihtiyaçları olduğunda rahatça ulaşabilecekleri şekilde yeterli alan sağlayın.

5. Genetik kıymeti unutmayın.  Mevcut ekonomik koşullarda çiftçiler daha ucuz boğa sperması almaya eğilim göstermektedirler fakat bu durum gelecekteki sürünün kalitesinden ödün vermek anlamına gelmektedir.  Bir işletme için boğa sperması maliyeti, toplam operasyon bütçesinin çok küçük bir kısmını teşkil etmektedir.  Bu sebepten ucuz boğa sperması satın alarak sütçü endüstride yer alacak olan gelecekteki sürü kalitesinden ödün vermemelerini onlara hatırlatmalısınız.

Danışmanlık Raporu
Türkiye
20-24 Nisan 2009

Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires

Çiftliklerdeki Sorunlar:
Çiftliklere ziyaretlerimiz esnasında, sadece döl verimi değil çiftliğin karlılığını arttıracak imkanların geliştirilebileceğini gözledim.  Pek çok soruna neden olan hususu, çiftliğe yeni imkanların yaratılmasına yol açacak imkan olarak değerlendirebiliriz.  Çiftçilerle yaptığımız görüşmelerde, bu hususların bazılarını ortaya koymaya çalıştım, fakat döl verimi performansını geliştirmek için sonuca ulaşacak bir şekilde kapsamlı bir yaklaşım içinde olmak gereklidir.  Bu anahtar notlardan birkaçının ana hatlarını vermek istiyorum:

1. İneklerin boştaki günlerini asgari bir sürede (minimumda) tutmak.  Doğumdan sonra laktasyondaki 120inci güne kadar inekler tekrar gebe kalırlar ise işletme için etkin bir performansta olabilirler.  İnekleri tekrar gebe bırakmadaki gecikmeler, süt:yem oranını düşürerek yem maliyetlerinin yükselmesine yol açar.  Eğer bir çiftlikte uzun süren bir boş periyodu var ise çiftçilerin pek çok anahtar noktayı kontrol ederek performanslarını izlemelidirler.

2. Başlangıç noktası Kuru dönemdeki Sevk ve İdaredir.  Döl verimi ile ilgili başarısızlıklar, çoğunlukla yetersiz bir kuru dönem sevk ve idare programı ile başlamaktadır.  Kurudaki inekler çiftlikteki en temiz ortamda tutulmalı ve doğru bir şekilde yemlenmelidir.  Enerji kaynaklarının fazla verilmesi, mineral dengesizlikleri ve diğer problemler, çoğunlukla laktasyonun başında besin maddeleri ile ilgili metabolik sonuçlara yol açmakta ve bu da ineğin tekrar gebe kalmasının gecikmesine neden olmaktadır.

3. İyi bir döl verimi (reprodüktif) performansın anahtarı, geçiş dönemi periyodudur.  Pek çok çiftlikte iyi idare edilen bir geçiş dönemi periyodu mevcut değildir.  Bunu olmayışı hem döl verimi hem de süt verimi üzerinde olumsuz bir etki yaratır.  İyi bir geçiş dönemi yönetimi, protein, enerji ve doğru mineral dengesini temin eden bir rasyonun hazırlanıp takip edilmesine bağlı olarak ineklerin laktasyona iyi bir başlangıç yapmasını sağlamaktadır. Geçiş dönemi rasyonları, doğuma 21 gün kala başlamalı ve doğumdan en az 15 gün sonrasına kadar devam etmelidir.  Başarılı bir geçiş dönemi programı, ineklerin buzağılama periyodu boyunca ve laktasyon başlangıcında yem tüketmesinin devamını temin eden şekilde olmalıdır.

4. Lohusa inek izleme programı problemli inekleri belirlemede anahtar noktadır.  İyi düzenlenmiş ve uygulamaya alınmış lohusa inek programı, sorunlu ineği belirleyip tedavi imkanı sağlayarak tekrar gebe kalmalarını engelleyecek bir hal almasını önlemiş olur.  Lohusa inek programı, doğumdan sonra, en az 15 gün devam etmeli ve en yaygın problemleri belirlemek için iyi kayıt tutulmalıdır.  Lohusa inek programının önemi, sadece tedavi isteyen inekleri belirlemek değil, bunları önleme yönünde bir yöntem oluşturmak içindir.  Örneğin, eğer süt humması olan ineklerin sayısında bir artış var ise bizler sadece o inekleri tedavi etmez, ona neyin neden olduğuna bakıp sürü yönetiminde bir değişiklik yaparak problemin kaynağını tespit edip düzeltme yoluna gideriz.

5. Makul bir Gönüllü Bekleme Süresi Belirlemek.  Çiftlik, döl verimi hedeflerine ulaşmak için ne zaman inekleri tohumlamaya başlayacaklarına karar vermelidir.  Bu süre, ineğin tamamen buzağılama işleminden kurtulup (iyileşip), enerji dengesini elde edebileceği kadar uzun olmalıdır.  Erken tohumlamak, döl verimi etkinliğini teşvik etmez fakat daha çok sperma kullanımına yol açar ve buzağılama aralığını da kısaltmaz.

6. Kızgınlığın tespit edilmekte olduğunu sağlayın.  Döl verimi programının en çok rastlanan kusuru, kızgınlık tespitidir.  Çiftlikte iyi bir kızgınlık tespit programı kullanılması sağlanmalıdır.  Kızgınlıkta olan ineklerini tespit etme oranlarını takip etmek için çiftçileri teşvik ediniz.

7. Düşüğe yol açan veya diğer hastalık problemleri çiftlikte mevcut mu?  Döl verimi problemleri, diğer hastalık sorunları ile ilgili olabilir.  Çiftliklerin pek çoğu, kendi içine kapalı sürüler olmayıp, dışarıdan, çeşitli kaynaklardan sürüye katılacak hayvan almakta olduklarından, çiftlikteki düşüğe neden olacak hastalıkların tespit edilmesi gerekir.  Bunun için tüm hayvanların kanları tahlil edilmeli ve eğer böyle hastalıklar mevcut ise bu hayvanların sürüden çıkarılması yönünde uygun hareket edilmelidir.  Çiftlikte mastitis bir sorun teşkil ediyor mu?  Yüksek somatik hücre sayımı olan çiftlikler, inekleri gebe bırakmada daha fazla sorunla karşılaşmaktadırlar.

8. Uygulanmakta olan Suni Tohumlama Tekniği gözden geçirilmelidir.  Daha fazla ineği gebe bırakmaya gayret ederken, S.T. teknisyeninin kullanmakta olduğu işlem de gözden geçirilmesi gereken önemli bir husustur.  Bu değerlendirmeyi yaparken, S.T. uygulama zamanı, doğru çözdürme tekniği, spermanın sevk ve idaresi, spermanın inekte nereye bırakıldığı ve teknisyenin sanitasyon önlemlerine bakılmalıdır.  Yapılmış olan son bir çalışma, pek çok teknisyenin spermayı ineğe doğru şekilde yerleştirmediğini göstermiştir.

Bu liste, kapsamlı bir liste olarak algılanmamalı ancak çiftçilerin, döl verimi sorunlarına çözümler aramada nereden başlamaları gerektiği yönünde yol gösterici olarak değerlendirilmelidir.  Yemleme, çiftlik ortamı, yem kalitesi ve diğer başka sorunlar da döl verimi problemlerine yol açabilir.  Basit bir akıl/mantık kuralının göz ardı veya ihmal edilmesi, çoğunlukla söz konusu probleme neden olmaktadır.  Fakat ne yazık ki benim tecrübelerime göre pek çok çiftçi basit hataların büyük sorunlara yol açmakta olduğunu kabul etmek istememektedirler.  Çoğunlukla tümü, sorunlarına karşılık yüksek derecede karmaşık bir cevap istemektedirler.  Döl verimi sorunları ile ilgili en etkin yol, çoğunlukla basit çarelerin bulunması ile sağlanmaktadır.  Çiftçi ile birlikte, takip edeceği bir kontrol listesi hazırlamak, döl verimi sonuçlarının geliştirilmesine yardımcı olur.

Özet:   
Süt Sığırcılığı Endüstrisi üzerinde pek çok faktörün etkisi vardır.  Bu işle uğraşanların pek çoğu, durumun vahim olduğunu düşünmektedir.  Ancak bu zor zamanlarda pozitif bir yaklaşım ile konuya odaklı olarak varlık sürdürmek önemlidir.  Türkiye’de pek çok çiftliğin sahipleri yatırımcı konumunda olduğundan, süt sığırcılığı endüstrisinin detaylarını anlayamadıkları için çiftlik yöneticilerine baskı yapmaktadırlar.  Müşterilerimizi koruyabilmek için, bu yönetici konumundaki müdürlere, masrafları düşürüp iyileştirilmiş sonuçları çiftlik sahiplerine gösterebilmeleri için, masrafları düşüren kararları alacak çözümler/araçlar sunarak onlara yardım etmeliyiz.  Satış elemanlarınız çiftçilerle veya çiftlik yöneticileri ile çalışmakta olduklarından, aşağıdaki sayıları akılda tutup onlarla paylaşmalarında yarar vardır:

– İneğin gebe kalmadan boşta geçirdiği fazla gün, para kaybı demektir.  120 günden fazla boşta kalan ineğin her ilave gün için masrafı 2 ABD Dolarıdır.

– 60 günlük kuru döneme ilave olan uzun kuru dönem periyotlarının ilave her gününün maliyeti 5 ABD Dolarıdır.

–  Uzun buzağılama (doğum) aralığı ise çiftliğe katılacak genç hayvan sayısının düşmesine neden olur.

– Uygun bir buzağı yetiştirme programı takip ederek düveleri 24 aylık iken sürüye, süt veren inek olarak dahil edemez isek, çiftlik için yüksek masraflara yol açan sonuçlar yaratmış oluruz.

Bu tip masraflardan tasarruf edilmesi, bir süt sığırcılığının başarılı olmasında anahtar noktalardır.

Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires

Sütçü Sığırlar için Kullanılan Püskürtmeli Soğutucu Sistem için Genel Öneriler
Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires
(20-23 Nisan 2009
)

Buradaki bilgiler, sütçü sığırlar için kullanılan püskürtmeli soğutucu sistemlerin, dizaynı ile ilgili bazı kilit hususlar önermektedir.  Bu öneriler, sütçü sığırlar için kullanılan soğutma sisteminin kurulumu sırasında, gerekli olan yerel ekipmanların seçiminde kullanılmalıdır.

Gerekli Ekipmanlar:

Sistem Kontrolörü (Kontrol Birimi): Püskürtmeli soğutucu sistemler için, su akışının  1-3 dakika açık konumda, 12-14 dakika kapalı konumda ayarlanmasını sağlayan bir zamanlayıcı gereklidir.  Ayrıca, sadece hava sıcaklığına bağlı olarak sistemin fonksiyonel (işlevsel) çalışmasını sağlamak için bir termostat da monte edilmelidir.

Hat (Boru Sistemi) Filtresi: Yabancı maddelerin hatta (boru içine) girmesini önlemek için, 200-500’lük (gözenek çapı) Y-tipi boru filtresi monte edilmelidir.

Basınç Ölçer: Hattaki basıncı izlemek ve ayarlamak amacıyla, bir basınç ölçer monte edilir.

Basınç Regülatörü: Hattaki basıncın istenilen seviyede kalmasını sağlamak için kullanılır.

Basınç Pompası: Giriş basıncı çok düşük olduğunda basıncı yükseltmek ve hat dolum süresini azaltmak için gerekli olabilir.

PVC Boru: Boru, Schedule (SCH) 40 olmalı ve hat içerisine sarkmaması için yukarı asılmalıdır.  Bu boru, ineklerin hatta ulaşamayacağı kadar yüksek olmalıdır.  Uzunluğu 60 metreye kadar olan borular için çap, 1 ¼ inç (32 mm), fakat uzunluğu 60 metreden fazla ve 120 metreden az olan borular için çap, 1 ½ inç (38 mm) olmalıdır.

Püskürtme Başlıkları (Nozüller): Püskürtme başlıkları, saatte 6-25 galonluk (saatte 22-100 litre) bir akış hızında ve her inç kare başına 20 librelik (138 Kpa) bir basınç teşkil edecek şekilde olmalıdır.  Püskürtücülerin, 180 derecelik (yarım halka) bir akıtma düzeni olmalıdır.  Püskürtücüler, buhar ya da sis değil, damlacık fışkırtmalıdır.

