Yazılar

PARATÜBERKÜLOZ (JOHNE’S DISEASE)

Susan Kerr, Washington Eyalet Üniversitesi Öğretim Görevlisi- Klickitat Country, Yayın Tarihi: 2011 Sonbahar, CiltNo: Cilt.VI No.4

Paratüberküloz (Johne?s Disease), ruminantlarda bulaşıcı, tedavisi olmayan ölümcül bir hastalıktır. Bir ülkedeki sütçü sürülerin % 68’inde ve etçi sürülerin % 8’inde en az bir pozitif hayvan olduğu tahmin edilmektedir. Hastalığın koyun ve keçilerde yaygınlığı bilinmemektedir. Eğer bu hastalıkla daha önce karşılaşmadıysanız karşılaşmak da istemezsiniz. Eğer karşılaşırsanız hastalığı kontrol altına almak için harcayacağınız zaman ve çaba dikkate değer. Çünkü bu hastalık, hayvanlarınızın sağlığını gizlice tüketerek sizi de büyük zarara sokar.

Hastalığın Nedeni

Bu ölümcül hastalığa Mycobacterium avium subsp. paratuberculosis (MAP) neden olmaktadır. Bu bakteri, çoğalmak için ruminantlarda makrofaj (bağışıklık sisteminin enfeksiyona karşı savunma hücreleri) hücrelerinde yaşamaya mecburdur. Bu mikrorganizma, kurutma, sıcak ve soğuk gibi fiziksel faktörlere karşı oldukça dirençlidir. Bu yüzden yem, toprak ve suda bir yıla kadar canlı kalabilir. Fakat taşıyıcı hayvan dışında başka yerde çoğalamaz.

Bulaşma Süreci

Hastalığın tipik bir bulaşma senaryosu vardır: Yavru bir ruminant, ya rahim içi/intrauterin olarak enfekte doğar ya da doğduktan sonraki birkaç ay içerisinde MAP ile enfekte dışkı ile kontamine süt, yem veya suyu ağızdan alarak enfekte olur. Yeni doğmuş hayvanların ileum (ince bağırsağın alt yarısı)?unu istila eder ve sonuç olarak makrofajlar tarafından yangısal bir yanıt meydana gelir. Makrofajlar, enfeksiyonu gideremedikleri için bölgeye daha fazla mücadele yapması amacıyla çok miktarda yangısal hücre gönderilir. MAP, makrofajların içerisinde yaşamaya devam eder ve böylece daha çok MAP ve yangı reaksiyonu meydana gelir. Sonunda bakteriler bölgesel lenf nodüllerine ve vücuttaki tüm dokulara yayılır.

Hastalığın gelişim süreci yavaştır, fakat hastalıktan etkilenen hayvanlarda hastalık, herhangi bir belirti göstermeden aylarca, yıllarca devam eder. Tahmin edileceği gibi kronik olarak iltihaplı bağırsak kalınlaşır ve tahriş olur, böylece besin maddelerini daha az oranda sindirmeye ve emmeye başlar. Subklinik olarak etkilenen/enfekte hayvanlar bile yaşam payı için daha fazla besine ihtiyaç duyarlar. Çünkü bu hayvanların selüloz sindirimi, süt ve et verimi ve döl verimindeki performansları yetersiz hale gelir.

Ne yazık ki, bir sürüde paratüberküloz prevalansı değerlendirilmek istendiğinde klinik olarak etkilenen ve test sonucu pozitif olan hayvanlar genellikle buzdağının görünen tepesi gibidir. Enfekte hayvanlar, MAP’ı çevreye/ortama bulaştırırlar ve sağlıklı görünseler bile yıllarca olmasa da aylarca diğer hayvanlar için enfeksiyon kaynağı olarak yaşarlar. Enfekte hayvanlar MAP’ı süt, kolostrum ve dışkıya bulaştırırlar ve plasentadan fötusa bile geçirebilirler. klinik olarak hasta hayvanlar genellikle hastalığı çok fazla bulaştırırlar.

Hastalık Belirtileri

Paratüberkülozun klinik belirtileri genellikle doğum veya nakil gibi stresli vakalardan sonra belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Sığırlarda klinik enfeksiyonun başlıca belirtileri, kilo kaybı ve şiddetli diyare (ishal)?dir. Keçi ve koyunlardaki genel belirti, hayvanların iştahının iyi olmasına rağmen belirgin kilo kaybıdır. İshal, keçilerde sığırlardaki kadar yaygın değildir. En az 18 aylık zayıf,  iyi beslenmesine ve iyi bir parazit mücadelesi yapılmasına rağmen kilo almayan bir sığırınız var ise siz de paratüberküloz ile karşılaşmış olabilirsiniz.

Teşhis

Sürünüzde tedaviye yanıt vermeyen zayıf bir hayvan sonunda ölür veya kesilir ise bir veteriner hekime otopsi yaptırmanız faydalı olur. Paratüberkülozu araştırmak için ileum ve bölgesel lenf nodüllerinden örnekler alınabilir. Üretici, genellikle sürüde hastalığın olup olmadığını ilk kez bu yöntemle öğrenir.

Sığırlardaki başka hastalıklar da ishal veya ishal görülmeyen ruminantlarda kilo kaybına neden olabilir. Diş ile ilgili hastalıklar, kanser, kötü beslenme, toksinler, viral hastalık, B.V.D. (Bovine Viral Diarrhea/Sığır Viral İshal), C.A.E. (Caprine arthritis and encephalitis) ve diğer bulaşıcı hastalıklar da bu belirtilere neden olabilir. Klinik olarak hasta bir hayvanın ayrıntılı muayenesinden sonra veteriner hekim, MAP veya diğer hastalıkları dahil etmek veya etmemek için özel laboratuvar testlerini önerir.

Paratüberküloz teşhisi için gübre, dokular, süt, toprak, su, yem vb. veya hastalığa yanıt olarak üretilen hayvan antikorlarındaki etken mikroorganizmalara bakılır. Dışkı, doku veya çevredeki örneklerde MAP kültürünün üremesi çok yavaş bir süreçtir ve genellikle hastalığın erken dönemleri fark edilmez. Sürüdeki pek çok hayvandan alınmış örneklerin karıştırılarak test edilmesi daha ekonomiktir ve çoğunlukla tercih edilmektedir. Bu şekilde sürüdeki MAP varlığı ortaya konulabilir ve eradikasyon çabalarına katkı sağlanır. DNA prob testleri, mikroorganizmayı tespit etmede kullanılan başka bir yöntemdir. Bu test ile örneklerde MAP DNA’sına bakılır, bu yüzden mikroorganizmayı üretmekten çok daha hızlıdır. Antikor testleri arasında ELISA ve AGID test seçenekleri de vardır. Tüm testler, hastalığın ilk evrelerinde negatif sonuç verebilir, bu yüzden tekrar test yapılması, bu hastalığı teşhis etme, kontrol altına alma ve hastalık ile baş etmede çok önemlidir.

Kan ve süt örneklerinde ELISA testi, tüm sürünün taranması açısından düşük maliyetli iyi bir seçenektir. Bu test ile bir antikorun titre düzeyleri rapor edilmektedir. Bu düzeyler arttıkça hayvanın hastalıkla enfekte olma veya başka hayvanlara bulaştırma olasılığı da artar. Koyun ve keçilerde CL (Caseous Lymphadenitis/bulaşıcı apse) nedeniyle ortaya çıkan antikorlar, paratüberkülozun teşhisinde kullanılan bazı ELISA testleri ile çapraz reaksiyon gösterebilir ve test sonuçları, yanlış-pozitif çıkabilir. Dolayısıyla, veteriner hekiminiz, sürüde C.L veya C.L. aşılama programları ile birlikte kullanabileceğiniz başka testler önerebilir.

Kanda antikorları saptayan AGID testi, hasta hayvanlardaki hastalığı bireysel olarak teşhis etmek için kullanılmaktadır. Sonuçlar, pozitif, negatif veya şüpheli şeklinde rapor edilir. Kullanılacak olan test türü, sürünüzdeki enfeksiyon durumuna, hedeflerinize ve veteriner hekiminizin önerilerine bağlıdır. Eğer dişi bir hayvanda yapılan test sonucu pozitif çıkar ise bu hayvanın annesi, kardeşi ve yavrusunda da sonuç pozitiftir ya da olacaktır.

Hastalığın Önlenmesi ve Kontrolü

Sürünüze MAP?ın girmesi veya yayılma oranını azaltmak için neler yapılması gerektiği ile ilgili liste aşağıda yer almaktadır:

* Hayvanlara yerde yem vermeyin.

*  Sadece test sonucu negatif olan hayvanların kolostrum ve sütünü verin (ya da buzağı maması veya pastörize süt); MAP durumu bilinmeyen hayvanların kolostrumunu kullanmayın ve saklamayın.

*  Yeni doğanları pozitif annelerden hemen ayırın ve MAP’den ari bir yerde yetiştirin.

*  18 aylıktan büyük tüm hayvanları test edin; pozitif ve negatif hayvanları ve bu hayvanların yem ve su kaynaklarını ayırın. MAP taşıyan ve taşımayan hayvanları iki ayrı grup şeklinde farklı yerlerde doğum yaptırın.

* Negatif hayvanları yılda en az bir kez tekrar test edin.

* Genç hayvanların, ergin hayvanların gübresi ile temaslarını en aza indirgemek için onları erkenden sütten kesin.

*  Aşırı otlamayı önlemek ve hayvanların gübre ile temasını en aza indirgemek için meraları dönüşümlü kullanın.

