Yazılar

Leptospirosis; L.canicola, L.grippotyphosa, L.hardjo, L.ictero-haeamorragiae ve L.pomona’ nın oluşturduğu zoonoz bir hastalıktır.

Sığırcılık işletmelerinde Leptospirosis hem buzağıların hem de yaşlı sürünün ortak bir enfeksiyöz hastalığıdır.  Genellikle hastalık vücuda burundan, boğazdan veya yaralardan girer.  Leptospirosis su ile bulaşır.  Enfekte hayvanların idrarı bulaşma kaynağıdır. Gençlerde hastalık süratle yayılır.

Semptomlar yüksek ateş, halsizlik, solunum güçlüğü, anemi ( kansızlık), deri dokularında sararma (sarılık), idrarda kan görülme şeklindedir. Ölüm oranı yüksektir. Yaşlı hayvanlarda, sıklıkla yaş direnci gösterdiklerinden,  hastalık çoğunlukla hafif şekilde seyreder. İnekler aniden sütten kesilir ya da sütleri koyulaşmış, sararmış ve kanlı olabilir. L.hardjo ise koyunlarda sadece mastitise sebep olabilir.

Leptospirosis sığırlar dışında koyun, keçi ve diğer hayvanlarda, örneğin; at ve köpeklerde de görülür.  Ağız yoluyla bulaşmaya ek olarak kemirici hayvanlar da hastalığı bulaştırmada rol oynar.

Hastalık çoğunlukla doğu bölgelerimizde görülmekle birlikte, hayvan nakilleriyle batı bölgelerimize de yayılmıştır.  Mikroorganizma idrar ile toprağa geçtiğinde yıllarca canlı kalabilir, özellikle yağmur sularıyla hızla yayılır.

Leptospirosis kan işeme ve sarılıkla kendini gösterdiği için Klostridyum hemolitikum tarafından oluşturulan basiller ikterohemoglobinüri ve bir kan paraziti hastalığı olan  babesiyöz hastalıklarıyla karıştırılabilir.

Yaz ayları dışında görülen kan işeme, sarılık, birdenbire sütün kesilmesi ve iştahsızlık olaylarında akla Leptospirosis hastalığı gelmelidir.  Kesin teşhis laboratuvar muayeneleriyle konulur.

Leptospirosis ( Leptospiroz veya Lepto) yavru atma, embriyonik ölüm, ölü doğum, sonun atılamaması, zayıf, halsiz, ayağa kalkamayan buzağı gibi problemlere de sebep olabilir.  Bu gibi durumlarda da Lepto’dan şüphe etmek gerekir.

Ağız yoluyla ve kemiriciler kadar önemli bir bulaşma yolu da doğal aşımdır.  Boğalar doğal aşım yoluyla hastalığı yayarlar.

Ortaya çıkan sarılık patolojik ( marazi= hastalığa bağlı)  sarılık halinde olduğundan bekletme suretiyle yok olmaz.  Karkas imha edilir.  Lepto sürüden mecburi çıkarmayı arttıran, döl verimini düşüren en önemli hastalıklardan biridir.  Kesim sonrası imha olaylarıyla birlikte büyük ekonomik kayıplar ortaya çıkar.  Zoonoz, yani insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu da akılda tutarsak, halk sağlığı yönünden de önemini görmüş oluruz.

Leptospiroz hastalığının antibiyotiklerle tedavisi mümkündür.  Tedavi pahalıdır, zaman alır ve zordur.   Ayrıca tedavinin garantisi yoktur.  Sarılık, kan işeme gibi belirtiler yok olsa bile, hayvan taşıyıcı (portör) kalabilir.  O yüzden antibiyotik tedavisinin ardından, belirtiler yok olduktan 4-6 hafta sonra idrarla saçılımın devam edip etmediği kontrol edilmelidir.

Hastalıkla mücadelede en etkin yol aşılamadır.  Yıllık sistematik aşılama, hatta, hastalığın sık görüldüğü bölgelerde kitlesel aşılama yapılmalıdır.

Hastalıktan şüphe edildiği zaman derhal şüpheliler sağlamlardan ayrılmalıdır.

Aşılamanın tedavi edici etkisinin olduğu da bildirilmektedir.  (S. Gazyağcı,  Journal of Animal and Veterinary  Advances, 2010)

Listeriosis Listeria monocytogenes adı verilen gram pozitif bir mikroorganizma tarafından oluşturulan, insan ve hayvan sağlığı açısından tehlikeli bir hastalıktır. Listeria monocytogenes çevre koşullarına çok dayanıklı bir bakteri olup, topraktan ve çoğunlukla sindirim yoluyla bulaşır.  Genellikle  geviş getiren hayvanlarda görülmekle birlikte, kedi, köpek gibi tek midelilerde ve hatta, kanatlılarda bile görülebilir.

İnsanlara et, süt ve iyi yıkanmamış sebzelerle bulaşabilir.

Geviş getiren hayvanlarda daha çok bozuk silaj ile bulaşır.  Diş değiştirme zamanı ise daha çok bulaşma riski taşır.

Ayrıca solunum yoluyla bulaşma da mümkündür.

Hastalığı geçiren hayvanlar 1 ay daha vaginal akıntılarla ve sütle etkeni saçabilirler.

Listeriosis sinir, göz ve üreme yolları ile ilgili problemler oluşturur.  Septisemik şekli olabilir.  Ancak; septisemik formun daha çok tek midelilerde ortaya çıktığı belirtilmiştir.

En önemli belirtiler bakterinin beyine lokalize olmasıyla dönme, yürürken koordinasyon bozukluğu, felç ve bakterinin yüz sinirine lokalize olmasıyla yüz felcidir.  Tipik olmayan belirtiler durgunluk, iştahsızlık, ateştir.  Ama; gözlerdeki dumanlanma tipik olup, silage eye= silaj gözü olarak adlandırılır.  Üveitis, iritis ve keratokonjunctivitis ile karakterize “silaj gözü” gözün kızarmasına,  mavimsi ve sarımsı bir dumanlanmaya, korneanın beyazlaşmasına sebep olur.

Yutma güçlüğü çoğunlukla ortaya çıkan belirtilerden biridir.