Kurulum ve Çalıştırma Standartları:

1. Hat Yüksekliği: Püskürtücüler için destek hattı, ineklerin durduğu zeminden 9 ayak (2.74 m) yükseğe monte edilmelidir.

2. Püskürtücüler Arasındaki Mesafe:  Püskürtücüler, 10 ayak (3.0 metre) aralıkla yerleştirilmeli ve püskürtülen suyun ineğin omuzları ve kalça kemiği arasında yarı mesafeye kadar gelmesi için hafif bir açıda olmalıdır.

3. Çalışma Basıncı: Sistemin çalışma basıncı, 20 psi (138 Kpa) olmalıdır.  İlk püskürtücü ile son püskürtücü arasındaki basınç düşüşü, 4 psi (27 Kpa)’den fazla olmamalıdır.

4. Giriş Basıncı: Püskürtücülerin çalışması için gerekli olan uygun dolumu sağlamak amacıyla, sistemin giriş basıncının 35-40 psi olması gerekir.  Eğer giriş basıncı düşük ise, dolum hızını arttırmak için basınç pompası gerekli olabilir.

5. Boşaltım Valfi: Sistemde hava kilitli kalır ise havanın boşaltılmasını temin etmek için, hattın sonuna bir boşaltım valfi monte edilmesi gereklidir.  Ayrıca, mevsim sonunda suyun sistemden akıtılması için de bu valf gerekli olacaktır.

Yukarıdaki bilgiler, bir soğutma sisteminin dizaynında size yardımcı olması amacıyla sunulmuştur.  Bu standartlara uyacak doğru materyalleri temin etmek için, bölgenizdeki bir tedarikçi ile çalışınız.

Sütçü İnek Sevk ve İdare Programı
Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires

Verimi yüksek olan ve kar sağlayan sütçü inek, doğru bir şekilde sevk ve idare edilmeli ve inekten en uygun zamanında en yüksek kar elde edilmelidir.  Aşağıdaki çizelge ve program, çiftçilerin sürülerini sevk ve idare etmeleri için bir program geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.  Döngünün her bir periyodu, çizelgeyi takiben verilmiş olan bilgiler içerisinde ele alınmıştır.

Kuru Dönem (Doğuma 60 gün kala~buzağılamadan önceki 60 gün)
Kuru dönem, ineğin laktasyon periyodundan çıkıp doğum (buzağılama) için hazırlanmasına imkan tanıyan süredir.  Bu dönemde ineğe gösterilen özenin, bir sonraki laktasyon performansı üzerinde belirgin bir etkisi vardır.  Yapılan çalışmaların pek çoğu, bu dönemde ineğe uygulanan bakım, beslenme ve özenin bir sonraki laktasyon üzerinde büyük etkisi olduğunu ortaya koymuştur.

1. Kuru Dönem Ekonomisi: Yapılan çalışmalar, 60 günden uzun bir kuru dönemin herhangi bir yararı olmadığını göstermiştir.  Bu dönemde inekten süt alınmadığı için daha uzun kuru dönem periyodunun olması, karlılığı düşürür.  İlave kuru dönemin günlük maliyeti (her bir inek için) 3.00-5.00 ABD Doları arasında seyretmektedir.
2. Kuru Dönemde Barındırma: Kuru dönemdeki inekler, laktasyondaki sürüden ayrı bir bölümde tutulmalıdır.  Kurudaki inekler çiftlikteki en temiz bölümde barındırılmalıdır.  Patojen (hastalık yapan) etkenlerle temasları ne kadar azaltılır ise mastitis ve diğer enfeksiyonlara yakalanma oranları o kadar azaltılmış olur.  Kurudaki ineklerin barınaklarında serbest yataklar kullanılıyor ise ölçüleri biraz daha büyük olmalıdır. Aynı zamanda, yemlik önünde ek alan da temin edilmelidir.  Normal laktasyondaki inek için yemlik önünde gereken alan, inek başına 60 cm iken, kurudaki inekler için bu alan inek başına 80 cm olacak şekilde düzenlenmelidir.  Yürüme zemini ise inekler için rahat olmalıdır.
3. Kuru dönemde Yemleme/Beslenme: Bu dönemdeki rasyon, çoğunlukla kaba yem diyeti şeklinde olmalıdır.  Bir inek, gün içinde canlı ağırlığının yaklaşık olarak %2’sine denk gelen şekilde, kuru madde esası ile yem tüketir.  Örneğin 650 kg canlı ağırlığı olan bir inek, günde 13 kg kuru madde (yem) tüketebilir.  Söz konusu rasyonun besleyici yoğunluğu aşağıdaki gibidir:
a) Ham protein: % 10-12
b) Enerji: 1.10-1.25 Mcal/kg NEL.
c) Ca: P Oranı (Kalsiyum Fosfor Oranı): 1.6:1
d) NDF: % 32-35
e) ADF: % 16-19
4. Tırnak Bakımı: Kuruya alınan dönem, ineklerin tırnaklarına bakım yapmak için iyi bir zamandır.  Tırnakları törpülerken ayağın komple bir muayenesi yapılmalı ve herhangi bir lezyon veya enfeksiyon var ise hemen tedavi edilmelidir.
5. Vücut Kondisyon Skoru (BCS): Bu skor, 5 değerli bir skalada 3.50-3.75 arasında olmalıdır.  Düşük bir skor, yüksek bir skordan daha fazla tercih edilmelidir.  Bu skor kuru dönemde çok az değişmelidir.  Bu dönemde olan tek ağırlık artışı, sadece anne karnındaki yavru ile ilgili olmalıdır.
6. Mastitis Kontrolü: Yeni mastitis olgularının pek çoğu, kuru dönemde başlar, bu sebepten bir kuru dönem tedavi programı uygulanmalıdır.  Onaylanmış bir kuru dönem preparatı ile her ineğin, her bir lobuna uygulama yapılmalıdır.
7. Kuru dönem periyodunun doğru şekilde başlatılması:
a) İneğin kuruya alınacağı gün belirlenir.
b) İnek tamamen sağılır.
c) Sağım tamamlandıktan sonra meme başları dezenfektan solüsyona daldırılır.
d) Meme daldırma solüsyonu, 20-30 saniye sonra silinir.
e) Her bir loba onaylanmış kuru dönem mastitis preparatı kısmen içeri doğru sokularak uygulanır.  Uygulanırken, kanülün ucu içeri doğru 3 mm’den fazla sokulmaz.
f)
 İşlem tamamlandıktan sonra meme başı tekrar meme dezenfektanına daldırılır.
g)  Bu işlemden sonra inek, kuru dönem padoğuna alınır.
h) Kuru dönem padoğundaki inekler izlemeye/gözlemeye devam edilir.
8. İç Parazit Kontrolü: Bu dönemde iç parazit mücadelesinin yapılması önerilmez.  İç parazit mücadelesi yapılmasına karar verilmişse, kuru dönemin ilk günlerinde yapılması, uygulanacak ilacın prospektüsünün iyice okunması tavsiye edilir.  Eğer söz konusu çiftlik, iç parazitler açısından yüksek risk altında ise, bu uygulama lohusa inek programının bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Bu resimde görülen kurudaki inekleri ilerdeki günlerde problemler beklemektedir.

Kurudaki ineklerin çiftlikte nasıl barındırıldığının, sonraki dönemdeki laktasyon performansı üzerinde, hem süt verimi hem de döl verimi etkinliği açısından etkisi vardır.  Resimdeki çamurda duran bu ineğin, dinlenebileceği/yatabileceği kuru bir yeri yoktur.  Bu ineğin vücut kondisyon skoru 4.5 olmakla beraber önünde samana dayalı rasyon bulunmaktadır.  Ortam koşulları pek çok patojene maruz kalmasına neden olduğu için bir sonraki laktasyonda mastitise yol açabilir.  İnekteki aşırı vücut yağı ineğin iştahsız olmasına ve kuru dönem sonunda yemden uzaklaşmasına neden olur.  Bu da bir sonraki laktasyonda, ketozise yol açar. Kuru dönemdeki ineğin nasıl bakılıp beslendiğinin bir sonraki laktasyondaki performansı üzerinde hayati önemi vardır.

Geçiş Dönemi (Buzağılamadan 21 gün öncesi)
İneğin yaşam döngüsünde bu dönem çok önemlidir.  Bu dönemde ineğin nasıl sevk ve idare edildiğinin, bir sonraki laktasyon periyodunda hem süt verimi hem de döl verimi üzerinde çok belirgin bir etkisi vardır.
1. Ekonomisi: Geçiş dönemi, beklenen buzağılama tarihinden 21 gün önce başlamalıdır.  Geçiş döneminin daha uzun tutulmasının belirgin bir ekonomik etkisi yoktur.   Geçiş dönemini iyi sevk ve idare eden sütçü sığır işletmelerinde, iyi idare edilmeyenlere kıyasla bir laktasyonda 1000 kg daha çok süt ve 35 gün daha önce suni tohumlama yapabilme imkanı temin edilmektedir.  İneğin yaşam döngüsündeki bu dönem, en zor ve güçlükle dolu olan süredir.  İyi bir geçiş dönemi idaresi yönünde çaba sarf edildiğinde, hem ineğin doğum zamanı buzağılama stresi ile baş etmesi hem de arzu edilen ekonomik sonuçların ortaya çıkması sağlanmış olur.
2. Barındırma: Geçiş dönemindeki inekler, küçük gruplar halinde temiz bir ortamda tutulmalıdır.  Geçiş dönemindeki inek grubu (veya grupları), çiftlikteki mevcut inek trafiğinden ve diğer çiftlik trafiğinden uzakta tutulmalıdır.  Ancak ineklerin bulundurulduğu yer, görevlilerin onları izleyebileceği mesafede/yerde olmalıdır.  Sıcak iklimlerde, özellikle yaz aylarındaki yüksek sıcaklıklarda (25 °C’nin üzerinde) inekler için yeterli serinletme temin edilmelidir.  Yemlik önündeki alan ve serbest yataklar, inekleri barındıracak şekilde büyük olmalıdır.
3. Yemleme: Geçiş dönemindeki beslenme programı çok önemlidir. Bu dönemde rumen ortamının değişim geçirmemesine gereksinim vardır.  Uçucu yağ asitlerinin (VFA) üretilmesi artacak ve rumen içindeki pililer, uçucu yağ asitlerinin emilimini gerçekleştirebilmek için uzayacaktır.  Bu dönemde ek protein ve enerjiye gereksinim vardır.  650 kg ağırlığında bir inek için ortalama kuru madde tüketimi (DMI) 11 kg, 550 kg ağırlığında düvenin ise 10 kg miktarındadır. Buzağılamadan 5-7 gün önce kuru madde tüketimi belirgin şekilde düşecektir.  Rasyonların besleyici (nutrient) yoğunluğu (NRC tavsiyelerine göre) aşağıdaki gibi olmalıdır:
a) Ham Protein: İnekler için %12, düveler için %14 olmalıdır.  Eğer rasyonda ham protein %14’ten fazla ise proteinin %35’i rumende parçalanmayan nitelikte olmalıdır.
b) Enerji: 1.50-1.70 Mcal/kg NEL
c) Ca:P oranı: 2:1 (Kalsiyum tüketimi, kuru madde tüketiminin % 0.8-1’i oranında olmalıdır.  Fosfor ise kuru madde tüketiminin % 0.4-0.5’i oranında olmalıdır).
d) NDF: % 30-35
e) ADF: % 16-19
f) Not: Pek çok çalışma, düşük NDF ve düşük Eter Ekstraktı (Yağlar) bulunduran diyetlerin, bu içerikleri (NDF ve Eter Ekstraktı) daha çok bulunduran diyetlerden daha fazla tüketildiğini göstermiştir. Ayrıca çalışmalar, düşük vücut kondisyon skoru olan ineklerin, şişman ineklere kıyasla daha yüksek seviyede yem tükettiğini de göstermiştir.
g) Not: Pek çok araştırma göstermiştir ki, buzağılama ve erken laktasyon ile ilgili problemler (süt humması, ketozis, sonun atılamaması ve meme ödemi), kuru dönemdeki ve geçiş dönemindeki mineral dengesizlikleri ile ilişkilidir.  Hem kuru dönemde, hem de geçiş döneminde mineral verilmesi çok önemlidir.
4. Vücut Kondisyon Skoru:  İdeal olarak bu dönemde ineklerin vücut kondisyon skoru 3.50-3.75 oranında olmalıdır.  Bu periyot kısadır ve bu süre içinde bu skorda çok az bir değişim olur.
5. Mastitis Kontrolü: Sütün gelmesi, doğumdan birkaç gün önce başlar.  Ancak meme bezi içinde kuru dönem antibiyotikleri ve kuru dönem preparatları etkisini kaybetmiş haldedir.    Bu sebepten, geçiş döneminde ineklerin çok temiz bir ortamda tutulması önemlidir.  Bu dönemde, meme başı mühürleyici preparatlar, ortam kaynaklı mikroorganizmaların memeye girmesini engeller.
6. Doğuma Hazırlama: Geçiş dönemi barınağındaki inekler sık sık izlenmelidir.  Doğum zamanı yakınlaştıkça, inek kendini gruptan uzaklaştırma çabasına girer.  İneğin doğuma yaklaştığı belirlendiğinde, mümkünse onu doğum padoğuna almalıdır.