*  Hayvanlar tekrar meraya gelmeden önce mümkün olduğu kadar uzun süre merayı dinlendirin.

*  MAP ile enfekte gübrenin yayıldığı bilinen kontamine meralar veya otlaklarda hayvanları otlatmayın.

*  Kontamine meraları sürün ve güneşe maruz bırakın ve tekrar kullanmadan önce mümkün olduğu kadar fazla kar-kış, yaz geçmesine izin verin.

*  Hayvanların vücut kondisyon skorlarını bireysel olarak sık sık kontrol edin ve kilo kaybı olup olmadığına bakın.

*  MAP durumu bilinmeyen sığırlarla diğer sığırları aynı barınakta tutmayın.

*  MAP durumu bilinmeyen süt ve kolostrumu, buzağıları beslemede kullanmayın.

*  MAP pozitif olan bir çiftlikten su almayın, kullanılmasına izin vermeyin veya suya erişimi engelleyin

*  Mümkün olan en kısa sürede barınaktan gübreyi atın/çıkarın ve gübrenin su kaynaklarına bulaşmasını/ boşaltılmasını önleyin.

*  Arazi veya işletmenizde çok fazla hayvan bulundurmayın.

*  Hayvanlara yeterli miktarlarda dengeli bir diyet uygulayın.

*  Tüm gübreyi enfekte kabul edin; inek memeleri de dahil olmak üzere ortamı/çevreyi sürekli temizleyin ve sterilize edin.

*  Aletleri ve ekipmanı sabun ve su ile yıkayın ve etkeni yok edebilecek bir ürün ile dezenfekte edin.

*  18 ay üzerindeki tüm hayvanların test edilmesi ve tüm pozitif hayvanların ve en son doğan yavrularının sürüden çıkarılması ile en hızlı şekilde arındırma sağlanabilir.

ABD’de paratüberkülozun önlenmesi için aşı mevcut değildir, bu yüzden üreticiler, sürülerindeki bu belanın önüne geçmek veya ondan kurtulmak için sevk ve idare uygulamalarına güvenmek zorundadırlar. Bu durum, yeterince çok ifade edilmemiş olabilir: Sadece test sonucu negatif olan hayvan ve sürülerden hayvanları sürünüze katın. Paratüberküloz açısından bir sürünün durumu, tek bir hayvanın durumundan çok daha önemlidir. Pozitif hayvanların bulunduğu bir sürüdeki negatif bir hayvan hastalığı barındırıyor olabilir veya gelecekte pozitife dönebilir.

Tüm sürüyü en az 3 ay karantina altına alın ve sürüye katmadan önce tekrar test edin.

MAP, dışkının oral yolla alınması ile bulaşır, bu nedenle gübre yönetimi/idaresi paratüberkülozu kontrol altına alma ve önlemede anahtar noktadır/çok önemlidir. Hedefiniz, genç hayvanların MAP dozunu almasını en az indirgemek ve engellemek olmalıdır.

Sürünüz için bir risk değerlendirmesi ve paratüberküloz yönetim planı yapmak için veteriner hekiminiz ile birlikte çalışın. Paratüberküloz Yönetim Planı yapmak zorunda kalan kişiler, genellikle ek yarar olarak sanitasyonla ilgili koksidiyoz ve mastitis gibi hastalıkların görülme oranında da düşüş elde ederler. Ayrıca, yem masrafı da belirgin şekilde düşer.

Sonuç

Paratüberküloza karşı sonucu bilmek istemiyorum diyerek “devekuşu yaklaşımı” ile olaya bakmayın ve test yaptırmayı ihmal etmeyin.

Eğer hayvancılık sektöründe kalıcı olmak istiyorsanız eninde sonunda test yaptırmanız gerekecektir ve teşhisin geç koyulması çok sayıda hayvanın hayatına ve çok fazla para ve emeğin harcanmasına mal olacaktır. Kısaca anlatmak gerekirse, paratüberkülozu kontrol altına almak için:

  • MAP açısından sürünüzü kontrol edin.
  • Hastalığı tespit/teşhis edin ve pozitif hayvanları sürüden uzaklaştırın.
  • Çiftlik sağlığını hedefleyin, özellikle de gübre idaresini iyi yapın.
  • Hastalığın olup olmadığına karar vermek için çok iyi kayıt tutun.

Ø  Paratüberkülozun önlenmesi ve kontrolü için süt ikame yemi veya 62 °C’de 30 dakika veya 72 °C’de 15 saniye sürekli karıştırılan pastörize sütü verin. Test sonucu negatif olan hayvanların kolostrumunu kullanın.

Bitkilere yardım ederiz.  Zamanı geldiğinde çapalar, budar, gübreleriz.  Aynı duyarlılığı inekler için de göstermeliyiz.   İneklere belli zamanlarda, bilinçli olarak yardım etmeye“profesyonel yardım” diyebiliriz.  İneklerin bu tip yardımlara özellikle ihtiyaçları vardır.
İneklerin yardıma, desteğe gerek duydukları durumların başında “doğum” gelir.    Doğum öncesi rahminde etiyle, kemiğiyle, derisiyle bir yavru büyütürken, memesinde yavrusu için ağız sütü imal eden, doğum esnasında sancı ve ıkıntı ile buzağısını doğuran, doğumu takiben litrelerce süt vermeye başlayan ineğin mutlaka yardıma, desteğe ihtiyacı vardır.  Kuru dönemden çıkmış olan ineğin yeni yem formülasyonuna alışması ve iştahının yerine gelmesi için desteğe ihtiyacı olduğu gibi, süt verimini gerçekleştirmesi için de kalsiyum ve enerjiye ihtiyacı vardır.  Buzağısını rahminde büyüten inek vücudundan kalsiyum harcamıştır.  Ağız sütüne de, yavrusu için bol miktarda kalsiyum geçirmiştir.  Sağıma geçince süt ile yine kalsiyum vermektedir.  Doğum esnasında enerji sarf etmiş ve süt vermeye başlayınca enerji sarf etmeye devam etmiştir.  Yardımsız olarak bir ineğin yeterli enerji ve kalsiyum sağlaması mümkün değildir.  İnek, yavrusuna her koşulda süt ile kalsiyum ve enerji verir. Ama; karşılığında bunları alamazsa kendisi çöker.  Kalsiyum eksikliği gizli veya belirgin olarak ortaya çıkar.  Enerji eksikliği hızlı zayıflamaya ve vücut yağlarının erimesine yol açar.  Bu durum ketosis’ten, döl tutmamaya kadar varan sorunları ortaya çıkarır.
Demek ki; en önemli destek zamanı ineğin “doğum” yaptığı gündür.  Ardından birkaç gün daha destek verilirse inek dengeyi sağlar.  Eğer destekte ihmal söz konusu olursa rahim iltihabı, rahimin temizlenememesi, sonun atılamaması ve döl tutma güçlükleri ortaya çıkabilir.
Her türlü değişiklik, mevcut düzeni, konforu bozan her şey stres kaynağıdır.   Stres altındaki inek hastalıklara hazır haldedir.  Yem değişikliği, yer değişikliği, hava koşullarındaki değişiklikler, bakıcı, sağımcı değişikliği, silaj çukurunun değiştirilmesi bile stres kaynağı olabilir.
Ayrıca; en büyük stres kaynağının sıcak havalar olduğunu unutmamak gerekir.  Bu sayılan stres faktörlerinin gerçekleştiği dönemlerde ineklerin yardıma ihtiyacı olduğu gibi; sıcakların bastırmasıyla destek ihtiyacı daha da artar.  Sıcaklık stresini önlemek için serinletme yöntemleri kullanılmalı ve kayıpları karşılayacak şekilde ineğe mineral, vitamin, enerji destekleri verilmelidir.
Doğum ve doğumu takip eden günlerde “profesyonel yardım” konusunda ihmal edilmiş inekler, tekrar döl tutma zamanında ilave desteğe ihtiyaç duyarlar.   İlk kızgınlığın gecikmesi, döl tutmanın gecikmesi bize doğumdan hemen önce, doğumun olduğu gün ve loğusalığın ilk günlerinde gerekli yardımı esirgediğimizi hatırlatmalıdır.
Loğusalığın otuz beşinci, kırkıncı günleri civarında inek en yüksek süt verimine ulaşmış olmalıdır.  Pik seviyesi dediğimiz bu döneme ulaşma ve pik seviyesinde uzun bir süre kalabilme yönünde desteğe ihtiyacı olan ineğin, bunu takiben tekrar döl tutması istenecektir.  Bu durum ancak, zamanında, doğru olarak yapılan destekleri gerektirir.
Yeni doğmuş buzağıların da desteklere ihtiyacı vardır.  Yaşama iyi bir başlangıç için doğumu takiben buzağılara yardım etmeliyiz.  Buzağıların ikinci önemli yardım dönemi “sütten kesme” zamanıdır.  Buzağılar uygun bir besleme ile, 8 haftalık olduklarında veya 1 kg buzağı başlangıç yemi tükettiklerinde sütten kesilebilirler.
Sütten kesme dönemi buzağılar için en büyük stres dönemi olup, mutlaka yardım gerekir.  Bu yardım esirgenirse, ihmal edilirse arkasından öksürük gelir.  Öksürük gelişmenin gerilemesi ve hatta ölümle bile sonuçlanacak vahim durumlara sebep olabilir.
Özetle; ineklerin kuru dönemin son günlerinde, loğusalığın ilk günlerinde, buzağıların ise doğdukları gün ve sütten kesilme döneminde desteğe ihtiyaçları vardır.  Ayrıca; bütün hayvanların sıcaklık stresinden zarar görmemeleri için yardıma ihtiyaçları olduğu unutulmamalıdır.  Yapılacak olan “profesyonel yardımlar” koruyucu hekimlik ve sürü yönetimi uygulamalarının önemli bir parçasını oluştururlar.