Listeria bakterisi ısıya, alkalilere, kötü çevre koşullarına dayanıklıdır.  Bilindiği gibi; silaj havasız ortamda olgunlaşır.  Hava alan, pH değeri yüksek kalan silaj bozuk silajdır.

Listeria monocytogenes genellikle 4,3-9,4 pH değerleri arasında canlı kalır.

Eğer silaj çok kısa sürede iyice sıkıştırılır ve kapatılırsa pH değeri hızla düşer.  pH 4 olduğunda, yani silajda  tam anaerobik  fermentasyon sağlandığında Listeria’nın yaşam ortamı bozulur ve tehlikeli olmaktan çıkar.  pH değeri yüksek kalan silajlar her zaman tehlikelidir.

Silaj yiyen sığır, koyun ve keçilerde dönme, sinirsel belirtiler, göz problemleri, yavru atma, canlı doğan yavruların ölmesi, ölü doğum gibi problemler ilehastalıktan şüphe duyulur.  Kesin teşhis için ölü hayvanların beyni, atık yavru,  yaşamakta olan hayvanların ise omurilik sıvısı laboratuvara gönderilir.  Hastalık birçok başka hastalıkla karıştırılabilir.  O yüzden laboratuvara başvurmak, kesin teşhis bakımından, şarttır.

Hastalığın aşısı yoktur.  Tedavisi mümkündür.  Geniş spektrumlu antibiyotikler tedavide iyi sonuç verir.  Bazı destek tedavileriyle başarılı sonuçlar alındığı bildirilmektedir.  Ancak; tedavi uzun sürebilir.

Hastalıktan şüphe duyulduğunda derhal hayvanlarının önünden silaj kaldırılmalı, hastalar sağlıklılardan ayrılmalıdır.

İnsanlara bulaşabileceği göz önüne alınarak her türlü müdahale eldivenle yapılmalı, eller dezenfekte edilmelidir.

Hayvanlarda tedaviye erken başlanması tedavi şansını arttıracaktır.

Hastalıktan korunmanın en önemli yolu silajın tam olarak olgunlaştırılmasıdır.  Silajın havasız ortamda, iyice sıkıştırılarak yapılmasının yanı sıra, erken pH düşüşünü sağlamak için silaj katkıları (silage inoculant) kullanılması yararlı olur.

Kemirgenlerle mücadeleye de önem verilmelidir.

İşletme Ziyaret Raporu

Türkiye, Haziran 2015

 

Lindell Whitelock

Teknik Danışman

World Wide Sires

Giriş ve Metot:

İşletmeye ziyaret amacımız, koşulları ve operasyonu gözden geçirip işletmenin daha karlı hale geçmesi için önerilerde bulunmak idi.  Danışmanlık ziyareti esnasında işletmenin yönetimde sorumlulukları olan elemanlarla görüşme ve fikir alışverişlerimiz oldu.  Bunun amacı işletmenin verim/üretim bilgilerini değerlendirmek idi.  Bu raporda, yönetimde görev alan arkadaşlarla yapmış olduğum gözlem ve değerlendirmelere dayanan bilgiler yer almaktadır.  Bunlar, çiftlikteki mevcut personel organizasyon şeması, verim pratikleri ve yönetim kadrosu ile ilgilidir.

Yönetim Kadrosu ve Organizasyon Yapısı:

Bu işletmedeki yönetim kadrosunun başarısı ve karlılığı çoğunlukla çalışanların etkin bir şekilde idare edip motive etmesi becerisi ile ilgilidir.  İnek idare etme becerileri kadar işletmede çalışanları idare etme becerisi de o kadar önemlidir.  Süt ineği, çok iyi düzenlenmiş bir işletmede ve düzgün aynı şekilde yapılan pratiklere yanıt veren bir canlıdır.  Başarılı bir işletme için çalışanların görevlerini her gün, zamanında ve aynı şekilde yapmaları gerekir.  Görevlerin aksatılmadan, aynı şekilde, her gün zamanında yapılması motive olmuş müdürler ve motive olmuş çalışanlarla mümkün olur.

Bir işletmede fazla sayıda personel olduğunda etkin performans seviyesi hızla düşer.  Çünkü çok fazla çalışan olduğunda, kişiler kendilerine iş yaratarak görevlerinin çok önemli olduğunu gösterme eğiliminde olurlar.  Çalışan sayısının azaltılması elzemdir, kalan elemanların çalışma performansı artacaktır.

Süt verimi ile ilgili amir ve müdürler, ineğin tüm evrelerini de değerlendirecek şekilde geniş bakış açısına sahip olmalı ve kendi sorumluluklarının diğer segmentleri nasıl etkilemekte olduğunu anlamaları ve değerlendirmeleri gerekir.  Yönetim kadrosundaki idarecilerle yaptığım ilk grup toplantısında her birine iş sorumluluklarını tarif etmelerini ve görevlerini sordum.  Her birinin çok dar bir aralıkta olan görevleri bulunmakta idi ve genel tabloyu görecek vizyondan yoksun idiler.  Örneğin bir sorumlu kişi/amir tırnak bakımından sorumlu olduğunu ifade etti.  660 inek bulunduran bir işletmede sadece tırnak bakımı için full time bir eleman bulundurulması gereken, bir iş pozisyonu olmamalıdır.  Burada esas olarak sorulması gereken ineklerdeki tırnak sorunlarını önlemenin yolları olmalıdır.  Bu sorumlulukta olan kişi tırnak sorunları sürdükçe işinin devam edeceğini düşündüğünden tırnak sorunlarını önlemeye değil sadece tedavi edeceği tırnak sayısını düşünmektedir.  600 başlıklı bir işletmede, amir/müdür konumunda olan kişiler daha az sayıda tutulur ise ekip bir takım olarak daha geniş bir açı ile operasyonun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde çalışabilir.  İşletmenin büyümesi ve karlı olması için yönetimde bir takım değişiklikler yapılması gerekmektedir.  Yönetim takımındaki arkadaşların düzenli olarak toplantı yapıp verim ile ilgili bilgileri değerlendirip sürünün performans şartlarına uyup uymadığını değerlendirmeleri gerekir.  Bu toplantılar, işletmenin sıkıntıları ile ilgili kişilerin birbirini suçlayıcı tarzda değil aksine işletmenin sorunlarını giderecek pozitif yaklaşımlarla çareler arayan ve düzeltme için planlar yapılan toplantılar tarzında olmalıdır.