Doğumu bekleyen inekler, küçük gruplar halinde tutulmalı ve doğuma kadar aynı grupta kalmalıdırlar.  Bu barınaklarda serbest yatak bulunmasına gerek yoktur, ancak altlık olarak kum bulunmalı ve ineklerin dolaşabilecekleri kadar alanları olmalıdır.  İnekler kolaylıkla izlenebilmeli ve doğum zamanı geldiğinde ya bulundukları padokta buzağılamalı ya da bir sorun görülür ise doğum padoğuna alınmalıdır.  Bu padoklar temiz, iyi havalandırılmış olmalı ve inekler için yeterli alan bulunmalıdır.

Buzağılama Günü (0.Gün)

Buzağılama günü, gebelik periyodunun bittiği ve laktasyon döneminin başladığı gündür.  Bu zamanda inekte pek çok fizyolojik değişiklik meydana gelir.  Hem yeni doğan buzağının, hem de ineğin düzgün bakılması önemlidir.  Buzağıya bu dönemde uygulanan pek çok pratiğin, buzağının hem hayatta kalması hem de büyümesi ile doğrudan ilgisi vardır.  Unutulmaması gereken nokta ise, doğum esnasında inek ve düvelerin sadece %7’sinin yardıma ihtiyacı olmasıdır.  Eğer çiftlikte doğumlarda yardım etme oranı bu rakamdan yüksek ise inek sevk ve idare performansınızı gözden geçirerek güç doğumları azaltma yönünde değişiklikler yapmalısınız.
1. Barındırma: Doğum sancıları başladığı görüldüğünde inek, doğum bölmesine alınır.  Doğum bölmesi en az 3.5m x 3.5m ölçüsünde olmalıdır.  İnek bağlı olmamalı ve bölme içerisinde hareket edebilecek serbestlikte olmalıdır.  Bölme temiz olmalı ve kum, saman veya benzeri uygun bir altlık ile kaplı olmalıdır.  Yardım gerektiğinde kullanılmak üzere aydınlatma donanımı olmalıdır.  Doğum için kullanılan padoklar, hasta hayvanlar için kullanılmamalı ve her doğumdan sonra da temizlenmelidir.  Gerektiğinde inekleri zapt edebilmek için düzenek bulunmalıdır.  Yem ve su temin edilmelidir.
2. Kalma Süresi: Buzağılama süresi boyunca inek, doğum padoğunda kalmalıdır.  Doğum işlemi tamamlandığında kolostrum (ağız sütü) sağılmalı ve inek lohusa barınağına alınmalıdır.  İneğin kulak numarası kayıt edilmeli ve onun sütü 4-5 gün boyunca süt tankına karıştırılmamalıdır.  Bu geçiş dönemi sütü buzağılara verilmelidir.
3. Beslenme (Yemleme): Buzağılama gününde inek fazla yem tüketememesine rağmen, ineğin önünde, geçiş dönemi rasyonundan bulunmalıdır.  Aynı zamanda yeterli miktarda taze, temiz su da bulundurulmalıdır.
4. Doğum (buzağılama) İşlemi: Çok acele bir şekilde ineğe yardım etmeye kalkışılmaması önemlidir.  Buzağılama (doğum) işlemi zaman alır.  İneği izlemeli ve herhangi bir belirti veya problem olmadığı takdirde müdahale edilmemeli, doğal seyrine bırakılmalıdır.  Doğum kanalına buzağının inmesinden önce bir düvenin 2-4 saat sancılanması oldukça sık görülür.  Doğum süreci 1-2 saat sürebilir.  Ergin inekler için sancılanma süresi genellikle 1-3 saat ve doğum süresi ise 1 saat sürebilir.
5. Doğuma Yardım: Eğer yardım gerekiyor ise şunlara dikkat edilmelidir:
a) Başlamadan önce eller yıkanmalıdır.
b) Suni Tohumlamada kullanılan omuz boyu plastik eldiven giyilmelidir.
c) Eldivenin üzerine kayganlaştırıcı sürülür.
d) İnek muayene edilir.  Serviksin açıldığı ve buzağının doğru doğum pozisyonunda olup olmadığı kontrol edilir.  Buzağının gelişini kolaylaştırmak için pozisyonunu ayarlayabilirsiniz.   Buzağının canlı olup olmadığından emin olmak için tepkisini kontrol edebilirsiniz.
e) Buzağıyı çekmek için kullanılacak aletler temizlenir.  Buzağıyı çekmek için sadece paslanmaz çelikten olan doğum ipleri kullanılmalıdır.  Kontamine olabilecek ip veya benzer şeyler kullanılmaz.
f)  Sadece inek kasıldığı zaman arkasını aşağı doğru çekiniz.
g) 30 dakika içinde başarılı olamaz iseniz profesyonel yardım çağırınız.
6. Doğum Sonrası Aktiviteler: Doğum işlemi tamamlandıktan sonra şunlar yapılmalıdır;
a) Ağız sütü sağılır.  6 litre ağız sütü alınır ve kalanı dondurulur.  Eğer inekte mastitis var ise ağız sütünü buzağıya vermeyiniz.
b) Buzağıya (45 kg ağırlığında) 2 litre ağız sütünü mümkün olan en kısa sürede veriniz.  Tavsiye edilen süre, doğumdan sonraki ilk 30 dakikadır.  Doğumdan 6 saat sonra 2 litre daha ve 12 saat sonra tekrar 2 litre veriniz.
c) Göbek kordonu tentürdiyot’a (%7’lik) batırılır.
d) Buzağıyı kurulayınız.
e) Buzağının kimliğini belirleyiniz (küpesini takınız) ve kimlik numarasını ve annesini kayıt ediniz.
f) Buzağıyı, bireysel buzağı padoğuna alınız.
7. Kayıt Et ve İzle: Sürünün idaresinin gelişmesinde doğru kayıt tutulması önemlidir.  Buzağı, inek ve doğum işlemi ile ilgili bilgileri içeren bir kayıt sistemi, çiftlikte uygun protokollerin hayata geçirilmesinde yardımcı olur.  Bu kayıt edilen bilgiler, en azından, ineğin kimliği, cinsiyeti, doğum zamanı (tarih ve saat), gözlemi yapan kişinin adı, zorluklar ile ilgili yorumlar ve yemleme bilgisi şeklinde olmalıdır.  Ayrıca ineğin vücut kondisyonunu tespit etmek için de uygun bir zamandır.
8. İneği lohusa padoğuna geçiriniz.

Burası buzağılar için uygun bir yer değildir.  Ne yazık ki resimde görülen bu çiftlikte ineklerin bağlı sistem barınaklarında doğum yapmalarına izin verilmektedir.  Buzağı dünyaya geldiğinde bu kirli ve patojenlerle kaplı ortama girmektedir.  Burada olan doğum, çalışanların ineği sağıp beslemesi açısından uygun olsa da buzağı çok fazla patojene maruz kalmakta ve buzağı üzerinde ek stres yaratmaktadır.  Bunun sonucunda, iyi sevk ve idare koşullarında yetişen hayvanlara kıyasla, böyle kötü koşullarda doğan hayvanlar ergin hale geldiklerinde iyi performans göstermezler.  Buzağılar temiz bir ortamda, bol temiz havada yetiştirilmelidir.   Ancak ne yazık ki bu resimde görülen olumsuz koşullar, dünyanın pek çok yerinde görülmektedir.

Lohusa İnek Periyodu (Doğumdan sonraki 0-15. günler)

Lohusa takip programı, sütçü sığır sevk ve idare programının en gerekli olan bölümüdür.  Bu programın amacı, lohusa ineklerin olası problemlerini belirleyip erken bir şekilde tedavi etmektir.   Çiftliğinizdeki lohusa takip programını, veteriner hekiminizle birlikte oluşturmalısınız.  Bu programı uygulama görevi olanların sorumluluğu büyük olduğu için, hangi davranışların normal olmadığı ve bu durumla ilgili olan çözümün ne olduğu açısından iyi eğitilmiş olmaları gerekmektedir.  Başarılı bir lohusa takip programı sadece süt verim performansını değil, aynı zamanda döl verimi performansını da geliştirir.
1) Barınaklar: Lohusa inekler, serbest yataklı, günlük muayeneye imkan verecek şekilde yemlik önünde makasları olan bir padokta tutulmalıdırlar.  Barınak koşulları laktasyondaki diğer ineklerinki ile aynı olmalıdır.
2) Besleme: Bu gruptaki ineklerin rasyonu, geçiş dönemi rasyonu ile aynı olmalıdır.  Ancak bu gruptaki ineklerin kuru madde alımları daha fazla olacaktır.  Yemleme süresinin sonunda, yemlikler kontrol edilerek biraz yemin kaldığını kontrol etmek önemlidir.  İnek başına günde 15 kg yem verme esası iyi bir beslenme noktası oluşturur.  Bu değer, doğumdan sonraki 1-15inci günlerde, eşit sayıda inek bulunduğu esasına göre tahmin edilmiştir.  Eğer farklı ise, gruptaki ineklerin hangi günde olduklarına göre ya daha az ya da daha çok verilmelidir.   Lohusa inekler, 15 günlük periyodun sonuna doğru günde yaklaşık 20 kg civarında yem tüketmelidirler.  Fazla miktarda içme suyunun da temin edilmesi önemlidir.  Serbest erişim esası ile bir tampon preparatı (yemek sodası) ve uzun saplı kuru otun bulundurulması da önerilmektedir.  Bu ikisinin bulundurulması, ineklerde asidozis olma riskini azaltacaktır.
3) Lohusa İzleme Programı: Bir lohusa izleme programının olmasının nedeni, inekleri yakından izleyerek laktasyonun sonraki günlerindeki performansını tehlikeye atacak herhangi bir metabolik veya diğer sonuçlara yol açacak durumları zamanında engellemektir.  Pek çok program mevcuttur, ancak kendi sürü veterinerinizle birlikte kendi sürünüze en iyi sonucu vereni hazırlamanız sizin için daha iyi olur.
İzleme programı aşağıdakileri kapsamalıdır:
a) Rektal vücut sıcaklığı: Vücut sıcaklığının yükselmesi bir enfeksiyonun habercisidir.
b) İştah: Yemden kesilen bir inekte, rumen sorunları olabilir veya abomasum’un yer değiştirmesi ile ilgili bir belirti olabilir.
c) İneğin Hareketleri ve Duruş Pozisyonu: Süt humması ile ilgili erken görülen bir belirtidir.
d) Somatik Hücre Skoru: Memedeki enfeksiyonunun göstergesidir, subklinik (gizli) seviyede bile olsa ineğin performansı üzerinde negatif bir etkisi vardır.
e) Genel Görünüm: İneğe baktığınız zaman, kendinize şu soruyu sorun; “Bu inek sağlıklı görünüyor mu?”
f) Vulva’dan akıntı veya koku gelmesi: Bu belirti, döl yolu enfeksiyonunu veya problemini işaret eder.
g) Kayıt Tutma: Lohusa ineklerle ilgili günlük kayıtlar tutulmalıdır.
h) Duruma göre tedavi/müdahale: Eğer inekte sorun görülüyor ise ona uygun tedavi yapılmalıdır.
i) Kapsamlı bir lohusa inek muayene programı hazırlamak için veteriner hekiminize danışınız.