Ketosis, diğer adıyla asetonemi ineklerde görülen ve çiftliklere çok pahalıya malolan bir hastalıktır. Doğum sonrası enerji eksikliği sebebiyle ortaya çıkan Ketosis sütün ve süt proteininin azalması, zayıflama, döl tutmama gibi ekonomik sorunları beraberinde getirir. Ancak; çok pahalıya mal olması sadece bu sebeplerden değildir. Ketosis rahim yangısına (metritis), şirdenin kaymasına (abomasum deplasmanı), topallığa ve meme yangısına (Mastitis) zemin hazırlar. Ketosisli ineklerde sonun atılamaması riski daha fazladır. Sürüden mecburi çıkarma oranı artar. Avrupa’da Ketosisin inek başına maliyetinin, yıllık 350 Euro olduğu hesap ediliyor.

Ketosis nasıl oluşuyor? Risk faktörleri nelerdir?

Ketosis doğum sonrası enerji yetmezliği ile ortaya çıkıyor. Yani en önemli risk faktörü enerji noksanlığıdır. Ayrıca klinik ve subklinik (gizli) hipokalsemi, doğum öncesi iştahsızlık, kuru dönemde şişman inek, kobalt eksikliği, klinik ve subklinik (gizli) asidoz risk faktörleri olarak sayılabilir. Ketosis; sonun atılamaması, topallık ve rahim yangısı ile karşılıklı etkileşen bir metabolik bozukluktur. Yüksek verimli ineklerin ketosise yatkınlığı vardır. Bu durum Holstein ırkı ineklerde ketosis görülme sıklığını arttırmaktadır. Ketosis vücudun savunma sistemini de kötü yönde etkileyen bir bozukluk olduğundan doğum sonrası meme ve rahim yangılarının artmasına da yol açar.

Ketosisin oluşumu:

Doğum öncesi şişmanlatılan inekler, ketosis sorununa aday ineklerdir.

İnek buzağısını doğurmak, buzağısına kaliteli ağız sütü vermek, sonunu atmak, buzağısına vereceği sütte süt şekerini (laktoz) sabit tutmak için enerjiye ihtiyaç duyar. Ayrıca; birdenbire bol miktarda memelere süt inmekte, doğum öncesi olmayan bir üretim yerine getirilmektedir. Enerji ihtiyacı çoktur. Normal yollardan karşılanamayan enerji ihtiyacı, yağların erimesi ile karşılanır. Dolayısıyla ineğin aniden zayıflaması söz konusu olur. Bu arada biyokimyasal bir dizi reaksiyon ile keton cisimcikleri oluşur.

Keton cisimcikleri normal olarak karaciğer tarafından tekrar vücuda yararlı hale getirilir. Fakat bu dönemde oluşan keton cisimcikleri karaciğerin kapasitesinin çok üzerinde bir miktara ulaşır. Karaciğerin alıp kullanamayacağı miktardaki keton cisimcikleri kana, dolayısıyla süte ve idrara geçer. Aseton ve beta hidroksi bütirat (BHB) dediğimiz, bu fazlası zararlı olan cisimcikler, ineği hasta eder. İneğin sütünün azalması, iştahsızlık, dışkının “at dışkısı” halini alması ile hastalık ortaya çıkar.

Veteriner hekime başvurulur. Bu belirtiler gizli seyrederse, yani gizli ketosis söz konusuysa veteriner hekime başvurma, dolayısıyla tedaviye yönelme gecikir. Hastalık sinsi bir şekilde sürer. Devamında döl tutmama problemleri başta olmak üzere, yukarıda sözünü ettiğimiz diğer hastalıklar da ortaya çıkar.

Hastalığın teşhisi kan, idrar veya sütte keton testleriyle yapılır. Miktar ile ya da mor renk oluşması ile teşhise gidilir. Hastalığın sürüdeki sıklığı kötü yönetilen çiftliklerde %50 yi bulabilir. Genellikle sıklık %15 civarındadır.

Sütü çiftlikten alan mandıra veya süt fabrikaları eğer üreticiye süt proteini ve süt yağı hakkında geri bilgi veriyorsa, sütteki protein/yağ oranı gizli Ketosis’ten şüphelenmeyi arttırır. Holstein ineklerde %3 protein, %3,5 yağ içeriği normaldir. Örneğin; %3 protein, %4 yağ oranı söz konusu ise normal değer aralığındadır. Ama ; %4,5 yağ, %2,5 protein bildirilirse, Ketosis’ten şüphelenmek gerekir. Protein oranı düşük, yağ oranı yüksek süt, ketosis göstergesidir. Süt proteini, süt yağı oranı %75 olmalıdır.

Bu oran %70 in altında ise, ketosis şüphesi artar.

Örnek; % 4 yağ, %3 protein ¾ = %75, normal,

%4,5 yağ, %2,5 protein, 2,5/4,5=%55, Ketosis.

Ketosis’in tedavisi mümkündür. Birlikte görüldüğü diğer hastalıkların da tedavisi mümkün olabilir. Ama; ekonomik açıdan ketosis tedavi edilebilir bir hastalık olarak değil, korunulması gereken bir hastalık olarak ele alınmalıdır.

Koruma:

Öncelikle; doğum öncesi, geçiş döneminde, ineği şişmanlatmamak, doğum sonrası dönemde ise ineği fazla zayıflatmamak hedeflenmelidir.

Doğuma 3,5 vücut skorundan daha yüksek skorla giren inekler risk taşırlar. Kuru dönemin son 3 haftası bol kaliteli kuru ot, az miktarda saman ile geçirilmeli, yonca ve silajdan uzak durulmalıdır. Çok az miktarda karma (kesif) yem verilebilir veya verilmez. Kararı besleme uzmanına bırakmak doğru olur. Kaliteli kuru ot yeterince varsa fabrika yemine (kesif yeme) ihtiyaç olmayacaktır.Geçiş döneminde, yani doğuma üç hafta kaldığında teknik destek, diğer bir deyimle “profesyonel yardım” amacıyla yemlere şeker veya enerjiye dönüşen maddeler katılmalıdır.

Enerji doğum esnasında ve doğum sonrası günlerde en başta gelen ihtiyaç olup, ineğin böyle bir ihtiyacı normal yemleme programıyla gidermesi mümkün olmamaktadır. Doğumu takip eden günlerde ise, hazır şekerler, acil enerji ön maddeleri ve niasin içeren katkılara devam edilmesi yerinde olacaktır.

Ketosisi önleme yönündeki çabalar; daha çok süt, daha sağlıklı inek, daha iyi döl verimi, daha az metritis, daha az mastitis, daha az topallık demektir.

Ketosisi önleyebilirsek, sürüde abomasumun yer değiştirmesi olayları olmayacak veya çok az sayıya düşecektir.

Sürüden mecburi çıkarma oranı azalacak, inekler işletmeye daha uzun süre verimli bir şekilde hizmet edecekler, işletmenin ekonomisi bozulmayacaktır.

Avrupa ve ABD’de ketosisi önlemek için gösterilen çabaların ekonomik yönden 1’e, 10 kazanç sağladığı hesaplanmaktadır.

Pika, yiyecek olmayan maddelerin yenmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Hayvanlarda ve özellikle bağırsak paraziti bulunan, dolayısıyla demir eksikliği bulunan çocuklarda görülen bir hastalık olarak bilinir.

Pika hastalığı adını Saksağan’dan alır. Saksağan bilindiği gibi kargagiller familyasından uzun kuyruklu bir kuş olup, ne bulursa yemesiyle ünlüdür. Saksağan ağzına ne alırsa seçmeden yer, solucan, leş ve böcek yemesi gayet normal kabul edilir.

Saksağanın Latince adı Pica pica’dır. Bu hastalık da ismini oradan almıştır.

Pica çiftlik hayvanlarında, özellikle de sığırlarda görülür. Sığırların duvarları, tahtaları, altlıkları, yiyecek olmayan maddeleri kemirmesi, yalaması ile ortaya çıkar. İdrar içme, idrar yalama gibi problemler de pika belirtisidir. Kauçuk veya plastik, kum, dışkı yemek, koyunların tüy çekmesi, çöplük yakınlarında otlatılan sığırların leş yemesi yine pika belirtisi olarak kabul edilir. Doğum yapmış ineklerin sonlarını ( eşlerini, yavru zarlarını) attıktan sonra yemesi de bazı bilim adamları tarafından pika kabul edilse de, bu davranışın içgüdüsel olduğunu kabul edenler de vardır. Birçok bilim adamı son yemenin ineğin yavrusunu vahşi hayvanlardan korumak amacıyla yaptığı bir içgüdüsel davranış olduğunu bildirmişlerdir.

Pika kendisi problem olduğu kadar, başka problemlere de yol açabilecek bir hastalıktır. Pika sebebiyle botulismus, yabancı cisim hastalığı (RPT) ve dil yuvarlama ortaya çıkabilir. Pika bazen ketosis ile kombine halde olabilir. Böyle durumlarda inek konsantre yemi reddeder, ama kaba yemleri tüketir.

Çöplük yakınlarında otlatılan inekler yabancı cisimleri yutabilir veya pika sebebiyle leş yiyebilirler. Bozulmuş maddeleri ve leşleri yiyen ineklerde dengesizlik, felç, kaslarda zayıflık, yutma ve çiğneme güçlüğü, yan yatma pozisyonu ve aşırı salya gibi belirtilerle botulismus hastalığı ortaya çıkar ve inek ölür.