İlk adım olarak işletmedeki her çalışan için yazılı olarak bir iş tanımı yapılmalı ve işletmedeki görevlerinin ana hatları belirlenmelidir.  Her eleman, amirinin kim olduğunu ve kime rapor vereceğini bilmelidir.  Amir pozisyonunda olanlar da her görevin zamanında ve doğru şekilde yapılmasını sağlamaktan sorumludur.  Her elemanı, bağlı olduğu amirden başkası düzeltmeye veya talimat vermeye kalkışmamalıdır.  Buna uyulmaz ise yönetim takımı kuvvetinden ödün vermiş olur.

Sorumlu amirler elemanlarını kontrol etmelidirler.  Ancak, bu başka iş yapmayacakları anlamına gelmez.  En önemli görevleri altlarında çalışan personelin görevlerini doğru ve zamanında yapmalarını temin etmektir.  Herhangi bir hata görüldüğünde sadece ilgili birimin sorumlusu tarafından üzerine gidilmelidir.  Buna uyulmaz ise yönetim takımının gücünü zayıflatır ve işletmeyi yönetim takımı değil çalışanlar yönetir.  İşletmenin gelişmesi ve verimliliğinin artması için iyi insan idare etme becerileri kullanmak şarttır.

Çiftlikte çalışanların devinimi (değişimi/ayrılması) konusu da çok önemlidir.  İşletmede çalışanlar terfi edip yükseleceklerini bilirler ise kendilerini takımın bir parçası olarak hissederler ve işletmedeki personel değişimi (çıkışı) daha az olur.  Personel değişiminin yüksek olduğu işletmelerde, müdür pozisyonundakiler vakitlerinin çoğunu, inekleri ve çiftliği idare etmek yerine yeni gelen elemanların eğitimine harcarlar.  Bir işletmenin gelişmesinde en önemli noktalardan birisi çalışanları meşgul tutmak ve ekibe katkı ve katılımlarını sağlamaktır.  Yeni bir eleman alma fırsatı doğduğunda gerçekten ihtiyaç olup olmadığı dikkatlice incelenmelidir.  Eğer gerçekten gerekli ise dışarıdan eleman almak yerine işletmedeki birini o pozisyona terfi ettirmek daha yerinde bir karar olur.  Çalışanları terfi ettirerek yeni pozisyonlara atamak personeli motive eder ve operasyona katkıları da daha yüksek olur.

İşletmenin gelecekte daha iyi bir seviyede olabilmesi için iyi insan idare becerileri hayata geçirilmeli, işletmenin ihtiyaçları değerlendirilmeli personel organizasyon yapısı gözden geçirilmelidir.  Bunların yapılması şarttır.  Bu raporun aşağıdaki paragraflarında dikkat edilmesi gereken konulara değinip çözüm önerileri sunacağım:

Tavsiyelerİlk adım olarak işletmedeki yönetim ekibinin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi gerekir.  Bu değerlendirme yapılırken işletmenin mevcut ihtiyaçları gözden geçirilmeli ve söz konusu idarecilerin yeteneklerine bakılarak personel organizasyon şeması yapılmalıdır.  İnsan idare becerileri eğitimi ve bununla ilgili koçluk hizmetinin verilmesi yönetim takımında yer alanlara sunulmalıdır ki işletmenin yönetimi daha ileriye gitsin.  Konusunda uzmanlaşmış müdürlerin vizyonu, yönetim takımının daha geniş bir bakış açısı ile işletmeye bakmasını ve işletmenin performansını arttıracak şekilde bir takım olarak çalışma hevesini yaratacaktır.

Mevcut Barınaklar ve İnek Konfor Kapasitesi

İyi inek performansı, ineklerin rahat bir ortamda olmaları ve günlük yaşam içinde sevk ve idarede standart pratiklerin uygulanmasına bağlıdır.  Bu iki kuralın düzgün bir şekilde uygulanması, ineklerden maksimum potansiyel verimi almada çok önemli bir husustur.  Ayrıca; akılda tutulmalıdır ki inek konforu, insan konforundan çok farklıdır.  İşletmenin koşulları, insanlardan çok inek konforuna göre düzenlenmelidir.

İşletmeyi ziyaretimde hava sıcaklığı bize göre çok sıcak olmamasına rağmen pek çok inekte ısı stresi belirtileri gözlemledik.  İnekler için ısı stresi 20°C?de başlar.  Bu sebepten, verimliliği arttırmak için bunu akılda tutmak anahtar noktadır.  İnekleri serin tutmak sadece süt verimi için değil döl verimi için de gereklidir.  İşletmeye usulüne uygun şekilde fanlar ve duşlar yerleştirilmeli, bu sistem uygun sıcaklık derecesinde devreye girmelidir.  İşletmedeki beton duvarlar kaldırılmalı, yerine perdeler konulmalıdır.  Bu perdeler inek konforuna göre kaldırılıp indirilecek şekilde olmalıdır.

Barınaklarda dolaşırken pek çok ineğin ayakta durduğunu ve yatakları kullanmadıklarını gördük.  Bu bize serbest yataklarda sorun olduğunu göstermiştir.  Bu sorunu düzeltmek için omuz demiri çıkarılırsa ineklere esneyecek alan sağlanmış olur.  Eğer inekler serbest yataklarını dinlenmek için kullanırlar ise sağım odasına temiz bir şekilde gelirler.  Bu da çiğ sütteki toplam bakteri sayısını düşürür ve sürüdeki mastitis enfeksiyonlarını azaltır.  Ayrıca, yemlik önünü inekler için konforlu bir alan olarak düzenlemek de çok önemlidir.  Eğer yemlik önü konforlu ise daha çok inek yeme gelecek ve süt verimi artacaktır.  Gözlemlerim esnasında pek çok ineğin diz eklemlerinde ve ayaklarında yüzülmeden kaynaklanmış yaralanmalar gördük.  Bu da bize serbest yataklar üzerindeki plastik matların, ineklerin dizleri için tahrip edici olduğunu, üstünde bir koruyucu tabakanın olmadığını göstermiştir.  Bu sert plastik matların üzerini hızar talaşı veya kum ile örterek bu sorunu giderebiliriz.  Serbest yatakların inekler tarafından kullanılmamasının nedenlerinden biri de sert plastik matlardır.