Lohusa inek programı ve geçiş dönemi programı olan çiftlikler, inek performansını arttırmaktadırlar.  Lohusa inek ve geçiş dönemi programlarının uygulanması ile hem süt verimi hem de döl verimi performansı büyük oranda artmaktadır.  Başarının temin edilmesinde bu görevin ciddi bir şekilde algılanması ve çiftliğe uygun olarak düzenlenmesi önemli bir yer teşkil eder.  Programın düzenli ve değişmeyen şekilde devam etmesi için bu izleme/takip görevinin her gün, aynı kişi tarafından yapılması gerekmektedir.  Bu işten sorumlu kişinin, her bir ineği inceleme (muayene) işini çok aceleyle yapmaması önemlidir.

Laktasyon ve Gebelik Periyodu (15inci Günden Kuru Döneme kadar)

Laktasyon periyodu boyunca ineğin süt vermesi ve gebe kalması beklenir.  Bu dönemde ineğin performansını izleyip, doğru zamanda, önerilen sevk ve idare pratiklerini uygulamak önemlidir.  Özellikle süt verimini, günlük süt verimi ortalaması şeklinde değil her bir inek için laktasyon eğrisi şeklinde takip etmek çok önemlidir.  Bunun yanında, vücut kondisyonu ve kuru madde tüketimi de yakından takip edilmelidir.  Yine bu dönemde, bir ineğin gebeliği teyit edilene kadar, bir döl verimi (reprodüksiyon) izleme programını uygulamaya koyup, inekleri kızgınlık açısından izlemek çok önemlidir.
1) Barınaklar: Laktasyondaki ineklerin barınakları temiz, kuru ve rahat olmalıdır.  Sıcak iklimlerde, hava sıcaklıklarının yükseldiği periyotlarda (25°C’nin üzerinde) ek soğutma temin edilmelidir.  İlk kez yavrulamış düvelerin, tüm laktasyonları boyunca ayrı bir grupta tutulması önerilmektedir.  Bu şekilde ayrı tutularak bu düvelerden yüksek süt verimi elde edilmesi yanında, ilk laktasyon boyunca büyümeleri temin edilmiş olur.  Yemlik önünde her bir inek için yeterli alan olması gerekir.  İnek başına en az 60 cm’lik bir alan yeterlidir.  Çok kalabalık padoklar, özellikle yemlik önünde aşırı yoğunlaşma, ineğin süt verimini ve döl verimini düşürür.  Yüksek döl verimi elde etmek için inekler gebelik elde edilene kadar aynı yerde tutulmalıdır.  İneklerin farklı gruplara aktarılmasından kaçınılmalı veya kısıtlanmalıdır.  İnekler başka bir gruba her geçtiklerinde veya rasyon aniden değiştiğinde, ineklerin yeni gruba ve yeni yemlere alışması yaklaşık 30 gün almaktadır.  Bu yüzden, ineklerin yıllık döngüleri içinde, minimum miktarda değişiklik onların performansını arttırır.
2) Yemleme/Besleme: Yemleme rasyonları, sürünün verim seviyesine göre geliştirilmelidir.  İneklerin vücut kondisyonları yakından izlenmelidir.  Doğumdan sonraki ilk 60 gün içerisinde ineğin zayıflaması (kilo kaybetmesi) beklenen bir durumdur.  Fakat bu süreden sonra laktasyonun yaklaşık 180inci gününe kadar stabil (sabit) olmalıdır.  Bu zamanda biraz ağırlık artışı elde edilebilir.  Hedef, laktasyonun sonunda ineğin vücut kondisyon skorunun 3.50 olmasıdır.  Yemleme programının bazı anahtar faktörleri aşağıdaki gibidir.
a) Kuru Madde Tüketimi (DMI): Laktasyonun ilk başlarında, 35-40ıncı günler arasında, inekler canlı ağırlıklarının %4.00-4.25’i oranında kuru madde tüketmelidirler.  Bu oran, laktasyonun sonunda canlı ağırlığın %3.25-3.50 oranına düşer.
b) Besleyici (Nutrient) Yoğunluk: Rasyonun besleyici yoğunluğu (protein ve enerji seviyesi), laktasyonun başında ve sonunda aynı seviyeye yakın olmalıdır.  Laktasyonun sonunda, süt verimi daha az düşer, fakat inek gebelik ve canlı ağırlık artışı için ek protein ve enerji gereksinimi içinde olur.
c) Selüloz Miktarı (Seviyesi): Rasyondaki Nötr Deterjan Selülozu (NDF) %27 ile %32 arasında olmalıdır.  Söz konusu NDF miktarının %75’inin kaba yemden gelmesi gerekmektedir.  İyi bir rumen fonksiyonu sağlamak için Asit Deterjan Selülozu (ADF) oranı ise %16-19 oranında olmalıdır.  Daha fazla miktarda ADF, sindirilemez ve kuru madde tüketimini düşürür.
d) Rasyon: Ulusal Araştırma Konseyinin (NRC) tavsiyelerini kullanarak rasyon hazırlanmalıdır.  Yemliği dikkatlice izleyip yem tüketiminin, hangi yem maddelerinin reddedildiğinin ve ineğin performansının da takip edilmesi önemlidir.  En önemli rasyon, ineğin tükettiği rasyondur.  İyi bir izleme programının olması çok gereklidir.  Kullanılmakta olan kaba yemin test değerlerinin gerçek analiz değerleri olup kitap bilgileri olmaması da ayrıca çok önemlidir.  Kitap değerleri, tüketilmekte olan kaba yemin gerçek değerini temsil etmeyebilir.
e) Kaba Yem Kalitesi: Rasyonun en önemli hammaddesi kaba yemlerdir.  Kaba yemin kalitesi ne kadar yüksek olur ise söz konusu rasyon, inek için o kadar yararlı olur.
f) Vücut Kondisyon Skoru (BCS): Sürüde vücut kondisyonunun izlenmesi düzenli aralıklarla yapılmalıdır.  Skorun tek başına hangi rakam olduğunun değil, elde edilen rakamda tespit edilen değişimin miktarı önemlidir.  Etkili bir skorlama programı her seferinde aynı kişi tarafından, aynı laktasyon döneminde olan ineklerle değişim belirlemek üzere yapılmalıdır.
3) Döl verimi (Reprodüksiyon): Döl verimi olmadan verim söz konusu olamaz.  Dölverimi; laktasyonun başında çok önemli bir aktivite olup ineğin tekrar, zamanında gebe kalmasını sağlayan bir husustur.
a) Gönüllü bekleme periyodu belirleyiniz.  Bu periyot, ineğin ilk kez suni tohumlama yapılacağı zamanı belirlemek için kullanılır.  Bu bekleme süresi çok kısa olur ise, suni tohumlamada daha fazla sperma kullanılmasına ve gebeliğin gecikmesine yol açar.  Pek çok durumda, inekler laktasyonun ilk 50-60 gününde negatif enerji balansı (değeri) yaşarlar.  İnek kızgınlık belirtisi gösterse bile, enerji değeri sağlandıktan 15-17 gün sonra yumurtlayabilir.  Gönüllü bekleme periyodu ile ilgili tavsiyeler şu şekildedir:
i) Kızgınlık Tespiti: Laktasyonun 50-55inci günlerinde, tüm inekler kızgınlık yönünden kontrol edilmelidir.
ii) Suni Tohumlama: İlk suni tohumlama, laktasyonun 75-80inci günlerinde yapılmalıdır.
iii) Gebelik: Laktasyondan 120inci güne kadar gebelik temin edilmelidir.  Bu sürede gebelik temin edildiğinde buzağılama aralığı 13 ay olur.
b) Gerçekçi hedefler belirleyerek iyi bir döl verimi performansı temin edin.  Hedef belirlerken sadece elde etme seviyesi değil aynı zamanda bir zaman temeline de bağlı olmalıdır.
c) Kızgınlık Tespiti: İyi bir döl verimi için anahtar, kızgınlık tespitidir.  Bir çiftlikte kızgınlık tespit oranı %70’in üzerinde olmalıdır.  Çiftlikte bir program geliştirilip, kızgınlık tespitinin izlenerek bu seviyenin elde edilmesi çok önemlidir.  Pek çok kızgınlık tespit modelleri vardır ve sizin çiftliğiniz için biri adapte edilebilir.
4) Vücut Kondisyon Skorunun Belirlenmesi: Düzgün aralıklarla, sürünün Vücut Kondisyon Skoru izlenmelidir.  Laktasyonun çeşitli safhaları için çeşitli skor değerleri hedeflenmelidir.
5) Mastitis Kontrolü: İyi bir mastitis kontrol programı takip edilip uygulanmalıdır.  Toplu şekilde Somatik Hücre Skorunun düşürülmesi sadece daha fazla sütün elde edilmesini sağlamaz, aynı zamanda döl verimini de arttırır.

ÖZET

Bu döküman, sütçü ineklerden daha yüksek seviyede süt verimi ve döl verimi etkinliği temin etmek için genel bir rehberdir.  Üstün verimli bir sürü ile düşük verimli bir sürü arasındaki fark, çoğunlukla yüksek verimli çiftlikte detaylara daha fazla önem verilmesidir (dikkat edilmesidir).  Başka bir deyişle, söz konusu işin yapılması gereken zamanda yapılmış olmasını temin etmektir.  Bahsedilmiş olan bu kategorilerin her birisine, ineğin performansını arttıracak şekilde pek çok başka aşamalar da ilave etmek mümkündür.

Kriz Döneminde Sürü Yönetimi
(Lindell Whitelock – Ocak 2009)

Her yerde özellikle de süt sığırcılığı endüstrisinde 2009 zor bir yıl olacaktır. Hem A.B.D.’de hem de Avrupa’da pek çok düşüşler gözlenecektir.  Halen süt fiyatları %40’dan fazla düşmüş olup yem fiyatları da normalin çok üstündedir.  Süt sığırcılığı sevk ve idaresinde pek çok önemli noktayı süt sığırcılığı yapan çiftliklere iletmeniz için gönderiyorum.

  1. Fiyata bağlı olarak kararlar alarak, bir sütçü sığır işletmesi başarılı bir şekilde idare edilemez.  Çiftçiler piyasa fiyatlarını kontrol edemezler.  Ancak masraflara bağlı sevk ve idare kararları almak zorundadırlar.
  2. Masraflardan tasarruf yapmak daha az para harcamak olarak algılanmamalı, bunun yerine harcanan paraya karşılık en fazla kıymette olanın alınması anlaşılmalıdır.  Bir diğer deyişle odaklanma performans üzerinde olmalıdır.
  3. Döl verimi etkinliği, belki de çiftçilerin yaptığı en pahalı hatadır.  İnekler zamanında eşleştirilerek ineğin en üst seviyede performans vermesi temin edilmelidir.
    Harcamaların kısılmasında bakılacak yerlerden bazıları şunlardır:
    a) Çiftliklerin hedefi, ineklerin laktasyonun 120inci gününden evvel gebe kalmalarının sağlanması olmalıdır.  Bu bir gerekliliktir.  İneklerin zamanında döl tutmalarının sağlanamaması, genellikle kızgınlık tespiti ile ilgilidir.  Bu sebepten düzgün kızgınlık tespiti, çiftliğin başlıca önceliklerinden biri olmalıdır.
    b) Laktasyonun 180inci gününden sonra yem etkinliği çok fazla düşer.  Normal koşullarda laktasyonun başında tüketilen her 1 kg yeme karşılık 2 kg süt üretilmesi gerekir.  Bu oran 180 günden sonra 1 kg yeme karşılık 1 kg süt verimi seviyelerine düşer.  Bu süreden sonra da bir kilo yeme karşılık üretilecek süt miktarı düşmeye devam eder.  Bu da yem masrafını arttırmış olur (Özellikle süt veren ineklerin çok uzun süre laktasyonda tutulduğu hallerde).
    c) Kuru dönemin süresi de masrafların tasarruf edileceği bir yerdir.  İneklerin 60 günden fazla kuruda kalmaya ihtiyaçları yoktur.  Tüm çalışmalar, daha uzun kuru dönem süresinin ekonomik bir avantajı olmadığını ortaya koymuştur.  Kuru dönem barınağında 60 günden fazla tutulan her bir ineğin, günlük masrafı yaklaşık 5 ABD dolarıdır.  İneklerini kuru dönemde uzun süre tutan çiftçiler para kaybederler.
    d) Pennsylvania Devlet Üniversite’sinde yapılan çalışmada gösterilmiştir ki 120 günden fazla boş kalan ineklerin çiftliğe olan masrafı günde 2.85 ABD dolarıdır.  Bu rakam, ineğin verim ve performans kaybına bağlı olarak hesaplanmıştır.
    e) Önemli olan bir diğer husus ise düve yetiştirme programında tasarruf yapılmamasıdır.  Yetiştirilen düveler 24 aydan sonra laktasyona başlarlar ise size masrafı gün başına 5.00 ABD dolarıdır.  Buna bağlı olarak düvenin yetiştirme masraflarını çıkarmak için onu daha uzun süre sağmak gerekecektir.
    f) Mastitis kontrolü çok önemli bir konudur.  200.000’in üzerinde Somatik Hücre skoru olan inekler süt kaybından muzdarip olurlar.  Bu durumdaki ineklerin iyileştirilmesi için tedavi masrafları da gerekecektir.
  4. Çiftlikteki çalışanların, özellikle ineklerle doğrudan ilgilenen çalışanların etkinliğinin yeniden değerlendirilmesi önemlidir.  Çiftliğin idareci konumunda olanların da değerlendirilmesi gerekir.  İşçi başına çok fazla sayıda müdürün düşmemesine dikkat edilmelidir.
  5. İnekleri sağlıklı tutunuz.  İnekleri sağlıklı tutacak ürünleri kullanmak hasta hayvanları tedavi etmekten daha az masraflıdır.
    Yukarıda sayılanlar, şimdiki gibi ekonomik koşulların olduğu zamanlarda değerlendirilebilecek birkaç öneridir.  Ancak bu problemlerin çoğunu düzeltmek zaman alır.  Bu sebepten süt sığırcılığı işletmelerinin etkinliğini ekonominin iyi olduğu zamanlarda değerlendirip, düzeltmeler yapmak çok önemlidir.