Pika magnezyum eksikliği, ketosisin sinirsel şekli, beyin yangıları ve zehirlenmeler ile karıştırılabilecek bir hastalıktır.

Buzağıların birbirlerinin göbeklerini yalaması da bir pika belirtisidir.

Pika hastalığının çok sebebi vardır. Bir inekte bir veya birden fazla sebep söz konusu olabilir. Kesinlikle sebebi bulmak ve söylemek kolay değildir. Magnezyum, çinko, demir, bakır, potasyum, fosfor, kobalt gibi mineral eksiklikleri sebeplerin başında sayılabilir. Stres, iç parazitler, sindirim ve beslenme bozuklukları, kalitesiz kaba yemler, protein, enerji dengesizlikleri ya da eksiklikleri, fosfor ve kalsiyum dengesizlikleri, selüloz eksikliği, gizli ketosis veya gizli asidosis, metabolik hastalıklar Pika’ya yol açabilir.

Pika aynı zamanda kötü alışkanlık olarak sürü içerisinde yer eden bir hastalıktır. Sürüde kötü alışkanlıklar öğrenilebilen ve süren bir hal alabilir. Problemi ortaya çıkarmak ve erken teşhis ile ortadan kaldırmak gerekir. Çünkü; bazen sebepler ortadan kaldırılsa bile pika devam edebilir. Bu konu öğrenilen kötü alışkanlık olarak açıklanmaktadır. Bazen problemin tesbiti boşuna olur. Pika grup içinde hızla yayılan bir hal almıştır. Pika’nın olmaması için, yemlerin dengeli olması, rasyonun mineral, protein, enerji, selüloz eksikliğine meydan vermeyecek şekilde düzenlenmesi şarttır. Pika hastalığı geliştikten sonra ise, yine aynı düzenlemelerin yapılması, mineral katkılarının yemlere katılması, rasyonun düzenlenmesi, kan ve yem tahlillerinin yapılması, durumun gizli ketosis ve asidosis yönünden araştırılması gerekir.




Alıntı yapılan kaynaklar:

1. Ruminantlarda Probiyotiklerin kullanımı ve Rumene etkileri, Devrim Sarıpınar, Nesrin Sulu, Kafkas Üniv. Vet. Fak. Dergisi Volume 11 / Sayı 1 / 2005

2. Hayvan Besleme, Nihat Özen, Figen Kırkpınar, Mürsel Özdoğan, Mustafa Ertürk, Yaman Yurtman

BU İLGİNÇ SIĞIR IRKINI TANIYALIM

Piedmentosa (piedmontese) etçi sığır ırklarından biridir. Ana vatanı kuzey İtalya’da Alp dağlarıdır. Ancak ataları Pakistan kökenli sığırlardır. Diğer etçi sığır ırklarına göre inekleri daha sütlüdür. Yılda 2-2,5 ton civarında süt verirler. Hatta İtalya’nın bazı bölgelerinde sadece piedmentosa ineklerinin sütleriyle yapılan spesiyal peynirler üretilir. Daha önceleri çift amaçlı, yani et ve süt yönünden yetiştirilen piedmentosa’lar daha sonra et yönünden ıslah edilmişlerdir. Çünkü etlerinin çok önemli bir özelliği keşfedilmiş olup, dünyada sağlıklı et ile “piedmentosa” ırkı birlikte anılmaya başlanmıştır.

Piedmentosa sığırları beyaz ve gri-beyaz renklerde olur. ABD’de 1976 yılından beri etçi sığır ırkları tablosunda yer alan Piedmentosa ırkının en büyük özelliği ” çift kas” lı olmasıdır. Çift Kas kalçalarda oluşur. Bu ırkın etinin ” sağlıklı et” olmasını sağlayan taşıdığı bir gendir. Yağsız, düşük kolesterollü, düşük kalorili etin ve çift kasın özel bir gene bağlı olduğu keşfedilmiştir. Bu gen “myostatin” genidir. Myostatin geniyle piedmentosa ırkı tamamen doğal bir farklılığa sahip olmuştur. Eti protein içeriği açısından diğer, normal etlerden yüksek, kolesterol, toplam yağ, kalori ve yağdan gelen kalori açısından ise çok düşüktür. Kolesterol ve yağ oranında sadece bilinen sığır etlerinden değil, hindi etinden, derisi alınmış tavuk etinden, salmon ve kılıç balığından da düşüktür. Protein değeri olarak normal etlerden ve balık etlerinden yüksek, hindi etiyle kalori, protein, toplam yağ yönünden eşit değerlerdedir. Ancak; kolesterol değerinin hindi etine göre yarı yarıya olması yine de bir üstünlük sağlamaktadır.

Etlerde yumuşaklık, lezzet ve usare ile marbling yani mermerleşme arasındaki ilişki bilinmekle beraber, ilginç bir şekilde tamamen yağsız olan piedmentosa eti yumuşak, lezzetli ve usarelidir. Piedmentosa eti üçte bir oranında daha çabuk pişer. Değerleri ABD Kalp Derneği tarafından onaylanmış olup, ” Kalp Sağlığına Dost” yiyecek olarak anılmaktadır.

Piedmentosa ırkının F1 ve F2 melezlerinin bile etteki kolesterol oranları geleneksel etlerin yarısı değerindedir. Diğer yandan ineklerin sütündeki b-laktoglobulin ve K-kazein içeriklerinden dolayı peynir elde etme oranı yüksek, peynirleri mükemmel kalitededir.

Myostatin geniyle bu ilginç özellikleri bünyesinde bulunduran Piedmentosa ırkı kolesterol ve yağ içeriğinden dolayı doktorların “tüketimini azaltın” dediği kırmızı etten kaçışı önleyebilecek bir ırktır. Kalp dostu kırmızı et olarak pazara sunulabilecek bu ırk, aynı zamanda çift kas özelliğiyle hızlı canlı ağırlık artışı sağlayan, ekonomik beslemeye uygun bir ırktır. Erkek buzağıları 41-43 kg, dişi buzağıları 39 kg civarında doğan bu ırkta, güç doğum söz konusu değildir. Çünkü ince, uzun yapılı doğan buzağılar güç doğuma sebep olmadıkları gibi, hızlı büyüme özelliğine sahiptirler. Piedmentosa ırkının boğaları 1198 kg’a, inekleri ise 600 kg’a ulaşabilirler. Piedmentosa her türlü iklime kolay uyum sağlar. Sevk ve idaresi kolay, annelik özellikleri yüksek bir ırktır. Etin kemiğe oranı ve randımanı yüksektir. İyi annelik özellikleri, uzun ömürlülük, yüksek fertilite gibi iyi özelliklere de sahip olan bu ırktan ülkemizi sığır yetiştiricilerinin ve et sanayimizin yararlanması gerekir.

Soru: Peynir altı suyu olduğu gibi, yani sıvı olarak, buzağıların ya da ineklerin yemlerinde kullanılabilir mi?

Peynir altı suyu, ABD’de pastörize edilerek buzağı yetiştiren çiftliklerde kullanılmaktadır.
Peynir altı suyunu kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli husus, mikrobiyal stabilitesidir.  Peynir altı suyu bakterilerin üremesi için mükemmel bir ortam teşkil eder.  Bu sebepten üretildikten sonra mümkün olan en kısa sürede kullanılması gerekir.  Çiftliğe getirilen peynir altı suyunda yüksek bakteri sayımı mevcut olur ise buzağılar için uygun bir yem hammaddesi olarak değerlendirilemez.  Bu sebepten peynir altı suyu içindeki bakteriyal üremenin kontrol edilmesi elzemdir, kontrolün temin edilmesi şarttır.
Bunun yanında peynir altı suyunun kompozisyonu da her peynir üretimine bağlı olarak değişmektedir.  Peynir altı suyu bir yan ürün olduğundan, kuru maddesi, ham proteini ve buna benzer diğer değerleri imalatçı tarafından kontrol edilemez.  Bu nedenle, çiftliğe gelen peynir altı suyunun rutin olarak besin maddeleri bileşimi açısından önce kontrol edilip sonra kullanılması gerekmektedir.

Dr Jim Quigley
APC, Inc. Buzağı İşletmeleri Başkan Yardımcısı ve Direktörü
Buzağı ve Düve Sevk ve İdaresi Uzmanı

LİNEER TİP DEĞERLENDİRME

Daughter: Kızı
TPI Toplam Performans (Verim) Endeksi
PTA Milk (lbs) Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Süt (libre)
PTA Protein (lbs) Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Protein (libre)
PTA Protein (%) Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Protein (%)
PTA Fat (lbs) Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Yağ (libre)
PTA Fat (%) Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Yağ (%)
Reliability Güvenilirlik
Dtrs/Herds Kızlar / Sürüler (Kaç sürüde kaç kızı var)
ID Kimlik

PTA Type Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Tip
(Buradaki Tip, Holstein ırkı ile ilgili fiziksel özelliklerdir)
Udder Composite Meme Kompozit Değeri
Feet & Leg Composite Ayak & Bacak Kompozit Değeri
Body Composite Vücut Kompozit Değeri
Dairy Composite Sütçülük Kompozit Değeri
Reliability Güvenilirlik
Dtrs/Herds Kızları / Sürüler (Kaç sürüde kaç kızı var)
aAa Boğanın sahip olduğu belli özelliklerine göre, kızlarında öncelikle hangi özellikleri geliştirebileceğini gösterir.
Country Ülke

%DBH (Service Sire) Zor doğum yüzdesinin tahmini değeridir (ilk kez doğum yapacak düvelerdeki).
Rel.% / Observations % Güvenilirlik / Gözlem Sayısı
%DBH (Daughter) Zor doğum yüzdesinin tahmini değeridir (ilk kez doğum yapacak kızının)
Rel.% / Observations % Güvenilirlik / Gözlem Sayısı
SCS Somatik Hücre Sayısı
NM Net Değer (Ekonomik Endeks)
Productive Life Verimlilik Ömrü
Milking Speed Sağım hızı
Disposition Sağım mizacı

*   : Göğüs çevresi, merme ve ineğin ön tarafındaki kemik yapısı
** : Vücut derinliği: Kaburga kafesine gore.