Tavsiyelerİneklerin yatak yerlerinin konforlu hale getirilmesi gerekir.  Bir inek gününün %84?ünü serbest yataklı bölgede geçirir.  Bu sebepten inekleri bu ortamda serin tutar ve iyi bir dinlenme temin ederek verimini arttırırız.  Anahtar nokta bunlardır.  Fan ve spreylerin (duşların) monte edilmesi, serbest yatakların düzenlenmesi, beton duvarların perdelerle değiştirilmesi, sert plastik matların üzerinin kaplanması ineklere konfor temin etmekte en önemli faktörlerdir.  Bunlara ilaveten, çalışan personelin inekleri sağım odasına sakin ve huzurlu bir şekilde yönlendirmeleri, ineklere vurmamaları ve bağırmamaları da çok önemlidir.

Yemleme İzlenimleri:

Akılda tutulmalıdır ki yemleme problemlerinin pek çoğu doğru olmayan bir rasyondan değil yemin işletmedeki yönetimiyle ilgili bir sorundur.  Yemleme problemleri yem hammaddelerinin kalitesi, ineğin ortamı, günlük verilen yem miktarı, yemlik önü konforu, yemin dağıtımı ve erişilebilirliği ile ilgilidir.  İnek, sağım odasından döndüğünde taze yem yemlik önünde olmalıdır.  Bu ya taze rasyonun verilmesi ya da önündekilerin ittirilmesi ile yapılabilir.  Yemlik okuma da çok önemli bir yem yönetimi parametresidir.  Şöyle ki yemlikte ne kaldığı veya ne kalmadığı ile ilgili bir değerlendirme, her yemleme periyodundan sonra yapılmalı ve hemen düzeltilmelidir.

İneklerin neyi tüketip neyi yemedikleri ile ilgili düzgün kayıt tutulmalıdır.  Yenmeyen yem tartılmalıdır.  Bu kontrol düzgün aralıklarla yapılmalıdır.  Mikser vagonda bulunan terazilerin yemleme personeli tarafından doğru olup olmadıkları kontrol edilmelidir.  Boş bir mikser vagona çıkarak kişinin kendi ağırlığının doğru olarak gösterildiğini tespit etmesi ile teraziler kontrol edilir.  Yanlış tartım yapılır ise tüketilmeyen yem miktarı bizi yanlış yönlendirir ve etkin olmayan bir yemleme programı sonucunda inek performansı düşer.  Yemleme sorumlusu/müdürü, inekleri takip edip kaç tanesinin geviş getirip getirmediğini izlemesi gerekir.  Geviş getirmenin olmaması ya lifin/selülozun yetersiz olduğunu ya da yem karıştırırken tahrip edildiğini gösterir.  Yemlikteki yem karışımını elinize alarak lif/selülozu inceleyin ve elinize batmıyor ise tahrip olmuş demektir.

Toplam karma rasyondaki esas neden fazla karıştırmaktır.  Aşırı karıştırma lifi tahrip eder ve ineğin performansını olumsuz etkiler.  Yüksek kalitedeki kaba yemleri zamanında hasat etmek iyi bir yemleme programının anahtarıdır.  Kuru ot ve silaj yapmak için kaba yemin hasat zamanının doğru olması için azami çaba sarf edilmeli ve bitkinin doğru evrede doğru nemde, doğru erginlikte olması (besleyici madde içeriğini arttırmak için) ve doğru partikül büyüklüğünde olması sağlanmalıdır.  Yemleme programında yüksek kaliteli kaba yemin yerini tutacak başka bir madde mevcut değildir.

Gördüğüm kadarıyla işletmedeki toplam karma rasyon mikser vagonda çok fazla karıştırılmakta idi.  Mısır silajı doğru parçacık ölçüsünde olmasına rağmen, mikser vagondaki karıştırma esnasında tahrip edilmekte idi.  Mikser vagona konan yem hammaddelerinin sırasını kontrol edip lifi parçalamayacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.

Öneriler: İneklerin ihtiyacı olan kadar besin maddelerini almalarını temin edecek şekilde yemleme operasyonu gözden geçirilmelidir.  İnek performansını arttıracak şekilde aşağıdaki aksiyonlar uygulanmalıdır:

  1. Çiftlikteki mevcut grup sayısını azaltmalı ve ineklere gerektiğinden fazla grup değişimi uygulanmamalıdır.
  2. Yemleme personeli, tartım değerlerini, ineklerin önüne dökülen yemi ve daha sonra yenmeyen yemi takip etmelidir.  Kuru madde tüketiminin doğru olarak hesaplanması çok önemlidir.
  3. İneklerin geviş getirme oranlarını takip ediniz.  Bu şekilde yem içindeki lifin tahrip edilip edilmediğini anlayabilirsiniz.
  4. Mikser vagon içerisine konan yem hammaddelerinin sırasını değiştirerek lifin (selülozun) tahrip olmamasını temin edin.
  5. Kaba yem yetiştirmeden sorumlu ekip ile birlikte çalışarak kaliteyi arttırmak için kaba yemin doğru zamanda hasat edilmesini ve doğru şekilde muhafaza edilmesini sağlayın.

 

Doğum, Kurudaki İnekler ve Loğusa İnekler (Barınak Değişimleri vb.)

Döl verimi, süt verimi elde etmede en önemli faktördür.  Kuru dönemdeki ineklerin, doğumdan sonraki 3 hafta içinde olan loğusa ineklerin nasıl idare edildiği, sadece süt verimi değil sürü sağlığı ve döl verimi üzerinde de belirgin etki yapar.  İşletmede bu dönem başlıca zayıf nokta olarak görülmektedir ve bu noktada önlem alınır ise performansta ilerleme yaratılabilir.