Bina ve Barınaklarla ilgili Projeler:

Bu ziyaret esnasında yeni çiftlik kurma ile ilgili ziyaretler yapıldı, kişilerle görüşüldü. Türkiye’de hala çiftçiler ve idareciler tarafından süt sığırcılığı işletmesinin nasıl olması gerektiği konusunda anlaşılmamış hususlar bulunmaktadır. Türkiye’nin iklim koşullarına bağlı olarak çok ucuz bina/ barınaklar dizayn edilebilir. Ancak havalandırma ve soğutma sistemlerinin kurulması şarttır (gerekliliktir). Bu ülke için üzeri brandalı, kenarları tamamen açık barınaklar çok uygundur. Yapılan ziyaretlerde açıkça görülmektedir ki inekler hep dışarda yatarak barınakların içindeki konforun iyi olmadığını bize anlatmaktadırlar. Sıcak havanın etkisini inekler, biz insanlardan çok önce hissedip etkilenmektedirler. Türkiye’de ineklerin serin tutulması temin edildiğinde dölverimi etkinliği ve süt verimi ile ilgili faktörlerden birisi büyük oranda düzeltilmiş olacaktır.

Türkiye’de inekleri serin tutmanın en iyi yolu “buharlaştırmalı soğutma”dır. Bu da, ineklerin ıslatılması ve sonra ineklerin sıcaktan korunması için fanların kullanılarak havanın hareketinin sağlanıp ineklerin üzerinden sıcaklığın uzaklaştırılması demektir. Buharlaştırmalı soğutmada, ineğe 3-4 dakika su püskürtülür ve sonra 11-12 dakika boyunca da fanla serinletilir. Türkiye’de bu sistemin kullanılmasında olası bir kısıt, su kaynaklarının elverişli olmaması durumudur. Bu sistem önemli miktarda su gerektirmektedir, dolayısıyla kurulan her buharlaştırmalı soğutma sistemi, sıcaklık ve nem kontrolüne sahip olmalı ve sadece inekler için gerçekten ihtiyaç olduğunda devreye girmelidir.

Bir çok durumda gözden kaçırılan diğer bir mesele de çiftliklerde atıkların yok edilmesi ile ilgili çevresel konulardır. Bugünlerde atıkların yok edilmesi biraz önemseniyor olsa da sürü büyüklüğü arttıkça çevresel etkisi daha büyük bir sorun olacaktır. Yeni işletmeler dizayn edilirken bu sorun daha fazla göz önünde bulundurulmalıdır.

Çiftçilerle işletmeler hakkında konuşurken sık sık besi danalarının bakılma şartlarıyla süt inekçiliği arasında bağlantı kuruyorlar. Sütçü ineklerin çevresel gereksinimleri besi sığırlarından çok farklıdır, bu yüzden besi sığırlarına uygun olarak dizayn edilmiş bir işletme sütçü ineklere uygun olmayacaktır. Çiftçilere bu farklılıkları hatırlatmaya devam etmek önemlidir.

Ege Vet’e daha önce, ahırların (barınakların) büyüklüğü ve sütçü inek barınaklarının diğer özellikleri ile ilgili kılavuzlar sağlanmıştı. Bu dökümanların çevirisi yapılmalı ve potansiyel müşteriler yeni işletmeler kurmaktan söz ettiklerinde onlarla paylaşılmalıdır. İyi planlanmış barınaklar, sütçü ineklerde gelişmiş üretimi ilerletecek ve aynı zamanda çiftçiler için iyi bir finansal dönüş sağlayacaktır.

Giriş & Genel Bakış:
Türkiye’ye yapmış olduğum bu ziyaretim sırasında yine aynı sorunlar üzerinde tartışıldı.  Ancak benim amacım, kuru dönemdeki ineğin sevk ve idaresinin, inek performansı üzerinde nasıl etkili olduğu ve gelecek laktasyon veriminde, kuru dönemdeki ineğin sevk ve idaresinin nasıl en önemli nokta olduğu konularına dikkat çekmek idi.  Diğer önemli konulardan bir tanesi de, Türkiye’deki sütçü sığır çiftçilerinin sürüye katılacak yeni düveleri yetiştirebilmeleridir.  Eğer düveler gerektiği şekilde yetiştirilemez ise, damızlık programında (suni tohumlamada) kullanılan ırkların avantajlarını/yararlarını arttıracak, yüksek verimlilikte inekler elde edilemez.  Çiftlikleri ziyaret ettiğimizde, kaba yem kalitesi, rasyon değişimleri ve diğer yem sorunları ile ilgili daha önceden tespit ettiğimiz sorunlar elbette hala mevcuttu.  Mastitis, pek çok çiftlikte hala önemli bir sorundur ve mastitis, verim ve döl verimi üzerinde olumsuz etkisinin yanında, diğer başka sorunlara da yol açmaktadır.  Bu raporda pek çok konu üzerinde duracağım, görüştüğümüz çiftçilere dağıtmak için ilgili bölümleri uygun bir şekilde ayırıp onlara ulaştırabilirsiniz.

Buzağı & Düve Sayısının Arttırılması:
Bir buzağı doğduğunda, sütçü sürüye dahil edilene kadar çiftlik için masraf yaratır.  Bir düveyi 24 aylık olduğunda sütçü inek grubuna katmak ve yüksek kalitede, fazla miktarlarda süt elde edebilmek hayvanın sağlığını koruyup detaylara dikkat etmeyi gerektirir.  İyi bir ortam olmasını sağlamak için, inek ve düve barınakları temiz olmalı, iyi havalandırılmalı ve kuru olmalıdır.  Aşağıda verilen buzağı yetiştirme programı, çiftlikteki sütçü inek programına dahil edilmelidir.

  1. Buzağı, doğduğunda inekten ayrılmalı ve kolostrum (ağız sütü) ile beslenmelidir.  Buzağının pasif bağışıklığının sağlanması için, ilk 12 saat içerisinde 6 litre ağız sütü içirilmelidir.
  2. 1-56 günler arasında buzağılar bireysel padoklarda tutulmalıdır.  Genç buzağıları bir grup halinde barındırmak,  buzağıları birbirlerini “emmeye” teşvik eder.  Hayvanlar birbirini emecek şekilde bir arada tutulur ise, düvelerde daha yüksek oranda mastitis görülmesine neden olabilir.  Buzağıları bireysel padoklarda tutmak, hastalık veya enfeksiyon yayılma riskini de azaltmaktadır.  Çiftlikteki tam süt, buzağıları besleme amaçlı kullanılıyorsa, hastalıkların inekten buzağılara geçme riskini azaltmak için, süt pastörize edilerek verilmelidir.
  3. Buzağıların çok erken dönemlerinde (3 ila 5. günlerde), önlerinde her zaman konsantre yem, kaba yem ve su bulunmalıdır.  Pelet halindeki konsantre yemler, rumen gelişimini teşvik eder.  Su, kova ya da emzikli şişe ile verilmelidir.  Suyun verilmesi, katı yem tüketimini teşvik eder ve rumen gelişimini arttırır.
  4. Buzağıların gruplandırılması önemlidir.  Hayvanların yaşlarına göre gruplandırılması tavsiye edilir.  Buzağılar ilk iki ay içerisinde bireysel padoklarda tutulmalıdır.  Daha sonra 2 aylıktan 4 aylığa kadar olan, küçük gruplar halinde gruplandırılmalıdır (Grup başına en fazla 10 hayvan).  İlk 12 ay süresince, genellikle yaş grupları aşağıdaki gibi olmalıdır:
    1.Grup 4-6 Aylık
    2.Grup 7-12 Aylık
    3.Grup 13-14 Aylık
    4.Grup 15-18 Aylık
    5.Grup 19-22 Aylık
    6.Grup 22-24 Aylık
  5. 3.Gruptaki düveler, suni tohumlama yapılacak olan düveler olabilir.  Bu gruptaki düveler, gebe oldukları teyit edilene kadar bu grupta kalmalıdırlar.  6.Gruptaki düvelere, beslenme açısından, kuru dönemdeki düvelerle aynı şekilde muamele edilmeli ve bu düveler de buzağılamadan yaklaşık üç hafta önce geçiş dönemi yemlemesine dahil edilmelidir.
  6. Düvelerin büyüme şeklini izleyin.  İyi bir düve programının hedefi, kas ve kemik yönünden iyi gelişmiş, ancak şişman olmayan düveler yetiştirmektir.  Eğer düveler şişmanlar ise, yaşam boyu performansları üzerinde negatif bir etkisi olur.  Beklenen büyüme şekli, hem boy ve hem de ağırlık yönünden izlenmelidir.  Aşağıdaki tablo Holstein düvelerine aittir.
    Yaş Ağırlık (kg) Boy (cm)
    4 Aylık 125 93
    8 Aylık 235 111
    14 Aylık 375 127
    18 Aylık 475 132
    22 Aylık 575 137
  7. Süt, süt ikame yemi (buzağı maması) ve buzağı starter (başlangıç) yem karışımları için önerilen beslenme programı Ege Vet’e gönderilmiştir.  Düvelerinde yukarıdaki hedeflere ulaşamayan çiftçiler ile, bu yemleme tablosunu paylaşmanız yerinde olur.

Düveleri 23-25 aylık olduklarında sütçü sürülere dahil edilebilecek şekilde tohumlayabilmek için, hayvanların büyüme performansını izlemeye devam etmelidir.  Sürüye katılacak düveleri yetiştirmek, sütçü sürü performansının maliyetli bir bölümüdür.  Bu sebepten, düvelerin iyi bakılarak sütçü sürüye en kısa sürede yetişmeleri (katılmaları) temin edilmelidir.

Kuru Dönemdeki İneğin Sevk ve İdaresi:
İyi bir döl verimi ve iyi bir süt verimi performansı kuru dönemde başlamaktadır.  Kuru dönemdeki inekler, laktasyondaki ineklerden ayrı olarak ve çiftliğin en temiz ve en rahat bölümünde tutulmalıdırlar.  Kuru dönemdeki inekler çok kalabalık olmamalı ve yeterli yemlik alanı olmalıdır.  Şişman inekler, buzağılamadan önce iyi yemediğinden ve erken laktasyon döneminde metabolik problemlere daha duyarlı olduklarından, bu dönemdeki vücut kondisyonu önemlidir.  İnekleri, kuru dönem padoklarında çok uzun süre tutmak, çiftçi için çok maliyetli bir yatırımdır.
Aşağıdaki öneriler, kuru dönem sevk ve idare programında takip edilmelidir.