PEDİGRİ KISALTMALARININ TÜRKÇE VE İNGİLİZCE AÇILIMLARI

Önceden Tahmin edilen Toplam Performans Endeksi PTPI Predicted Total Performance Index
Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği PTA Predicted Transmitting Ability
Önceden Tahmin Edilen Sütçülük Fiziksel Özellikleri Aktarma Yeteneği PTAT Predicted Transmitting Ability Type
Toplam Performans Endeksi TPI Total Performance Index.
İnek Toplam Performans Endeksi CTPI Cow total Performance Index
Dolar Cinsinden PTA PTA$ PTA Dollars
Sütçü Sürüleri Geliştirme Birliği Verim Kayıtları DHR Dairy Herds Improvement Association Records
Süt Verimi M Milk
Yağ Verimi F Fat
Protein Verimi P Protein
Güvenilirlik R Reliabity / (REL)
Sütçülük Fiziksel Özellikleri T Type
Meme Kompozit Değeri UDC Udder Composite Index
Ayak Bacak Kompozit Değeri FLC Foot Leg Composite
Kaçıncı Laktasyon AGE Age
Sağım Sayısı X X
Günler DAYS Days
Süt MILK Milk
Yağ FAT Fat
Protein PRT Protein
1 Pound = 0.454 Kg  

PEDİGRİ KISALTMALARI

MALE Male Erkek
FEMALE Female Dişi
TPI Total Performance Index Toplam Verim Endeksi
PTPI Predicted Total Performance Index Tahmin Edilen Toplam Verim Endeksi
PTA Predicted Transmittng Ability Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği
CTPI Cow Total Perofrmance Index İnek Toplam Verim Endeksi
D/AV Daughter / Average Kızlarının Ortalamaları
M Milk Süt
F Fat Süt Yağı
P Protein Süt Proteini
NM Net Merit Net Değer (Ekonomik Endeks)
PL Productive Life Verimlilik Ömrü
SCS Somatic Cell Score Somatik Hücre Skoru
T Type Tip (Sütçülük Fiziksel Özellikleri)
UDC Udder Composite Index Meme Komposit Değeri
FLC Foot Leg Composite Arka Ayak – Bacak Komposit Değeri
%R Reliability Güvenilirlik
Age Age Laktasyon Sayısı
X X Sağım Sayısı
Days Days Günler
DHR Sütçü Sürü Kayıtları
Yield Evaluation Verim Değerlendirmesi
Type Evaluation Type Evaluation Tip Değerlendirmesi

TERİMLERİN ANLAMLARI

Predicted Transmitting Ability (PTA)/ Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği: Bir hayvanın yavrularına (döllerine) aktaracağı genetik üstünlüğün (düşüklüğün) tahminidir; PTA değeri, hem erkekler hem de dişiler için kullanılır; 1995 da doğan inekler, ortalama 0 (sıfır) olarak alınır (süt, yağ, protein ve tipte).

Reliability (REL)/Güvenilirlik: Değerlendirilmede kullanılan ölçü; hayvanın kendisi, ebeveynleri, ve yavruları (dölü) dikkate alınır.

Somatic Cell Score (SCS)/ Somatik Hücre Sayımı: Süt örneği içinde mevcut somatik hücre sayısıdır. Her ml sütte 500.000 den fazla somatik hücre konsantrasyonu, memenin anormal kondisyonda olduğunu gösterir. Ortalama 3.2’dir. Düşük değerler tercih edilir. Düşük değer, boğanın kızlarının mastitise dirençli olduğunu gösterir. Ancak kalıtım derecesinin çok düşük olduğu akılda tutulmalıdır (%5’den az).

PTA SCS: Bir hayvanın mastitise olan direncini yavrularına aktarma yeteneğidir. İlk 5 laktasyonun ortalama SCS değeri kaydedilir, döneme ve buzağılama yaşına göre ayarlanır. Bir hayvanın değerlendirmesi, 1990 da doğan ineklere bağlı olarak hesaplanır ve daha sonra 1995 da doğan ineklerin ilk laktasyon ortalama SCS değerine ilave edilir (yaşa, doğum ayına ve laktasyon süresine göre standardize edilir). Holsteinlar için ortalama PTA SCS değeri yaklaşık 3.2’dir.

Calving Ease/Kolay Buzağılama: Düvelerin ilk buzağılamalarında görülen zor doğum yüzdesindeki tahmindir. Gözlemler (Observations) – Gözlem sayısı. Bu sayı, her boğanın değerlendirmesine dahil edilen buzağılama sayısıdır.

Calving Ease Reliability/Kolay Buzağılama Güvenilirliği: Düvelerdeki zor doğum yüzdesinin güvenilirliğidir. Bu değerlendirmenin hesaplanmasında kullanılan pedigri (secere) ve progeny (döl/yavru) miktarını gösterir. Kanıtlar kesinleştikçe güvenilirlik artar.

Production dtrs and Type dtrs/Verim yönünden ve Tip yönünden kızları: PTA ve Tip ile ilgili kompozit değerlerinin güvenilirliğinin hesaplanmasında kullanılan kızların sayısıdır. Production herds and Type herds (Verim yönünden sürü ve Tip yönünden sürü)- PTA ve Tip kompozit değerlerinin güvenilirliğinin hesaplanmasında kullanılan kızların geldiği sürülerin sayısıdır.

PL / Productive Life / Verimlilik Ömrü: Ay cinsinden hesaplanır. Bu değer için ortalama sıfırdır. 1.0 PL değeri, söz konusu boğanın kızlarının sürüde, o sürünün ortalamasından 1 ay daha fazla kalacağını gösterir. Genç boğalar için kızlarının değerlerinin gelmesi beklenmelidir.

Net Merit / Net Değer: Bir ekonomik indekstir. Şubat 2000 sonuçlarında net değer ?8’den +639 arasında değişmektedir. Örneğin, 615 bu skalada oldukça yüksek bir değerdir. Net değer, bir çiftçinin söz konusu boğayı kullandığında beklenen ek karı gösterir. Bu değer, ABD’deki süt fiyatlarına vb koşullara bağlıdır.

Milking Speed / Sağım Hızı: Skala, 1-5 arasındadır. Sağım hızı 1 ise o boğanın kızının ortalamadan yavaş sağıldığını gösterir. Ortalama değer 3’dür. 5 ise ortalamadan hızlı sağıldığını gösterir.

Disposition / Sağım Mizacı: Skala, 1-5 arasındadır. 1, o boğanın kızlarının sinirli ve heyecanlı olduğunu gösterir. Ortalama değer 3’dür. 5 değeri, o boğanın kızlarının sakin olduğunu gösterir.

Source definitions/Bu tanımların kaynakları:
USDA: ABD Tarım Bakanlığı, tüm verimi ile ilgili bilgileri hesaplar.
HA: Holstein Birliği tip ile ilgili hesaplamaları yapar.
NAAB: Hayvan Yetiştiricileri Ulusal Birliği, kolay buzağılama ile ilgili verileri hesaplar.
A.I. Cooperatives: CRI, Select Sires, Sire Power ve Accelerated Genetics, Sağım Hızı ve Sağım Mizacı ile ilgili tüm verileri toplar.

Calving Ease (CE) / Kolay Buzağılama: Kaynak NAAB. Ortalama % 8.65

Observations (Obs) / Gözlemler: Gözlenen doğum sayısı.

Calving Ease Rel / Kolay buzağılama yüzdesinin güvenilirliği

Milking Speed / Sağım Hızı: 1-5, ortalama 3
5 çok hızlı
1 çok yavaş

Disposition / Sağım Mizacı: 1-5
0 Gergin
5 Kolay idare edilebilen

Somatic Cell Score (SCS)/ Somatik Hücre Sayımı: Ortalama değer 3.2’dir.
500000 SCS –> anormal kondisyon
Düşük değer –> mastitise dirençli
Yüksek değer –> mastitise duyarlı
Unutma! Kalıtım derecesi düşük (< %5)

Net Merit / Net Değer: Ekonomik indeks. ABD’deki süt fiyatına bağlı.
(-)8 – (+)639 (Şubat 2002 kayıtlarındaki skala)

Productive Life / Verimlilik Ömrü: Ortalama değer 0’dır.
Ör: 1.0 değeri, o boğanın kızlarının ortalamadan 1 ay daha uzun süre sürüde kalacağını gösterir.

aAa Değerinin Boğaların Değerlendirilmesinde Kullanılması

1. SÜTÇÜ: Çok süt verir.
Hızlı süt sağımına izin verir.
Vücudu daha fazla süt alınması için uygundur.
2. UZUN: Daha hızlı büyüme (gelişme).
Kolay bakım ve modern sağım için yüksek meme yapısı.
3. AÇIK (geniş): Memeler için yeterli yer vardır.
Doğum kolaylığı.
Uzun damızlık ömrü.
4. GÜÇLÜ: Daha geniş ergin boyutları.
Sağlıklı meme, ayak, bacak ve akciğerler.
5. PROBLEMSİZ: İştahı açık.
Meme başları ve bacaklarda daha az yaralanma.
Kolay sağım.
6. STİL: Daha az ayak bakımı gerektirir.
Hayvan fuarlarında sergilenmek amacıyla kullanılacak hayvanlar için önemlidir. Daha gösterişli ve satış değeri yüksektir, sahibine prestij sağlar.

aAa değeri, bir boğanın sahip olduğu belli özelliklerine göre, kızlarında öncelikle hangi özellikleri geliştirebileceğini gösterir. Boğanın baskın özelliklerine bağlı olarak, boğa bazen sadece 3 özelliğiyle değerlendirilir, bazen 6. Yani aAa değeri bazen 3, bazen 6 haneli olabilir.

aAa değeri suni tohumlamada ineklerin niteliklerine göre seçilmesinde de kulanılan bir değerdir. Suni tohumlama programında kullanılacak bir ineğin aAa değeri, söz konusu ineğin en çok gelişmeye gerek duyduğu sıra ile listelenir. Bir boğanın aAa değeri eşleştirmede kullanıldığında, bu sayılar boğanın en çok geliştireceği özelliklerin sırası ile listelenir.