Loğusa inekler ve kurudaki inekler doğum padoğuna yakın bir yerde barındırılırlar ise ineklerin bu gruplar arasındaki gidiş-gelişleri kolaylıkla idare edilebilir.  İşletmede halen, verime göre gruplama, yeme göre gruplama gibi çok fazla grup değişimi olmaktadır.  Bu değişiklikler, inekler için bu stresli dönemlerde ek bir adapte olma stresi yaratmaktadır.  Kurudaki inekler, sadece doğum padoğuna, doğum belirtileri başlayınca alınmalı ve burada birkaç saat geçirmelidir.  Buzağılama işlemi sona erer ermez hemen loğusa barınağına ve orada laktasyon grubuna dahil olana kadar grupta kalmalıdır.  Loğusa grubunda bir loğusa inek en az 21 gün kalmalıdır.  Barınakta yer var ise ve uzun da tutulur ise loğusa ineğin performansına katkı sağlar.  Yer sorunu yok ise loğusa ineğin 45 gün tutulması tavsiye edilmektedir.  Bu dönem loğusa ineğin en kritik dönemidir, süt veriminde hızlı artış olmakta ve pek çok metabolik soruna maruz kalmaktadır.  Bu sebepten, bu kritik zamanda loğusa inekleri ayrı bir grupta tutmak verimliliği arttırmaktadır.

Öneriler: Döl verimi yönetimi, sürü performansını geliştirmede kritik bir noktadır.  Bu bölümde çalışan elemanlar eğitilmeli ve görevlerini doğru yapmakta oldukları amirleri tarafından kontrol edilmelidir.  İnekleri izler, takip eder, sanitasyon/temizlik konularına dikkat eder ve ineklerin gereksiz grup değiştirmesini en aza indirirsek ineklerin performansının artmasına yardımcı oluruz.  Sürünün döl verimi performansını arttırmak için aşağıdaki adımlar atılmalıdır:

  1. Loğusa ve kurudaki inekleri doğum padoğunun yanındaki barınaklara yerleştirilmelidir.
  2. Loğusa inekleri aynı grup halinde 45 gün birlikte tutunuz ve günlük olarak sıkı bir şekilde takip ediniz.
  3. Loğusa ineklerin takibinden sorumlu olan kişinin görevini zamanında ve doğru yaptığını temin ediniz.
  4. Kızgınlık tespiti için bir sistem uygulamaya konmalı ve inek ve düveleri zamanında kızgınlıkta tespit edip zamanında suni tohumlama uygulayınız.
  5. Kuru dönem ve doğum padoğunda 24 saat görev yapacak bir ekip oluşturun ve uygulanması gereken standart işlemi tatbik edin.
  6. İneklere uygun bir ortam yaratın ve inek konforunu geliştirin.
  7. Bu gruptaki ineklerin gereksiz şekilde yerlerini değiştirmeyin.  Gebe inekler kuru dönem barınağından birkaç saatliğine doğum padoğuna gitmeli ve ondan sonra da 45 gün loğusa grubunda kalmalıdır.  İneklerin sık sık yemini değiştirmek, önce geçiş dönemi grubu sonra da loğusa grubu şeklinde hareket ettirmek sadece stresi arttırmakla kalmaz ek olarak inekte metabolik sıkıntılar da yaratır.  Kuru dönem barınağı ve loğusa barınağı kapasitesinin %80?inden fazla inek ile doldurulmamalıdır.

Buzağılar:

Buzağılarla ilgili giderilmesi gereken iki büyük sorun mevcuttur.  Bunlar; buzağıların büyüme oranlarını arttırmak ve ölüm oranını düşürmektir.  İşletmede tecrübe edilmekte olan buzağı ölüm oranı çok yüksektir ve bu ölümler ishal ve zatürreden olmaktadır.  Her iki hastalık da ekipmanın ve barınakların iyi temizliği (sanitasyonu) ile önlenebilir.  Yeterli beslenme seviyelerine ulaşılarak buzağıların büyüme oranları arttırılabilir.  Büyüme oranları arttırılarak düveleri daha erken tohumlayabilir ve onları sağmal sürüye daha erken katabilirsiniz. Bu da işletmenin masrafını azaltır.  Sağlıklı buzağıların elde edilmesi için buzağı bölümünde çalışanların kişisel temizliği, ortamın temizliği ve ekipmanların temiz olması buzağı sağlığı için çok önemlidir.

ÖnerilerGözlemler ve fikir alışverişlerine bağlı olarak aşağıdaki aksiyonların başlatılması gerekmektedir:

  1. Doğan buzağıların ilk 1 saat içinde 4 litre ağız sütünü almaları temin edilmelidir.  İyi bir bağışıklık sisteminin oluşturulması için önerilen miktarda kolostrumun verilmesi sağlanmalıdır.
  2. Buzağılar önerilen miktarda beslenerek iyi büyüme oranı sağlanmalıdır.
  3. Bir buzağı yeni bir buzağı boksuna yerleştirilecek ise mutlaka önceden temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.
  4. Beslenme kapları, ekipman ve yemler her zaman temiz tutulmalıdır.
  5. Buzağılar yakından takip edilmeli ve ishalin ilk belirtisinde elektrolit preparatlar verilmelidir.
  6. Buzağı barınağında yeterli havalandırma sağlanmalı ve hava kalitesi düzeltilmelidir.  Bu şekilde buzağılardaki zatürre vakaları azaltılabilir.
  7. Buzağı ölüm oranını %2?nin altında olacak şekilde hedefleyiniz.
  8. Düvelerdeki büyüme oranını, 12 ayda 1.2 metre yükseklikte ve 350 kg canlı ağırlıkta olacak şekilde hedefleyiniz.
  9. Gerekli olan bilgilerin kayıt edileceği bir kayıt tutma sistemi geliştirin.  Toplantıda konuştuğumuz gibi bu kayıtlarda tutulmakta olan bilgiler, ileriye dönük doğru bilgi verici şekilde tekrardan düzenlenmelidir.  Mevcut sistemde işe yaramayacak pek çok bilgi tutulmaktadır.