  1. Kuru dönem süresi 75 günü geçmemelidir, çünkü tavsiye edilen gün sayısı 60 gündür.
  2. Kuru dönem, iki periyoda bölünmelidir, ilki kuru dönemin başlangıcından, beklenen doğum tarihinden 21-25 gün öncesine kadar olan periyottur.  İkincisi, doğumdan önceki son 21-25 gündür.  Bu süreç, genellikle geçiş dönemi olarak adlandırılır.
  3. Kuru dönem süresince inekler, çok temiz bir ortamda tutulmalıdırlar.  Temiz bir ortam, erken laktasyon mastitisini ve ayrıca uterus içi enfeksiyonlarla ilgili problemleri de azaltır.
  4. Erken kuru dönem süresince, ineklere düşük protein, düşük enerji diyeti verilmelidir.  Bu dönemde kuru madde yem olarak, vücut ağırlıklarının yaklaşık %2’sini tüketirler.  Bu süreç içerisinde, inekleri gözleyerek iyi rumen fonksiyonu olduğunu temin etmek önemlidir.  Bu durumun tespiti için, geviş getiren hayvan sayısının izlenmesi gerekir.
  5. Eğer inek, beklenen doğum tarihinden önceki 21-25 günlük süreç içerisinde ise, “doğumu yakın olan” gruba alınmalıdır.  Bu grup özellikle yem tüketimi (DMI: Dry Matter Intake- Kuru madde tüketimi) ve ruminasyon açısından yakından izlenmelidir.  Bu dönem süresince ineklerin yem yemelerini sağlamak önemlidir.  Bu dönemde iyi bir rumen fonksiyonu temin etmek için, verilen rasyon daha fazla protein, daha fazla enerji ve yeteri kadar yüksek kalitede kaba yem içermelidir. Bu grupta hayvanlar için geniş bir alan sağlamak önemlidir.  Gruplar aşırı kalabalık olduğunda, yem tüketiminde azalma eğilimi olur ve bu da laktasyondaki ineğin performansı üzerinde negatif bir etki yaratır.
  6. Kuru dönmedeki ineklerin vücut kondisyonunu izlemek ve ineklerin şişmanlamasını önlemek son derece önemlidir.  Şişman inekler, buzağılama zamanında yem yemezler ve bu da erken laktasyon döneminde Ketozis olma olasılığını arttırır.
  7. Vücut kondisyon skoru ve Kuru Madde Tüketimini izleyiniz.  Kuru dönem süresince ineklerin yem yemesini sağlamak gerekir, ancak kilo artışı sadece karnındaki yavrusunun büyümesi ile ilgili olmalı ve ineğin kendisi kilo almamalıdır.

İyi bir kuru dönem inek programı ile birlikte, iyi bir lohusa inek programı uygulandığında, sürünün performansı üzerinde oldukça pozitif bir etki yaratır.  Bir sonraki laktasyonda iyi süt verimi ve iyi döl verimi temin etmek için, doğum öncesi ve doğum işlemini takiben hemen ineğin sağlıklı kalmasını sağlamak önemli olduğundan, birLohusa İnek Programının kullanılması gereklidir.  Bu nedenle, sürüde “lohusa inek grubu”nun olması ve ineklerin sağlıklı kalmalarını sağlamak amacıyla bir “lohusa inek programı” uygulamak önemlidir.  Lohusa inek programı, doğumdan sonra en az 10 gün süreyle uygulanmalıdır, bununla birlikte 15 günlük bir periyot kuvvetle tavsiye edilmektedir.  İneklerin sağlıklı olmasını sağlamak için, lohusa inek programı takip edilmelidir.  İneklerin sağlıklı olmasını sağlamak, daha iyi inek performansı ile sonuçlanır.  Lohusa inek programı için örnek olarak bir kontrol şeması verilmiştir ve sizin çiftliğinize göre ayarlanabilir.  Bir protokolün belirlenerek takip edilmesini sağlamak, sürülerdeki erken laktasyon problemlerini azaltır ve böylece sürünün döl verimi etkinliğini arttırır.  Bunun yanında, doğumdan 3 ila 5 gün sonra, her inek mastitis açısından kontrol edilmelidir.  Eğer mastitis bulunursa, inek tedavi edilmelidir.  Bu işlemin, sürüdeki SHS (Somatik Hücre Sayısı) değerinin düşürülmesi üzerinde pozitif etkisi olması yanında, döl verimi üzerinde de olumlu bir etki yaratacaktır.
Her sütçü sığır işletmesinde, süt verim seviyesini ve döl verimi performansını arttırmak için, başarılı bir kuru dönem inek programı ile iyi idare edilen lohusa inek programının bulunması şarttır.

Kuru Dönemdeki İneğin, Süt Veren İnek Haline Geçirilmesi:
İyi bir performans için, buzağılama tarihinden üç hafta önce başlayan ve kuru dönemdeki ineği laktasyon dönemine geçişini temin eden bir geçiş dönemi programının kullanılması şarttır.  Bu periyotta özel bir diyet gereklidir ve ineği yakından izlemek önemlidir.
Buzağılamadan 21-25 gün önce başlayan ve erken laktasyon sürecini içine alan beslenme periyodu en zor dönemdir.  İnekler doğuma yakın dönemde iyi beslenmezlerse, laktasyon başında olması gerektikleri kadar verimli olamazlar ve laktasyondaki performansları düşer.
Geçiş dönemi aşağıdaki gibi idare edilmelidir:

  1. İneğin doğru miktarda yem yemesini sağlamak için Kuru Madde Tüketimini izleyin.  Temel bir kural olarak, bu gruptaki inekler yaklaşık olarak, günde 10 kg Kuru Madde tüketmelidirler.  Bu miktar, doğumdan birkaç gün önce biraz düşer, ancak doğumdan sonra 24 saat içerisinde tekrar yükselmelidir.
  2. İnekleri izleyin ve geviş getirdiklerinden emin olun. Bunu izlemek, size hayvanların sadece konsantre yemi değil kaba yemleri de tükettiğini tespit etmenizi sağlar.  Abomasumun yer değiştirmesinden korunma açısından, iyi rumen fonksiyonunun olması önemlidir.
  3. Rasyonun besin değeri yüksek olması gerekir, fakat aynı zamanda %30-33 oranında NDF (Nötral Deterjan Selüloz) ve %16-19 oranında ADF (Asit Deterjan Selüloz) içermelidir.  Kaba yem tüketimini sağlamak için, yüksek kalitede kaba yemin verilmesi gerekir.  Eğer kaba yem olması gerektiği kadar kaliteli değilse, inek başına 500 gr buğday samanı ekleyin.  Buğday samanı 18 mm uzunluğunda kesilerek rasyon içerisine karıştırılmalıdır.
  4. Bu dönemdeki rasyon, laktasyon rasyonu içindeki yem hammaddelerinin aynılarını içermelidir.  Bu şekilde besleme yapıldığında, rumenin VFA (Uçucu Yağ Asitleri) üretmesi temin edilmiş olur.
  5. Buzağılamadan sonra, geçiş dönemi süresince verdiğiniz rasyonun aynısını, fakat daha fazla miktarlarda verin.  Doğumdan sonra, yem değişikliğini önleyerek inekte iştahsızlık olmaması sağlanmış olur.  Eğer inekte iştahsızlık görülürse, ketozis, süt humması ve abomasum’un yer değiştirmesi açısından kontrol ediniz.
  6. Mineral dengesini yakından takip ediniz.
  7. Eğer yüksek kalitede kaba yem mevcut değilse, rasyona biraz ekmek mayası ekleyin.  Bu ilave, doğumdan sonra ineğin yem tüketimini arttırır.
  8. Lohusa inek protokolünün bir parçası olarak, ineğin yeme alışkanlıklarını yakından izleyin.

Etkin ve iyi izlenen geçiş periyodu, daha yüksek süt verimi ve artan döl verimi ile sonuçlanır.  Böylece çiftlik daha fazla kar elde etmiş olur.

Döl verimi:
Döl verimi, süt veriminin en önemli noktasıdır.  İyi bir döl verimi, daha kısa bir buzağılama aralığı (pek çok durumda) ve daha yüksek süt verimine neden olur.  İnekleri, buzağıladıktan kısa bir süre sonra tekrar eşleştirmek çok önemlidir.  Sürünün döl verimi etkinliğini izleyerek ineklerin gebe kalmalarını sağlamak önemlidir.  Eğer inekler gebe kalmazsa, sürüye katılacak olan düve sayısında azalma olur ve bu da sürünün süt verimini düşürür.  Gebe kalması geciken ve süt verimi düşen inekleri sağmaya devam eden çiftliklerde zaman ve para kaybı olur.  Sürüdeki döl verimini izlemeniz için aşağıda bir kılavuz verilmiştir:

  1. Buzağılama aralığı (ineğin bir buzağı doğurması ile diğer bir buzağıyı doğurması arasında geçen ortalama zaman), 13-13.5 ay olmalıdır.  Bunun anlamı, ineğin boştaki gün sayısının 120 günden daha az olması gerektiğidir.
  2. İneğe doğumdan sonra ilk kez ne zaman suni tohumlama yapılması gerektiğini tespit etmek için, gönüllü bir bekleme süresi belirlenmelidir.  Verimi yüksek olan ineklerde enerji eksikliği olduğu için, 60 günden önce suni tohumlama yapılan ineklerde genellikle gebelik elde edilemez.
  3. İneklerin gebe kalmasını sağlamanın en önemli noktası kızgınlık tespitidir.  Sadece ineğin kızgınlıkta olduğunu değil, üstüne atlamada durma zamanının başladığı anı da tespit etmek gerekir.  Kızgınlıktaki inekleri tespit etmesi için çiftlikte çalışanlardan birine bu görev verilmelidir.  Saptanan kızgınlık tespit oranını (EDR) izlemek de ayrıca önemlidir.  Verilen zaman içerisinde, ne kadar hayvanın kızgınlıkta olması gerektiği ve bu süreç içerisinde kızgınlıkta olduğu rapor edilen hayvan sayısını tespit ederek bu oran belirlenir.  EDR (Kızgınlık Tespit Oranı) %75 ya da daha yüksek olmalıdır.  Eğer ineklerin kızgınlıkta olduğunu tespit edemezseniz, onların gebe kalmasını sağlayamazsınız.
  4. Döl tutma (gebe kalma) oranlarını izleyin.  Döl tutma oranı, yapılan suni tohumlama sayısına bağlı olarak, gebe kalan ineklerin sayısını ifade eder.  Başka bir deyişle, S.T teknisyeni bu ay içerisinde 50 adet suni tohumlama yapmış ve 25 adet inek gebe kalmış ise, döl tutma oranı %50’dir.  Yapılan her suni tohumlama başına, normal döl tutma oranı %45-60 arasındadır.  Eğer bu oran düşük ise, kızgınlık tespit programınızı ya da teknisyeninizin becerisini kontrol etmeniz gerekir.
  5. Suni tohumlamanın (eşleştirme) etkinliğini değerlendirmedeki en önemli ölçü, gebelik oranıdır.  Bu oran, belirli bir zaman diliminde suni tohumlama yapılması gereken inek sayısı ve bu uygulamadan sonra gebe kalan inek sayısına bağlı olarak hesaplanır.  Örneğin, belli bir zaman diliminde, 100 adet ineğe suni tohumlama yapılması gerekiyorsa; 50 adet ineğin kızgınlıkta olduğu tespit edilerek suni tohumlama yapılmış ise ve sonuçta 25 adet inek gebe kalmış ise; gebelik oranı %25 olacaktır.  Normal oran ise %35-40 olmalıdır.  Eğer bu seviyeye ulaşılamazsa, problemin nerede olduğunu anlamak için, suni tohumlama (eşleştirme) programı tam anlamıyla incelenmelidir.  Genellikle problem kızgınlık tespitinden kaynaklanmaktadır.
  6. İstenen döl verimi seviyelerine ulaşmak için, ineklerin erken laktasyon döneminde sağlıklı olmaları gerekir.  Bu ise iyi bir lohusa inek programının uygulanmasına bağlıdır.