Örneğin, bir boğanın aAa değeri 216345 ise; bu boğa, UZUN ve SÜTÇÜ özellikli kızların babası olacaktır (2= uzun 1= sütçü, 6= stil, 3= açık, 4= güçlü, 5= problemsiz, bu kriterlerin detayları yukarıda listelenmiştir).

312 aAa skorlu bir boğa AÇIK kaburgalı, SÜTÇÜ ve UZUN’dur. Bu boğa, bu özelliklere ihtiyaç duyan bir ineğin gelişmesine yardımcı olacaktır.

PTAT Önceden Tahmin Edilen Aktarma Yeteneği Tip
Stature Endam (boy)
Strength Güç
Body Depth Vücut Derinliği
Dairyness Sütçülük Özellikleri
Rump (side view) Kalça (yandan görünüş)
Rump Width Kalça Genişliği
Rear Leg (side view)  Arka Bacaklar (yandan görünüş)
Rear Leg (rear view) Arka Bacaklar (arkadan görünüş)
Foot Angle Ayak Açısı
Feet & Leg Score Ayak & Bacak Skoru
Fore Udder  Ön Meme Lobu
Rear Udder Height Arka Meme Yüksekliği
Rear Udder Width Arka Meme Lob Genişliği
Suspensory Ligament Memenin Destekleyici Ligamenti
Dairy Form Sütçü Irk Formu
Udder Depth Meme Diz Kapaklarına Yakınlığı, Sarkıklığı
Teats (rear view) Meme Başları (arkadan görünüş)
Teat Length Meme Başı Uzunluğu
Low Düşük
Short Kısa
Narrow  Dar
Shallow  Sığ, dizin üstünde
Thick Geniş iskeletli
High Pins Yüksek Kalça
Posty Geriye Doğru Basan
Hock-in Dizleri İçe Doğru
Low Angle Dar Açılı
Loose Gevşek
Weak Zayıf
Deep Derin
Short Kısa
Tall Uzun
Sickled  Ayak Ucu Öne Doğru Basan
Straight Düz
Steep Angle Dik Açı
Strong Güçlü
Close Birbirine yakın
Long Uzun
Wide Geniş
Steep Dik
High Yüksek
Open Geniş kaburga

LİNEER TİP DEĞERLENDİRME

Lineer tip özelliklerin genetik değerlendirmeleri, çoklu karakter analizine dayanır. Çoklu karakter analizinde, verilen lineer özellikler ile diğer tüm lineer özelliklerin genetik korelasyonlarını da göz önüne alındığından, çoklu karakter analizi yapılması değerlendirmelerin doğruluk derecesini arttırır.

Lineer tip karakter özelliklerinin genetik değerlendirmeleri, ABD Holstein Birliği tarafından yapılır ve Standart Transmitting Abilities (STA) / Standart Aktarma Yeteneği olarak ifade edilir. STA değerleri, 1990 yılında doğan ortalama bir ineğin genetik kıymeti baz alınarak belirtilir. ABD’deki Suni Tohumlama Organizasyonları tarafından aktif olarak kullanılan boğalar, ağırlıklı olarak verim ve tip özelliklerine göre seçildikleri için, Suni Tohumlamada kullanılan boğa populasyonunun, 1990 yılında doğan ineğe kıyasla daha yüksek bir STA ortalaması vardır.

Tablo 2’de Kasım 2003’de yayınlanan ortalama STA değerleri görülmektedir. Bu ortalamaların genetik bazını 1995’de doğmuş ve sınıflandırılmış olan inekler oluşturmaktadır.

Tablo 2: Mevcut Boğa Populasyonunun Ortalama STA Değerleri ? Kasım 2003 Hayvan Modeli Genetik Değerlendirmelerine Göre

Özellik 1995 Yılında Doğan Ortalama İneğe Ait
Taban Değerlere Göre
Endam (boy) 0.95 / Uzun
Güç 0.50 / Güçlü
Vücut Derinliği 0.60 / Derin
Sütçülük Irkı Görünümü 1.11 / Geniş Kaburga
Kalça Açısı 0.16 / Eğimli
Kalça Genişliği 0.55 / Geniş
Arka Bacaklar (yandan görünüş) 0.30 / Eğimli
Arka Bacaklar (arkadan görünüş) 1.12 / Düz
Ayak Açısı 0.87 / Dik
Ayak Bacak Skoru 0.99 / Yüksek
Meme Lobu Ön Bağlantısı 1.13 / Kuvvetli
Arka Meme Yüksekliği 1.44 / Yüksek
Arka Meme Lob Genişliği 1.35 / Geniş
Meme Lob Ayrımı  1.07 / Güçlü
Meme Derinliği 0.85 / Yüzeysel
Ön Meme Başı Yerleşimi 1.02 / Yakın
Meme Başı Uzunluğu 0.00 / Uzun
Meme Kompozit Değeri 1.10 / Yüksek
Ayak Bacak Kompozit Değeri 0.93 / Yüksek

Lineer tip özellikleri, daha iyi boğaları seçerek daha karlı bir Holstein sürüsü elde etmenizi sağlar.

Tip Özelliklerinin İrsiyet Derecesi

İnek veya boğanın çeşitli özelliklerinin yavrularında ortaya çıkması, söz konusu hayvanın aktarma yeteneğine bağlıdır. Yüksek aktarılabilirlik değeri olan karakter özellikleri, aktarılabilirlik değeri düşük karakter özelliklerine kıyasla daha hızlı genetik ilerleme elde edilmesini sağlar. Bir karakterin aktarılabilirlik değeri 0.10 veya üzerinde değil ise bu özellik ile ilgili bir genetik ilerleme elde etmek zordur.

Lineer özelliklerin aktarılabilirliği üzerinde ABD Holstein Birliği tarafından yapılmış geçerli tahminler Tablo 3’de özetlenmiştir.

Tablo 3: ABD Holstein Birliği Lineer Tip Özelliklerinin Aktarılabilirliği

ÖZELLİK İRSİYET DERECESİ (h2)
Endam 0.42
Güç 0.31
Vücut Derinliği 0.37
Sütçülük Irkı Görünümü 0.29
Kalça Açısı 0.33
Kalça Genişliği 0.26
Arka Bacaklar, Yandan görünüş 0.21
Arka Bacaklar, Arkadan görünüş 0.11
Ayak Açısı 0.15
Ayak Bacak Skoru 0.17
Meme Lobu Ön Bağlantısı 0.29
Arka Meme Yüksekliği 0.28
Arka Meme Lob Genişliği 0.23
Meme Lob Ayrımı 0.24
Meme Lob Derinliği 0.28
Ön Meme Başı Yerleşimi 0.26
Meme Başı Uzunluğu 0.26
Final Skor 0.29

Tablo 3’de de görüldüğü gibi her lineer tip özelliğinin farklı bir aktarılabilirliği vardır. Örneğin, meme derinliğinin aktarılabilirlik değeri, ayak açısının aktarılabilirlik değerinden belirgin şekilde yüksektir. Sonuç olarak, yapılan bir suni tohumlama sonunda doğacak buzağının lineer tip özelliklerinde meme derinliği ile ilgili ortaya çıkışın ayak açısına göre daha yüksek bir derecede olmasını bekleyebiliriz. Tohumlama programına dahil edilecek özellikleri seçerken, hem karaktere bağlı aktarılabilirlik değeri, hem de söz konusu karakterlerin genel karlılığa olan rölatif ekonomik ilişkisi göz önünde bulundurulmalıdır.

Lineer Kompozit Endeksleri
ABD Holstein Birliği, lineer kompozit endekslerini, lineer tip bilgileri ile ilgili birkaç özellik üzerinde birleştir ve tek bir rakamsal değer elde eder. Bu, tohumlama programlarında hangi boğaların istenen özellikler kombinasyonunu aktarabileceğini tahmin etmede bir seçim aracı olarak kullanılmaktadır. Her bir kompozit endeksin içerdiği özellikler şunlardır:

Meme Kompozit Endeksi
Meme Lobu Ön Bağlantısı
Arka Meme Yüksekliği
Arka Meme Lob Genişliği
Meme Derinliği
Meme Lob Ayrımı
Ön Meme Başı Yerleşimi

Vücut Formu Kompozit Endeksi
Endam (boy)
Vücut Derinliği
Kalça Açısı
Kalça Genişliği

Ayak ve Bacak Kompozit Endeksi
Arka Bacaklar, yandan görünüş
Arka Bacaklar, arkadan görünüş
Ayak Açısı
Ayak ve Bacak Skoru

Sütçülük Kapasitesi Kompozit Endeksi
Sütçülük Irkı Görünümü
Güç

Kompozit endeksi pozitif olan boğaların kızlarının, ortalama olarak, kompozit endeksi negatif olan boğaların kızlarına kıyasla daha iyi olacağı tahmin edilmektedir.