Sağım Odası ve Süt Kalitesi

Süt fabrikasına kaliteli süt vermek işletmenin 1 numaralı hedefi olmalıdır.  200.000 SCC/ml?nin altında olacak şekilde Somatik Hücre Skoru hedeflenmeli, sürüde düşük oranda mastitis oranı (%1?den daha az klinik mastitis) ve düşük toplam bakteri (10.000?den daha az) hedeflenmeli ve tank sütünde antibiyotik bulunmasına sıfır tolerans gösterilmelidir.  Sağım ekipmanlarının sanitasyonu, ineklerin kuru ve temiz olması kaliteli süt elde etmek için şarttır.

Sağım odası için temel kural her ineğin, her gün aynı şekilde sağılmasıdır.  Eğer bu sağlanmaz ise, sağım etkin olmaz ve süt kaybı meydana gelir.

ÖnerilerSağım operasyonunda yapılmış olan gözlemlere göre aşağıdaki aksiyonlar uygulanmalıdır:

  1. İneklerin sağım odasına gelişi ve girişi akıcı bir şekilde olmalıdır.  Sağım odasının saatte 240 inek sağacak kapasitesi vardır.  Toplam süt sağma süresi, her vardiyada 2 buçuk saat olmalıdır.  1 saat de temizlik için ayrılmalıdır.  Her vardiyada 3 kişi çalışmalıdır.
  2. Bir sağım işlemi belirlenmeli ve her sağımcı aynı şekilde sağım yapmalıdır.  Sağımcıların aynı rutin sağım tekniğini uygulamamaları, sadece ineklerin kafasını karıştırmakla kalmaz sütün sağılmasını da yavaşlatır.
  3. Sütte düşük seviyede toplam bakteri sayımı olması için temiz ineklerin sağılması şarttır. Sağım odasına temiz ineklerin gelmesi yardımcı olur, ancak ineğin sağım usulüne göre hazırlanması ve meme başından dışkı ve pisliklerin uzaklaştırılması süt kalitesini arttırmak için elzemdir.
  4. Çiğ sütte bakteri sayısının yüksek olması üç sorundan kaynaklanabilir; sağım ekipmanı kirlidir (temizleme suyunun sıcaklığı doğru değildir), tankta sütün soğutması düzgün değildir (sütün sıcaklığı, süt, ineğin memesinden çıktıktan sonraki 1 saat içinde 4 °C?ye düşmelidir) ve kirli inekler sağılmaktadır. İşletmenin toplam bakteri sayısı çok yüksektir ve mutlaka düşürülmesi gerekmektedir.
  5. Mastitis Kontrol Programı geliştirilmeli ve takip edilmelidir. Mastitisin azalması döl verimi performansı üzerinde olumlu etki yapar.
  6. Antibiyotik kullanımı ile ilgili olarak sıkı bir kontrol olması gerekmektedir. İşletmedeki antibiyotikler kilitli bir dolapta tutulmalı ve sadece bir kişinin antibiyotiklere ve diğer farmosötik ilaçlara erişimi olmalıdır. Bu kişi, bu ilaçları uygulamadan da sorumlu olan kişi olmalıdır. Uygulanan ilaçlarla ilgili düzgün kayıtlar tutulmalı ve kontamine olmuş süt veya et kesinlikle işletmeden dışarı çıkmamalıdır.

Sonuçlar:

Ziyaretim esnasında yönetim ekibi ile uzun görüşmelerim oldu ve işletmeyi de dolaştım. Pek çok verim sorunlarını karşılıklı görüştük. Sürünün performansı arttırılabilir, ancak hızlı bir şekilde gerçekleşmez. Hızlı olması için herkesin katılması gerekir. Bu katılım ile değişiklikler yapılır ise operasyonun verimliliği arttırılabilir. Pek çok değişiklik gerekse de hepsinin bir anda yapılması mümkün değildir. Değişiklikler öncelik sırası ile yapılmalı, her seferinde tek bir değişiklik yaparak ilerlenmelidir. Birden fazla değişikliğin aynı anda yapılmaya kalkılması çalışanların moralini bozar ve beklenen sonuçlar elde edilemez. Yapılan gözlemlere göre aşağıdaki sonuçların üzerine gidilerek işletmenin performansı arttırılabilir:

Personel:

İşletmede çok fazla çalışan mevcuttur. Bu durum, operasyon masrafını arttırmakta ve belirlenmiş işlerin işçiler tarafından uygulanması da takip edilememektedir. Sürünün ölçüsüne göre çalışan sayısının müdürler dahil olmak üzere 20-25 kişi olması gerekir. Çalışan sayısının azaltılması takımın daha etkin bir şekilde çalışmasını ve ineklere daha iyi odaklanmasını sağlayacaktır. Yönetimde görev alan kişiler, insan idare etme becerilerini öğrenerek, çalışanları motive ederek işletmenin performansını arttırmalıdırlar. Organizasyon şemasında belirtilen şekilde hiyerarşiye uyularak hem yönetim hem de personel görevini doğru bir şekilde yapmış olur. Mevcut müdürlerin çalışan müdürler halinde olup ofiste kalmamaları gerekir. Birimin amir ya da müdürü sorumlu olduğu birimde çalışmalıdır. Mevcut ekipteki çalışanlar, kendi uzmanlaştıkları alanda odaklanmış halde olup işletmedeki tüm tabloyu (resmi) görememektedirler. İşletmede pratik amirlere ihtiyaç vardır ki inekleri ve insanları anlasınlar. Sürekli olarak inek tedavisini düşünen veterinerlere işletmede ihtiyaç yoktur.

İşletme Müdürü, ABD?de bir haftalık sürü yönetimi kursuna katılmıştır. Ziyaret ettiği işletmelerde inek idaresi ile ilgili pratikleri görmüş ve insan idaresi konularında bilgi sahibi olmuştur. Bu kurs sonunda, ona pek çok dosya ve talimat verilmiştir (hafıza belleği üzerinde korunmuş olarak). Bu bilgiler işletmedeki olması gereken değişiklikleri hayata geçirmesinde ona yol gösterecektir. Elindeki bu bilgileri ve gördüklerini işletmede uygulamaya koyabilir.

Döl verimi:   

Yüksek verimli bir sürü elde etmek için etkin bir döl verimi gerekir. Sürünün döl verimi performansını geliştirmeye odaklı bir çalışma yapılması gerekir. Bu çalışmada kurudaki inek idaresi, loğusa inek takibi ve doğum yapan ineğin bakımı olmalıdır. İnek bakımının özenli bir şekilde geliştirilmesi sayesinde sürüde daha az sağlık sorunları olacak, daha iyi döl verimi sağlanacak ve bunun sonucunda da süt artışı temin edilecektir.