Mastitis Kontrolü: 
Türkiye’deki pek çok çiftlikte, mastitis kontrolü hala bir sorun teşkil etmektedir.  Bunun nedeni, problemin dinamiği ve inekler üzerindeki etkisinin tam olarak anlaşılmamış olmasıdır. Mastitis, somatik hücre sayısı 200.000 SHS/ml’den daha fazla olduğunda, her 100.000 SHS/ml artış için, verim seviyesinde %2,5’luk bir düşüş yaratarak sadece süt veriminde değil, döl verimi üzerinde de negatif etki oluşturmaktadır.  Mastitis, ineğin boş gün sayısını ve ayrıca embriyonik düşük oranını da arttırır.  Bu sebepten, her sütçü sığır çiftçisinin, kendi çiftliği için iyi bir mastitis programı oluşturup, onu takip etmesi şarttır.
Somatik Hücre Sayısını (SHS) azaltmak için, bir Mastitis Kontrol Programı geliştirilmesi şarttır.  Sürüdeki mastitisi kontrol etmek için aşağıdaki aşamaların uygulanması gerekir:

  1. İlk adım, tank sütü numunesi alarak laboratuara göndermek ve mikrobiyolojik spektrumu anlamak için analiz yaptırmaktır.  Bu şekilde, sürüde mastitise sebep olan patojenler tespit edilmiş olur.  Eğer bulaşıcı mastitis tespit edilirse (Staphylococcus aureus ve Streptococcus agalactiae), bir eradikasyon programı geliştirmek gerekir.  Eradikasyon programı, enfekte inekleri tam olarak tespit edip ayırma ve yoğun bir tedavi programının uygulanmasından ibarettir.  Meme içi infüzyon ve kas içi enjeksiyon birlikte uygulandığında bile, Staphylococcus aureus’un iyileşme oranının en fazla %50 seviyesinde olduğunun bilinmesi önemlidir.
  2. Çiftliklerdeki mastitisin çoğu ortam kaynaklıdır ve bu tür mastitis, iyi sağım hijyeni ve ineklerin temiz ve kuru tutulması ile kontrol edilebilir.  Bulaşıcı mastitisin yayılmasını önlemek için de iyi bir inek sağım pratiğinin uygulanması gereklidir.
  3. İyi bir Mastitis Kontrol Programının aşamaları aşağıdaki gibidir:
    a. İyi bir süt sağım hijyeni programı geliştirin ve uygulayın.
    i. İnekleri, kuru bir havlu ya da her inek için özel yapılmış ıslak meme ucu havlusu kullanarak temizleyin.  İNEKLERİ TEMİZLEMEK İÇİN SU KULLANMAYIN.
    ii. Onaylanmış bir ön daldırma solüsyonu ile ön daldırma yapın.  Daldırma solüsyonunun her inekte 20-30 saniye kalmasını sağlayın.
    iii. İneği mastitis açısından kontrol edin ve ön daldırma solüsyonunu silin.
    iv. Sağım başlıklarını takın.  Sisteme fazla miktarda hava girişini önlemek için, bu işlem hızlı bir şekilde yapılmalıdır.
    v. Sütün tamamı sağıldığında, vakumu kapatın ve sağım başlıklarını (pençe) çıkarın.  İNEĞİN MEMESİNDE 250-500 ML SÜT KALDIĞI ZAMAN İNEK TAMAMEN SAĞILMIŞ DEMEKTİR. 
    vi. Pençe çıkarıldıktan sonra, ineğin meme uçları son daldırma solüsyonuna daldırılır ve inek serbest bırakılır.
    vii. Şüpheli ineklerin belirlenmesi ve bir tedavi programının uygulanması için bir raporlama sistemi geliştirin.
    b. Süt sağım makinelerinin bakımının yapılmasını ve doğru çalışmasını sağlayın.  Bu bakım, eğitimli bir kişinin, vakum pompasının çıkışını, vakumun sabit olması için vakum regülatörünü, sistemde vakum sızıntısı olmadığını, pulsasyon sisteminin düzgün çalıştığını, kauçuk kısımların aşınıp aşınmadığını kontrol etmesi gibi hususları kapsar.  Bu servis kontrollerinin her 3-4 ayda bir yapılması gerekir.
    c. Ön daldırma ve son daldırma programı kullanın.  Daldırma kaplarının temiz tutulmasını ve kullanılmayan solüsyonun temiz solüsyon içerisine geri boşaltılmamasını sağlayın.
    d. Kuru dönemdeki bütün ineklerin meme loblarını kontrol edin.  Yeni oluşan mastitislerin çoğu, kuru dönem periyodunda gelişir ve bu sebepten kuru dönem tedavisi şarttır.  Ayrıca, bu dönemde ineklerin memelerinden mikroorganizmaların girmemesi için, bir “meme mühürleyici” kullanılması da tavsiye edilir.
    i. İnek buzağıladıktan sonra, mastitis açısından kontrol edilmelidir.  Eğer mastitis var ise, enfekte olan meme lobu tedavi edilir.  Somatik Hücre Sayısı 300.000 veya yüksek olan her inek enfekte olarak değerlendirilir.
    e. Mastitisin klinik vakaları, onaylanmış bir “laktasyon tedavisi” ile tedavi edilmelidir.
    f. Tedaviye yanıt vermeyen ve mastitisi devam eden inekler, sürüden çıkarılmalıdır.  Eğer inek kronik mastitisli ise, muhtemelen mastitisi bulaşıcıdır ve tedavi edilemez.  Bulaşıcı mastitisi olan inek, diğer ineklere de hastalık yayabileceği için bir risk faktörü oluşturur.
    g. Düvelerin yeni enfeksiyonların kaynağı olmamasını temin edin.  Düve buzağılara, mastitisli ya da mastitis tedavisi uygulanmış olan ineklerin sütü verilmemelidir.  Ayrıca sinek kontrolü de önemlidir.
  4. Bir mastitis programı geliştirmek, sadece sürünün süt verimini değil, döl verimi performansını da arttıracaktır.

Bir mastitis programı geliştirilmeli, çiftlik personeli eğitilmeli ve Somatik Hücre Sayısının (SHS) düşmesini sağlamak için hemen bir izleme programı uygulanmalıdır.  SHS’nın düşmesi, çiftliğin verimini ve kazancını arttırır.

Özet:
Türkiye’deki sütçü sığır işletmelerinde, bazı basit sorunların ne kadar önemli olduğu unutulmazsa, gelişme yönünde değişim devam edecektir.  Sadece Türkiye’de değil dünyanın çeşitli yerlerindeki pek çok çiftçi, iyi sütçü inek sevk ve idaresinin temelini göz ardı etmektedir.  Kaba yem kalitesi, yemleme idaresi pratikleri, inek konforu ve kızgınlık tespiti gibi konuları çiftçilere hatırlatmanız gerekebilir.  Size sorular sorulmaya başlandığında, bu temel hatalara bakınız, çünkü sütçü sığır endüstrisinde ortaya çıkan problemlerin çoğu buralardan kaynaklanmaktadır.

Mevcut ekonomik durumdan dolayı, çiftçilerin hevesi kırıldığından masraflardan kısma yoluna gideceklerdir.  Masraflardan kısmak, her zaman daha az para harcamak anlamına gelmez, daha yüksek bir seviyede etkinliğe ulaşmak anlamındadır.  Buzağıların çiftlik gelirine katkısı olmadığından dolayı, buzağılar para tasarruf etme aracı olarak görüleceği için şüphesiz ekonomik kriz ile, buzağı yetiştirme işi ihmal edilecektir.  Fakat bu durum, sürünün geleceğini olumsuz etkileyecektir.  Çiftçiler ekonomiden bahsetmeye başladıklarında, döl verimi etkinliği, kuru dönem, buzağı yetiştirme vb. masraflarından tasarruf sağlayacak yolları keşfetmelerinde yardımcı olun.  Çiftçi hiçbir zaman, verilen yem miktarını azaltmak veya ineklerin ihtiyaçlarını karşılamayan alternatif yem vermek yoluna gitmemelidir.  Unutmayınız ki, 5000 kg süt veren bir inek, yaşam payı için yediği yemin % 45’ine ihtiyaç duyarken, 9000 kg süt veren bir inek, günlük tüketimini sadece  % 22’sine yaşam payı olarak gereksinim duyar.  Gelecekte varlık sürdürebilmenin anahtarı etkinliktir.

Bilgilerinize sunulur.

Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires

Türkiye
4-7 Ağustos 2008

Lindell Whitelock
World Wide Sires Teknik Danışmanı

Giriş: 
Türkiye’ye bu ziyaretimde, Konya Bölgesinde toplam 11 çiftlik ziyaret edildi.  Tüm çiftlikler birbirine benzer yapıda olup benzer idari sorunları vardı.  Her çiftlikteki özel konular/sorunlar çiftlik yöneticileri/sahipleri ile yerinde görüşüldü.  Bu raporda, bu çiftliklerde bir şekilde ortak olan genel konulara (sorunlara) değinilecektir.
Ziyaret etiğimiz çiftliklerde uygulanabilecek öneriler de bu rapora dahil edilmiştir.

Bulgular ve Öneriler:
Çiftliklere yaptığımız ziyaretler esnasında hayvanların (inek/düve) ve işletmenin genel koşullarını inceleme fırsatım oldu.  Bu gözlemlerimi doğrulayacak çiftliğin kayıt ve raporlarına bakma imkanım olmadı.  Benim yapmış olduğum gözlemleri, sadece bireysel süt verim kayıtlarının detaylı bir analizi teyit edebilir.

İnek konforu: Çiftlikleri ziyaret ettiğimizde hava oldukça sıcaktı.  İneklerin en iyi performans gösterdiği sıcaklıklar, 6 – 7 °C derecelerdir.  Ancak inekler, 20°C’ye kadar performans göstermeye devam ederler.  Bu sıcaklık derecesinde, verim düşmeye başlar.  İlk tespit edilebilen performans düşüşü, 25°C’nin üzerinde ortaya çıkar ve bu sıcaklık arttıkça düşmeye devam eder.  Bu nedenle inekleri, bu konforu temin edecek ortamlarda barındırmalıyız.  Bu konforu, mekanik havalandırma ile birlikte evaporatif (buharlaşan) soğutma sistemleri ile sağlayabiliriz.  Bu sistem özellikle yemliklerin bulunduğu bölgede planlanmalıdır.  Yemliklerin olduğu bölgede konforun arttırılması ile yem tüketimi teşvik edilerek daha çok süt verimi ve döl verimi performansında ilerleme temin edilmiş olur.

Bu konforun düşünüleceği diğer yer ise serbest yatakların bulunduğu bölgedir.  Ziyaret ettiğim çiftliklerin tümünde yatakların dinlenme yüzeyi olarak, plastik matlar kullanılmıştı.  Bu plastik matlar çok sert olup inekler için çok fazla konfor sağlamaz.  Bu sert matlar özellikle inek yatıp kalkarken, ineklerin dizleri için yumuşak bir yüzey temin edemezler.  Serbest yataklı barınaklar planlandığında ya yumuşak altlıklar ya da kum altlıklar tercih edilerek ineklerin dizlerine olan stres azaltılmalıdır.  İneklerin dinlenme yerlerinin yüzeyini geliştirerek, ineklerin ayak eklemlerinde şişme ve yüzülmeleri engellemiş oluruz.  Buna ek olarak, inekleri daha fazla yatmaya da teşvik ederiz.  Yapılan çalışmalar göstermiştir ki dinlenme yüzeyleri matlardan kuma değiştirilen çiftliklerde inekleri sürüden çıkarma oranı %30 seviyesinde düşmüştür.  Bunun yanında, ineklerin serbest yatakları kullanırken yukarı kalkarken ağırlıklarını aktararak esneyebileceği miktarda alanın yeterli şekilde temin edilmiş olması da ayrıca önemlidir.  Barınaklarının duvarlarını kaldırarak, dinlenme alan yüzeylerini geliştirerek ve konforlu yemleme yerleri temin ederek ineklerin stresini büyük ölçüde azaltabiliriz.  Bunun sonucunda ineklerin performansı artar.