Meme Kompozit Değeri

Meme Lob Derinliği 0.30
Meme Lobu Ön Bağlantısı 0.16
Ön Meme Başı Yerleşimi 0.16
Arka Meme Lob Yüksekliği 0.16
Arka Meme Lob Genişliği 0.12
Meme Lob Ayrımı 0.10

Meme kompozit değeri, memeye ait altı özelliğin toplam STA’larının (yukarıda listelenenler) rölatif sürü yaşamı değerlerine bağlı olarak hesaplanması ile elde edilir.

UDC=(UD X 0.30)+(FU X 0.16)+(TP X 0.16)+(UH X 0.16)+(UW X 0.12)+(UC X 0.10)

Ayak ve Bacak Kompozit Değeri
ABD Holstein Birliği, Ocak 96’da yeni ve çok geliştirilmiş Ayak ve Bacak Kompozit (FLC) değerini açıklamıştır. Geniş araştırmalar sonucunda Holstein Birliği araştırmacıları iki yeni özellik (Arka Bacak, arkadan görünüş) ve ana kategori olarak Ayak Bacak Skorunu eklemişlerdir. Bu yeni FLC değeri, ineklerin verimlilik ömrünü açıklamada yaklaşık üç kat daha yararlıdır. STA’da her 0.10’luk artış olduğunda FLC’de verimlilik ömründe +0.3’lük bir artış beklenebilir.

Bu yeni FLC formülünde, 3 lineer değerin Ayak ve Bacak Skoru ile birlikte 50:50’lik bir oranını kullanmaktadır. Üç lineer özelliğin STA’ları şu şekilde hesaplanır:

0.48 (Arka ayak açısı) + 0.37 (arka ayaklar, arkadan görünüm) – 0.15 (arka ayaklar, yandan görünüm)

Toplam Ayak ve Bacak Kompoziti:
Yeni FLC = 0.5 (lineer özellikler) + 0.5 (Ayak bacak Skoru)

Başlıca süt sığırcılığı dergilerinden birisi tarafından son zamanlarda tamamlanan bir çalışma göstermiştir ki ABD süt sığırı çiftlikleri açısında başlıca önemli 5 özellikten birisi FLC değeridir.

TPI FORMÜLÜ

Geçerli olan TPI Formülü:
[36(PTAP/19.0)+18(PTAF/22.5)+15(PTAT/0.7)+10(UDC/0.8)+5(FLC/0.85)]+11(PL/0.9)]
-5(SCS/0.13)]3.3+1241

Verimin tipe oranı 2/1’dir. Ancak, ayak ve bacaklara daha fazla önem verilmektedir. TPI formülündeki tip komponenti içinde farklı kategorilerin önemlerinin oranları aşağıdaki gibidir:

Çatı %7.5
Sütçülük Karakteri %10.0
Vücut kapasitesi %5.0
Ayak ve Bacaklar %25.0
Meme %52.5

En önemli tip özellikleri memeler ve ayak ve bacaklardır. Bunun yanı sıra memeler, ayak ve bacaklardan da iki kat daha fazla önemlidir. Bu, yapılan tüm araştırmalarla da gösterilmiştir. FLC üzerinde STA değerinde her 1.0’lık artış, yaşam boyu verimliliğin PTA değerine ay başına 0.3’lük bir artış olarak yansır. Diğer yandan, meme kompozit değerindeki STA değerinde her 1.0’lık artış olduğunda bu, yaşam boyu verimliliğe ay başına 0.62lık bir artış olarak yansır. Yeni tip TPI formülü, en son araştırmalara dayanarak hazırlanmış olup, bu formülle karlı, yüksek verimli ve fonksiyonel ineklerin elde edilmesi hedeflenmiştir.

LİNEER TİP ÖZELLİKLERİ STA DEĞERLERİNİN AÇIKLANMASI

İlk zamanlar lineer tip özelliklerinin genetik değerlendirilmesi, verim özellikleri ve final skora benzer şekilde, PTA değerleri ile yapılırdı. Aynı grafik üzerinde, farklı özelliklerin PTA’larını (PTA süt ve PTA protein gibi) aynı birim cinsinden (+2000 lbs. ve +50 lbs) görmek zordu, çünkü bu özelliklerin değerleri birbirinden çok farklıdırlar. Birkaç özelliği aynı grafikte gösterebilmenin en mantıklı yolu, bu özelliklerin her birini standardize etmekti. Böylece tüm özellikler tek bir grafik üzerinde gösterilebilirdi. Buna ek olarak STA’lar, bir boğanın farklı özelliklerini kıyaslama ve hangi özelliğin en yüksek değerde olduğunu görmenizi sağlar.

STA’ların Dağılımı

Her özellik için STA değerlerinin aralığı aynıdır. STA değerlerinin %68’i her özellik için ?1.0 ve +1.0 arasındadır. STA değerlerinin %95’i ?2.0 ve +2.0 arasındadır ve STA değerlerinin tümü ?3.0 ve +3.0 arasındadır.

STA değerlerinin dağılımı çan eğrisi şeklindedir. Bir çok özelliğin dağılımı bu şekildedir. En yüksek sayıda boğa ortalama STA (STA = 0) değerinde bulunur. STA değeri ortalamadan uzaklaştıkça bu STA değerindeki boğaların sayısı da azalır. STA değeri düşük olan boğaların sayısı (-1.0 – +1.0) STA değeri yüksek olanlardan daha fazladır.

Sıfır (0.0) STA değeri, o karakter ile ilgili ırk ortalamasını ifade eder. Irk ortalaması, 1995 da doğmuş, 5 yaşında, üçüncü laktasyonun beşinci ayında olan bir ineğe göre tanımlanır. Bir boğanın veya ineğin STA değerini bilmek onun gelecekteki yavrularının hangi özelliklerinin en yüksek ve en düşük değerlerde olacağını gösterir.

STA değerleri, bir boğanın ortalama değerdeki kızının ırk ortalamasından ne kadar farklı olacağını kolayca anlamanızı temin etmez. Örneğin, “STA değeri +3.0 olan bir boğanın ortalama kızı, STA değeri ?3.0 olan boğanın ortalama kızından ne kadar uzun olacaktır?” sorusuna cevap verebilmemiz için ek bilgiye ihtiyacımız var.

STA değerlerine bağlı olan her karakter için geçerli olan progeny skorları Tablo 1’de gösterilmiştir. Örneğin STA değeri endam için ?3.0 olan bir boğanın ortalama değerdeki ergin kızının skoru 27.9 puandır. Buna karşın, STA değeri endam için +3.0 olan bir boğanın ortalama ergin kızının skoru 38.3 puan olacaktır. Bu da 10.4 puanlık bir fark yaratır!

Tablo 4: Bir boğa, ırk ortalamasında olan bir inekle çiftleştirildiğinde bu boğanın Lineer Tip Özelliği STA değerine göre ortalama ergin kızının skoru:

Lineer Tip Özelliği -3 -2 -1 0 +1 +2 +3
Endam (boy) 27.9 29.6 31.4 33.1 34.8 36.6 38.3
Güç 25.4 26.7 28.0 29.3 30.6 31.9 33.2
Vücut Derinliği 25.8 27.3 28.8 30.3 31.8 33.3 34.8
Sütçü Irkı Görünümü 28.8 30.0 31.2 32.4 33.6 34.8 36.0
Kalça Açısı 19.0 20.5 22.0 23.5 25.0 26.5 28.0
Kalça Genişliği 26.0 27.2 28.4 29.6 30.8 32.0 33.2
Arka Bacaklar, yandan görünüş 26.9 27.8 28.8 29.7 30.7 31.6 32.6
Arka Bacaklar, arkadan görünüş 20.9 21.6 22.4 23.1 23.9 24.6 25.4
Ayak Açısı 19.5 20.3 21.2 22.0 22.9 23.7 24.6
Meme Lob Bağlantısı 18.7 20.1 21.5 22.9 24.3 25.7 27.1
Arka Meme Yüksekliği 24.1 25.4 26.6 27.8 29.0 30.2 31.5
Arka Meme Lob Genişliği 25.5 26.5 27.6 28.6 29.7 30.7 31.8
Meme Lob Ayrımı 24.2 25.2 26.3 27.3 28.4 29.4 30.5
Meme Lob Derinliği 17.6 18.8 20.0 21.2 22.4 23.6 24.8
Ön Meme Başı Yerleşimi 21.9 23.2 24.5 25.8 27.1 28.4 29.7
Meme Başı Uzunluğu 24.1 25.4 26.7 28.0 29.3 30.6 31.9

Endam, değerlendirilen tüm tip özellikleri içinde en yüksek aktarılabilirlik değerinde olandır (0.42) ve buna bağlı olarak da ortalama kız skorlarında da en geniş aralığa sahiptir. Buna kıyasla, ayak açısı da en düşük aktarılabilirlik değeri ile birbirinde oldukça farklı STA değerleri olan boğalar arasında ortalama kız skor değerleri açısında en dar aralığa sahip olandır. Üreticiler, eğer boğalar her iki özellik için özdeş STA değerinde ise gelecekteki sürülerinde endam ile ilgili ortalama skoru ayak açısı ile ilgili olan ortalama skordan daha hızla arttırılabilir (veya düşürülebilir).