Buzağı ve Düve Yetiştirme:

Bir işletmenin geleceği sürüye katılacak iyi, genç hayvanların elde edilmesine bağlıdır. İşletmedeki buzağı kayıp oranları kabul edilemez seviyededir ve düzeltilmelidir. Buzağı ölümlerine sebep olan ishal ve zatürre önlenebilecek sorunlardır. Özellikle iyi sanitasyon (temizlik) ve iyi yemleme programları ile bu sorunlar önlenebilir. Buzağıları sağlıklı tutup doğru beslediğimizde günlük canlı ağırlık artacaktır. Bu da operasyonun masrafını düşürecektir.

Buzağı ve düve yetiştirme operasyonu, işletmenin birinci önceliği olmalıdır.

Sürünün büyütülmesi:

Bu işletmenin sürü büyüklüğünü arttırmak, bir finans felaketine yol açabilir. Bu da çiftliğin para kaybetmesini daha da hızlandırır. Herhangi bir büyüme gerçekleşmeden önce işletmenin döl verimi, buzağı yetiştirme ve süt veriminde başarılı olması gerekmektedir. İşletmeye daha fazla inek getirmeden önce operasyondaki hiyerarşiye uygun bir sevk ve idare ile işletmenin karlılığı temin edilmelidir

Uzun zamandan beri gidip görmeyi arzu ettiğim Lasko (Lascaux) mağarasına geçtiğimiz günlerde gidebildim.  Fransa’nın Akitanya Bölgesinde, Montignac kasabasına yakın Vezere vadisinde yer alan mağaranın içinde 17 bin yıl önce çizilmiş duvar resimleri var.  Mağara Unesco Dünya Mirası listesinde.

 

Lasko mağarasındaki duvar resimlerinin ilginç tarafları; hepsi eti yenen hayvanların resimleri olması.  O zamanın insanları için en önemli bu besin kaynakları ile ilgili resimler çok iyi korunmuş durumda.

 

Mağaranın modern zamandaki hikayesi 12 Eylül 1940 tarihinde başlıyor.  George, Simon, Jak ve Marsel isimli dört genç, Robot ismindeki köpekleri ile gezerken, köpekleri aniden kayboluyor.  Köpeğin bir deliğe sıkıştığını fark eden gençler onu kurtarmaya çalışırken deliğin bir mağaraya açıldığını fark ediyorlar.  Fenerler alıp içeri giren gençlerden biri ayağı kayıp sırtüstü düşünce mağaranın tavanındaki resimleri görüyor.  Önceleri durumu aralarında sır olarak saklamaya karar veren gençler, sonra bu sırrı saklamayıp öğretmenlerine söylüyorlar.

 

Mağara kapalı, havasız ve killi bir tabaka ile örtülmüş olduğundan çok iyi korunmuş.  Bu haber duyulur duyulmaz çok ilgi çekiyor.  Görmek isteyenler adeta mağaraya hücum ediyor.  Ancak; yıllar içerisinde resimlerin bozulmasından endişelenen Fransız Kültür Bakanlığı Lascaux II adında, mağaranın her şeyiyle tam bir kopyasını usta ressamlara yaptırıyor.  Şimdi ziyarete açık olan mağara budur. Asıl mağaranın 200 metre yakınında olan Lascaux II Fransa’nın üçüncü en çok turist çeken yeri durumundadır.

 

Mağara niçin yapılmış?  Yazının bilinmediği, tarih öncesi zamanlara ait olduğu için bu konuda herhangi bir ipucu yok. Bir tapınak olabileceği iddia ediliyor.  Bilim adamlarının ve mağarayı inceleyen uzmanların mağarada yaşanmadığı , sadece içine resim yapmak ve toplanmak üzere girildiği yönünde teorileri var.

 

Çizimler basit değil. Perspektife ve anatomiye dikkat edilerek yapılmış.  İnek, boğa, at, rengeyiği, bizon resimleri çizilmiş.  Hepsi etini yedikleri hayvanlar.  Acaba; gıdaları olduğu için onları kutsal mı kabul ediyorlardı?  Tarih öncesi çağlarda hububatın yetiştirilmediğini, insanların avcı-toplayıcı olarak yaşadıklarını biliyoruz.  Gıda kaynaklarını kutsal kabul etmelerinin normal olduğu düşünülüyor.

 

Duvarlardaki resimler tamamen renkli. Renk olarak kırmızı, demir oksit içeren, yeşil magnezyum içeren doğal taşları kullanmışlar.  Ayrıca; odun kömürlerinden siyah renk olarak yararlanmışlar.  Elle olduğu gibi, üfleme tekniğiyle de resimler yapılmış.  Toz haline getirilmiş taşlardan elde edilen boya maddeleri, nemli ve küçük gözenekli duvarlara, içi boş uzun bir kemik ile  üflenince duvar tarafından emilmiş. Böylece çok güzel, renkli resimler ortaya çıkmış.  Resimlerin yapılış tekniğinde dikkat çeken bir özellik daha var.  Mağaranın doğal kavislerinden yararlanılmış.  Örneğin; hayvanların bel, karın bölgeleri var olan kavislere denk getirilerek adeta, üç boyutlu resim gibi görülmesi sağlanmış.  Sanırım; resim sanatıyla ilgilenenler için ilginç bir ziyaret olabilir. Mağarada ayrıca kabartma inek figürleri de var.

 

Mağarayı bulan gençlerden üçü vefat etmiş.  Biri halen sağ.  Adı Jak olan,  şu anda 90 yaşlarında olmasına rağmen her yıl bir kere mağaraya gelirmiş.

 

Lasko mağarası dışında, orijinal mağara olan, küçük gruplar halinde sınırlı sayıda ziyaretçiye açılan Gaume mağarasını da ziyaret etme fırsatı bulduk.

 

Bu mağaranın derinliklerinde ayı resmi olduğunu da söylediler.  Ama; görülen resimler hep bizon resimleriydi.  Font de Gaume adı verilen mağara Lasko mağarasının yakınlarında.