Dölverimi İdaresi:  Döl verimi, verimin anahtarıdır.  Sütçü sığırlarda döl verimi olmadan verim elde edilmesi mümkün değildir.  Sürülerde maksimum seviyede döl verimini sağlayan beş tane sevk ve idare aracı mevcuttur.  Bu araçlara, aşağıdaki paragraflarda değinilmektedir:

1) Geçiş Dönemi Yemleme Programı: Geçiş dönemi periyodu, buzağılamaya 21 gün kala başlar ve doğumdan 15-20 gün sonrasına kadar devam eder.  Bu süre içinde gözlenmesi gereken başlıca faktörler; yem tüketimi ve ineğin vücut kondisyonudur.  Bu süre içinde inek çok temiz bir ortam da tutularak buzağılama sonrası mastitis riski ve döl yolu enfeksiyonlarına yol açacak patojenlere maruz kalma ihtimali azaltılmış olur.  Bu dönemde verilecek yemleme programı, süt verimi için gerekli olan uçucu yağ asitlerini üretebilecek şekilde rumeni stimule edecek yapıda ve aynı zamanda rumendeki papilla’ların, üretilecek olan uçucu yağ asitlerini abzorbe edilebilecek, maksimum uzunluğa erişecek şekilde ayarlanmalıdır.  Bu dönemdeki (rasyon), iyi rumen fonksiyonunu temin edecek şekilde, yüksek seviyede protein, enerji, doğru dengedeki mineraller, yeterli miktarda Nötral Deterjan Selülozu (NDF) ve Asit Deterjan Selülozu (ADF) bulundurmalıdır.  Bu dönemdeki ineğin sadece 9-10 kg kuru madde tüketebileceğinin akılda tutulması önemlidir.  İnek buzağıladıktan sonra da aynı rasyon verilmelidir.  Ancak günlük yem tüketimi hızla artacağı için yem miktarının arttırılması sağlanmalıdır.  Kuru dönemde ineğin ekstra kilo almamasını temin etmek ayrıca önemlidir.  Yüksek Vücut Skoru olan (yağlı) inekler kuru dönemin sonunda iyi yem tüketemezler ve çoğunlukla da doğum sonrası ketozis’den muzdarip olurlar.  Zor doğum ve doğum sonrası sonun atılamaması gibi sorunlar, doğru vücut ağırlığı dengesi olan ineklere kıyasla şişman ineklerde daha çok ortaya çıkar.  Geçiş dönemi sevk ve idaresi, ineğin bir sonraki laktasyonunu doğrudan etkiler.

2) Lohusa İnek İzleme Programı: Lohusa İnek İzleme Programı, doğum yapmış ineklerin laktasyonlarına sağlıklı bir başlangıç yapmalarını temin eder.  Yapılan çalışmalar göstermiştir ki iyi idare edilmiş bir lohusa inek izleme programı ile bir sonraki laktasyonda ortalama 1000 kg’lık ilave süt avantajı elde edilmiştir.  Lohusa inek programı, çeşitli sorunlar açısından ineklerin günlük olarak izlenmesidir.  Eğer inekte herhangi bir problem belirtileri gözlenirse hemen o sorun ile ilgili tedavi başlatılmalıdır.  Bu koruyucu hekimlik yönündeki program uygulandığında hem metabolik hem de reprodüktif açıdan daha az sağlık sorunu ortaya çıkar.  Ege Vet ile çalışarak sürünüz için bir lohusa takip programı geliştiriniz.

3) Vücut Kondisyonu Skorlama:  Vücut Skorlama uygulaması ile söz konusu yemleme programlarının etkinliğini tespit etmek mümkün olmakta ve ayrıca inekleri S.T yapmadan önce gönüllü bekleme periyodunda ne kadar süre izlememiz gerektiğini tespit etmeye de yardım etmektedir.  Bir Vücut kondisyonu Skorlama Programının amacı, erken laktasyon döneminde ineklerde ne kadar değişiklik olduğunu tespit etmektir.

4) Östrus (Kızgınlık) Tespit Programları: Bir östrus tespit programının geliştirilmesi ile daha fazla sayıda kızgınlıkta olan inek tespit edilerek sürüdeki gebelik oranları yükseltilmiş olur.  Kızgınlık tespit programı ile daha fazla sayıda kızgınlıkta olan ineğin bulunmasının yanında, söz konusu ineklerin kızgınlık süresince üzerine ne zaman atlanmasına izin verdiği zamanı tespit etmeye de imkan vermektedir.  Kısaca “Tebeşirle Boya ve Tohumla” programı diye isimlendirilen bu yöntemden ziyaret ettiğimiz her çiftlikte bahsettim ve bu yöntemin sürüdeki döl verimi performansının geliştirilmesinde çok başarılı bir araç olarak kanıtlandığını ifade ettim.

5) Mastitis Tesbiti: Sürüdeki Mastitis olgularının hem süt verimine hem de döl verimine olumsuz etkisi vardır.  Pek çok yeni mastitis vakaları kuru dönemde başladığı için mastitis açısından kontrolün buzağılamadan hemen sonra yapılması çok önemlidir (doğumdan sonraki 3-5. günlerde).  Enfekte inekler, subklinik evrede olanlar bile, hemen tedavi edilmelidir.
Ziyaret ettiğimiz her çiftliğin, verimliliklerini arttırmak için bu yöntemleri uygulamaya koymasını teşvik etmek isterim.  Bu yöntemler göreceli olarak basittir, ancak programların başarılı olması için detaylara dikkat edilmelidir.

Brusellozun Eradikasyonu – Yapılabilir!

Lindell Whitelock
Teknik Danışman
World Wide Sires
Visalia, Kaliforniya – ABD

Brusellozun bir ülkede bulunması, sadece sığırcılık endüstrisi ekonomisi üzerine değil, aynı zamanda insan sağlığı için de tehdit oluşturur.  Gerçekten istenir ise bu hastalık her ülkede eradike edilebilir.

1957 yılında ABD’de, 21.000 sütçü sürüde Bruselloz ile enfekte olmuş inekler bulunmakta idi.  Ancak sıkı bir eradikasyon programının uygulanması sonucunda, bugün ABD’deki eyaletlerin % 92’si Brusellozdan aridir.  Bu nasıl elde edildi ve neden çiftçi ve devlet kurumları böyle bir eradikasyon programı uygulamak istediler?

Bruselloz, sadece sürülerde ekonomik kayıplara neden olmakla kalmaz, enfeksiyona neden olan B. abortus tüketiciler için de bir tehdit oluşturur.  Brusellozlu ineklerden elde edilmiş pastörize olmayan süt ve süt ürünlerini tüketen tüketiciler, dalgalı humma denen hastalığa yakalanırlar.  Bu riskin farkında olan tüketiciler, sütçü sürülere güven duymazlar ise süt ürünlerini fazla miktarlarda tüketmeyeceklerdir.  Sütçü sürülerin Brusellozdan ari olması, hem süt sığırcısının hem de tüketicinin arzu ettiği bir husustur.

1950’li yılların başlarında ABD’deki sütçü ve etçi sığır sürülerinden Brusellozu elimine etmenin bir ihtiyaç olduğu çiftçiler tarafından anlaşılmaya başlandı.  ABD Tarım Bakanlığı, Hayvan ve Bitki Sağlığı İnspeksiyon Servisi (APHIS) yetkilileri ile birlikte çalışarak, sadece Brusellozu kontrol eden değil, aynı zamanda eradike eden bir plan oluşturularak uygulamaya geçirildi.  Bu ulaşılan önemli kilometre taşı, çiftçilerin, süt sanayicilerinin ve devlet kurum yetkililerinin katkısı olmadan mümkün olamazdı.  Bu nasıl gerçekleşti?

Bu program başlamadan önce süt üreticileri, topladıkları sütleri her çiftlikte tarayarak sütün halk sağlığı için tehdit oluşturup oluşturmadığını tespit ediyorlardı.  Bu şekilde, çok miktarda süt, işlenmeden dökülüyor ve süt sanayisi için ekonomik kayıplara neden oluyordu.  Günümüzde, süt üreticileri işletmeye gelen sütleri taramaya devam ederek kontamine sütü belirleyebilirler.  Eğer kontamine bulunur ise çiftliğe doğru geri tarama yapılarak enfekte inekler tespit edilebilir.  Günümüzde süt sanayicileri (üreticileri), enfekte sürüleri identifiye edebilir.

1957 yılında söz konusu program çerçevesince ABD’de bulunan her inek, buzağı ve boğanın bu hastalık açısından test edilmesine karar verildi.  ABD Tarım Bakanlığı veteriner hekimlerinin, çiftlik sahibi tarafından izin verilerek her çiftliğe girip kan örneği almaları şartı koşulmuştu.  Bu kan örnekleri toplandığı zaman her bir hayvan, kulağa takılan bir metal küpe ile identifiye edildi.  Bu küpe üzerinde, bir identifikasyon numarası ve bir de eyalet kodu bilgisi bulunmaktaydı.  Bu metal küpe üzerindeki bilgi sayesinde, sadece enfekte hayvanların bulunması değil, aynı zamanda el değiştiren veya diğer damızlıkçılara satılan hayvanların izlenmesi de temin edilmiş oldu.

Kan örnekleri alınıp test edildikten sonra, herhangi bir hayvan hastalık taşıyıcısı olarak tespit edildiğinde şüpheli olarak işaretlenip tekrar teste tabi tutuldu.  Şüpheli hayvan, ikinci testte pozitif çıktığında ise hem yanağına hem de kalçasına büyük bir “B” harfi konarak işaretlendi.  Pozitif çıkan bu hayvan, hemen kesime gitmesi için satılmak zorunda idi.  Bu hayvanların eti, sadece pişmiş et ürünleri olarak tüketilebilirdi.  Enfekte hayvanları olan çiftçiler, hayvanın pazar fiyatının yanında katkı olarak bir tazminat ödemesi almakta idiler.  Çiftçiler bu hayvanları normal pazarlama yapısı içinde elden satıyorlardı.  Ancak Federal veya Eyalet veteriner hekimleri, pazarda bu sığırları seçip ayırarak etin doğru şekilde işleneceği, onaylı bir işletmeye göndermekteydiler.  Tazminat ödemeleri ile ilgili talimatlar ABD Tarım Bakanlığı tarafından eti işleyen işletmelere veriliyorlardı.

Başlangıçtaki kan örnekleme işlemini takiben, hayvanlarını damızlık amaçlı satan üreticiler, söz konusu hayvanın enfekte olmadığını gösteren bir sağlık sertifikası sağlamak zorundaydılar.  Damızlık amaçlı inek veya düveleri satan çiftçiler, bu kan testini hayvanları yüklemeden (göndermeden) önce yaptırmak zorunda idiler.  Tüm damızlık hayvanların satış veya naklinde sağlık sertifikası bulundurma şartı, ABD’de halen devam etmektedir.

Bu eradikasyon planı çerçevesinde sütçü veya etçi sığırı olan her çiftçi, kanun gereği, bu testi yaptırmak zorundaydı.  Buna uymayan herhangi bir çiftçi, kanun gereği cezalara tabi olmakta idi.  Bu cezalar, sürünün tamamen imhası, hapis ve para cezası şeklindeydi.  Ancak çiftçiler, bu programa katılmanın yararını görmüş olduklarından buna uymayanların sayısı çok azdı.

Günümüzde halen süt sanayicileri, işletmelerine gelen sütü test etmeyi sürdürerek Brusellozlu inekten gelme ihtimali olan sütün tespit edebilmesine yardım etmektedirler.  Eğer bir süt işletmesi sütün enfekte olduğunu tespit eder ise bu bilgiyi, enfekte hayvanları bulmak için bir test programı başlatacak olan yerel otoritelere, bildirmek zorundadır.  Hayvanlar belirlendikten sonra, çiftlik sahibi, başka enfekte hayvanın bulunmadığını kanıtlayana kadar, 2 yıl süren bir test programını kabul etmek zorundadır.  Bugün ABD’de, Bruselloz açısından karantina altında olan sadece 21 sürü bulunmaktadır.  ABD’deki etçi sığırlar da sütçü sığırlarla aynı kurallara tabidirler.

Eğer herkes taahhütlerini yerine getirir ve kuralları takip ederse, ulusal bir sürüden Bruselloz eradike edilebilir.  Brusellozu eradike etmek, sığırcılıkla uğraşan herkesin yararına olacak bir sorumluluktur.