Üreticiler, endam skoru 38 olan bir ineğin, endam skoru 28 olan bir inekten ne kadar daha uzun olacağını bilmek istemektedirler. Tablo 5’de bunun yanıtı verilmekte (2.0 inch) ve ayrıca ek bilgi de sunulmaktadır.

Tablo 5’e ilk baktığınızda, en uç noktadaki boğaların ortalama kızlarının neredeyse benzer olduğunu düşünebilirsiniz. Boyda 2 inch’lik bir artış küçük bir fark gibi gözükebilir, ancak bu farkların nesiller boyunca arttırıldığını düşünün. Her bir nesil için ortalama zaman aralığı 6 yıldır. Yani, 30 yıl içinde sürünüzün boy ortalamasını 5 inch yükseltebilir veya düşürebilirsiniz (ırk ortalamasına oranla). Her jenerasyonda oluşacak ufak değişiklikler, zaman içinde dramatik değişimlere dönüşebilir.

Eğer amacınız uzun boylu inekler elde etmek ise, endam değeri ortalama olan bir inekle başlayıp (STA 0), onu endam değerini aktarma yeteneği yüksek bir boğa ile (STA +4.0) çiftleştirin. Elde edilen progeny ortalama endam skoru yaklaşık 40.1 puan ve yaklaşık 58 inch yüksekliğinde olacaktır.

Eğer sadece çok uzun boylu ineklerle başladıysanız (endam STA değeri +3.0), elde edilen progeny daha da uzun olabilir. Bunların beklenen endam skoru yaklaşık 45.3 puan, ortalama 59.1 inch yüksekliğinde olacaktır. Sadece STA’ları çok yüksek olan boğalar ve inekler kullanmanız sürünüzde çok daha hızlı bir değişim elde etmenizi sağlayabilir.

Bazı özellikler sadece bir uç noktada en iyi olarak değerlendirilir (ayak açısının dik olması). Diğer özelliklerin orta değerlerde olması daha iyidir (Meme Lob Derinliği gibi). Çok yüzeysel memeler genellikle yüksek verime uygun değildir. Ancak çok derin memeler de ineğin sağlığı ve verimlilik ömrü açısından sakıncalıdır. Çoğu sütçü tip sürü sahibi ergin bir inekte memelerin dizlerin üstünde olmasını tercih eder.

Tablo 5: Bir boğa, ırk ortalamasında olan bir inekle çiftleştirildiğinde bu boğanın Lineer Tip Özelliği STA değerine göre ortalama ergin kızının ölçüleri:

Boğanın STA Değeri
Lineer Tip Özelliği (inch cinsinden) -3 0 +3
Endam (boy) Kalça yüksekliği 55.6 56.6 57.6
Kalça Açısı Kalçadan bacaklara olan eğim 0.6 1.3 2.0
Kalça Genişliği Kalça çıkıntıları arasındaki mesafe 4.6 5.0 5.4
Ayak Açısı Tırnakların ön kısmının yere yaptığı açı 41 43 45
Arka Meme Yüksekliği Vulvanın altı ile süt bezi dokularının başladığı yer arasındaki mesafe 10.6 10.1 9.6
Arka Meme Lob Genişliği Memenin vücuda bağlandığı yer olan arka memenin genişliği 5.5 5.8 6.2
Meme Lob Bağlantısı Arka loblar arasındaki ayrımın derinliği ile meme tabanı arasındaki mesafe 1.2 1.4 1.6
Meme Lob Derinliği Memenin en uç noktası ile diz noktası arasındaki mesafe 0.5 1.2 1.9
Meme Başı Uzunluğu En uzun meme başının uzunluğu 2.2 2.4 2.6

Meme lob derinliği STA’ları yaklaşık 0 olan boğanın ergin kızlarının ortalama meme lob derinliği skoru 20 puan olacaktır. Bu ortalama ergin kızın memesi dizlerinin yaklaşık 1.1 inch üzerinde olacaktır. Tabi ki bazı kızların memeleri daha derin ve bazılarının da daha yüzeysel olacaktır. Ergin kızlardan yaklaşık %8’inin memeleri dizlerinin altında olacaktır. Buna kıyasla Meme Lob Derinliği STA’ları +3.0 olan boğaların ergin kızlarından sadece %1’inin memeleri dizlerinin altında olacaktır. Bunun aksine, Meme Lob Derinliği STA’ları ?3.0 olan boğaların ergin kızlarının %31’inin memeleri dizlerinin altında olacaktır.

Başarılı yetiştiriciler, ekonomik açıdan en önemli özellikler üzerinde yoğunlaşacak ve jenerasyonlar boyunca gelişmeler elde edeceklerdir. Bir boğayı sadece STA’larında birisi negatif olduğu için otomatikman elimine etmeyeceklerdir. Örneğin Meme Lob Derinliği STA değeri ?0.50 olan bir boğa, inek populasyonunun %70’i ile güvenle çiftleştirilebilir ve kızlarının %92’sinin memeleri dizlerinin üzerinde olur. Her ineğin “kuvvetli” ve “zayıf” oldukları özellikler vardır ve önemli olan onu tamamlayacak bir boğa ile çiftleştirilmesidir.

Sürünüz için en önemli olan özellikler belirleyin. Bu özelliklerinin birini veya birkaçını (tamamını değil) geliştirecek boğalar seçin. Nesiller boyunca bu en önemli özellikleri geliştirmeye devam edin ve birkaç nesil üzerinde bu gelişimi izleyin.

1 cm = 0.3937 inç
1 lbs = 0.4536 Kg


RESMİ HOLSTEIN PEDİGRİSİ
%100 Tescilli Holstein Soyu

Boğanın Adı TPI Kod No Adı
ABD Pedigri No Doğum Tarihi Cinsiyeti (male Erkek)
Hayvanın Sahibinin Adı ve Adresi
M (Süt) F (Yağ) P (Protein) Güvenilirlik % Test tarihi
PTA F (Yağ) % P (Protein) %
PTA PL SCS
PTA UDC FLC Güvenilirlik % Test tarihi
D/AV % F F %P P

 

ABD’de Boğa Spermalarının Fiyat Oluşumunu Etkileyen Faktörler

1.TPI
2.TİP (Type)
3.PTAM
4.Sperm Üretimi
5.İnek Ailesi (Cow Family)
6.Akraba Evliliğine Yol Açıp Açmayacağı (Out Cross)
7.Boğanın Yaşı

ABD Boğalarında Uygulanan TPI Formulü

Kısım Özellik Ayrıntılı İçerik
4 Üretim 5 kısım protein
2 kısım yağ
2 Tip (Type) %65 meme yapısı
%35 ayak-bacak yapısı
1 Sağlık %10 SCS (somatik hücre skoru)
%90 uzun ömürlülük
Not: TPI Formülü süt miktarını değerlendirmeye almaz.

1.AMAÇ: Rasyon ve yemlemede faydalanmak üzere bu ayrıştırıcı kutuyu kullanmak

2.KAPSAM: Gidilen yerlerde ilgili müşteri / çiftlikteki rasyon ve yemlemede ayrıştırma konusu olan her durumu kapsar.

3.SORUMLULAR: Çiftlik ? Birlik Temsilcisi ve/veya Satış Elemanı ve Bölge Müdürü

4. TALİMAT DETAYI:

4.1. Uygulama Esasları:
Hayvanın önündeki yemden (TMR), üç katlı partikül ayırma kutusunun en üst katına 500 gr. al.
İlk alımı, karıştırma vagonu yemi dağıtırken vagonun ağzından al.
2 saat arayla 2 defa olmak üzere hayvanın önünden yem al. (Burada amaç hayvanın ne yiyip ne yemediğini tespit etmektir.
Yemlikten alınan yemi en üst göze koy.
Her köşe 2 tur atacak şekilde (2×4) 5’er kez ileri-geri çalkala.
Bu işlemi 40 kez tekrarla. (2x4x5)
Sonuçta olması gereken normal oranlar,

a. En üstte kalan kısım: % 2-8,
b. Orta bölmede kalan kısım: %50
c. En altta kalan kısım:%42-48
şeklinde olmalıdır.

Aşağıdaki Hatırlatmalara Dikkat et:
i. Eğer en üstte kalan kısım %5 ?ten az olursa, yeterince tampon madde yerine geçecek kaba yem olmadığı için hayvanlarda asidoz riski belirebilir.

ii. En üstte kalan kısım %10’dan fazla olursa, hayvan fazla büyük partikülleri yemeyip ayıracağı için bizim hazırladığımız rasyonu tam alamamış olacak ve istediğimiz verimi de elde edememiş olacağız.

Bunu da şöyle örnekleyebiliriz;
25 kg süt verimine göre hazırlanmış bir rasyonumuz ve partikül büyüklükleri de % 10 dan fazla olsun. Hayvan büyük partikülleri yemeyip seçeceği için bizim rasyonumuz da gerekli ihtiyacı karşılayamayacaktır. Ayrıca bu büyük partiküllü kısım da hayvan tarafından yenmediği için atılacaktır.

Bu büyük partiküllü kısım kadar rasyonumuzu tekrar gözden geçirmemiz gerekecektir. Mesela 25 kg yerine 27 kg süt verimine göre rasyonumuzu yeniden gözden geçirebiliriz. Ya da partiküllerin büyüklüklerine göre, fazla büyükse, varsa, karıştırıcıyı 1-2 dk daha fazla çalıştırarak veya partiküller çok küçükse, karıştırıcıyı 1-2 dk daha az çalıştırarak hayvanların sindirimine yardımcı olmaya çalışabiliriz.

Proper Shaking metoduna ilişkin örnek bir videoyu da buradan izleyebilirsiniz.