 

On beş bin yıl öncesine tarihlenmiş. Bu bölgede aynı zamanda tarih öncesi ile ilgili bir müze var.  O tarihlerde yaşayan Cro-Magnon ( Kromanyon) adamı adı verilen insan (Homo sapiens sapiens)  yine bu bölgede bulunmuş.

 

Eski çağlardaki hayvan insan ilişkileri, resim sanatı, resim yapma teknikleri konusunda ilginç bulgulara rastlanan mağaralarda çok sayıda imza olduğu kabul edilen çizgiler de mevcut.

 

Bu çizgilerin resim yapanın imzası veya kabilesinin işareti olabileceği tahmin ediliyor.  Tabii; her şey sadece tahmin.  Çünkü yazı yok.

Yeni doğum yapmış ineklerin bilinçli olarak desteklenmeye ihtiyaçları vardır.  Kuru dönemden yeni çıkmış, yavrusu için memelerinde ağız sütü hazırlamış, birçok çaba ile doğum yaparak yorulmuş, çok süt beklediğimiz, kısa süre sonra ise tekrar bir yavru yapmasını istediğimiz ineklerin mutlaka desteklenmesi gerekir.  Vücudundan harcayarak bir yavru oluşturan, ona ağız sütü hazırlayan inek, aniden süt vermeye başlayarak, enerji, protein, kalsiyum ve diğer mineraller ile vitaminleri harcamaya devam edecektir.

Bilindiği gibi, doğumu takip eden günler, ketosis, süt humması, topallık, şirdenin yer değiştirmesi (abomasum deplasmanı), sonun atılamaması, rahim iltihapları ( metritis) gibi problemlerin çok görüldüğü günlerdir.  Süt humması klinik olarak görülmese bile, gizli olarak seyreder ki, bu durum başka problemlerin öncüsü olur.

İneğimiz doğumdan sonra kısa sürede tekrar kızgınlık göstermeli, çok süt vermeli, problem ve hastalıklardan uzak olmalı, buna karşın ise biz onu birçok yönden desteklemeliyiz.  Bu destekler bilinçli olarak yapılmalı, enerji, vitamin, mineral yönünden yeterli olmalıdır.

Yeni doğum yapmış bir ineğin öncelikle suya ihtiyacı vardır.  İşkembesinin kuru dönemden sonra, yeni yem formülüne alışması gerekir.  Metabolik hastalıklara yatkın olan loğusa inek;  karaciğer ve işkembe yönünden desteklenmelidir.

İneğe , tekrar döl vermesi, bol süt vermesi, metabolik hastalıklardan korunması, klinik veya gizli hipokalsemiye yakalanmaması için mutlaka uygun yem katkı maddeleriyle yardım edilmelidir.

Limousin (Limozin) Fransa kökenli, ünlü etçi sığır ırklarından biridir.  Fransa’nın güneyinde tarih öncesi, tahminen 20 bin yıl önce, çizilmiş mağara resimlerinde görülen sarı renkli, arkaya doğru uzun yapılı ineklerin şimdiki Limozin ırkının ataları olduğu tahmin ediliyor.

Limozin ırkı sarıdan, kırmızı ve kahverengiye doğru renklerdedir.  Ancak, ABD’de olduğu gibi Siyah Limozin ırkı da vardır.  Göz ve merme etrafı ile ayakların uç kısımda açık renktedir.  Başı küçüktür.  Boynuzlar köküne doğru sarı, uçlara doğru daha koyu renklidir.  Boynuzlu ve boynuzsuz soyları vardır.

Irk yüksek yemden yararlanma oranıyla, yüksek randıman ile, dayanıklılığı, kolay adapte olması, kolay yönetilebilir olmasıyla ün salmıştır.  Arkaya doğru uzun olması bonfile ve kontrfile’nin diğer ırklara oranla daha büyük olmasını sağlar.  Kötü koşullara dayanıklılığı gayet iyi bilinir.  Soğuk iklimlere dayanıklılığının yanı sıra aşırı yağışlı iklimlerden de zarar görmez.

Limozin bir “randıman” ırkıdır.  Ünlü altı etçi ırk arasında, yani, Angus, Hereford, Şarole, Simmental,  Gelbvieh, Limousin ırkları arasında en yüksek randımana sahip ırktır.

Buzağıları dayanıklı olur.  Kolay buzağılama özelliği vardır.  Eti yağsız, gevrek ve lezzetlidir. Annelik özellikleri yerinde, annelerin süt miktarı yeterli düzeydedir.

Limozin ırkının en sevilen özelliklerinden biri kemik oranının düşük olmasıdır.  Bu oran ortalama %13,8 dir.  Limozin bir kas ırkıdır.  Eti ince liflidir.  Uzun ömürlü bir ırktır.  Buzağıları kolay doğarlar, dinç, sağlam ve gürbüz olurlar.  İnekleri ergin haldeyken 648 kg ortalama, erkekleri ergin haldeyken   1 ton ortalama ağırlığa gelirler.  Randıman %70’in üzerindedir.  Dünyanın her yerine yayılmıştır. 80 ülkede üretimi yapılmaktadır.  Avrupa’da önce Kanada’ya, sonra ABD’ye gitmiştir.  ABD’de ilk Limozin vakfı Denver’de, NALF ( North American Limousin Foundation)  adı altında 15 sığır yetiştiricisi tarafından 1968 yılında kurulmuştur.  Limozinlerin dışarıdan görülen kas yapıları tamamen ettir. Yağ değildir.  İnce kemikli, çok etli karkaslar elde edilir.

Amerikan National Beef Tenderness Survey yani, ulusal et gevreklik araştırmasında birinci ırk olarak çıkmıştır.

Limozin ile yapılan melezlemelerde en çok tercih edilen ırk Angus’tur.  Angus ırkıyla melezlemelerden çok iyi sonuçlar alınmıştır.  Diğer yandan ABD’nin Teksas eyaletinde Brahman ile yapılan melezlemelerden elde edilen Brahmousin ırkı sıcağa dayanıklı bir ırk olarak bilinmektedir.

Fransa’nın güney batı bölgesinden köken alan, 1940 yılında keşfedilen Lascaux mağarasında resimleri görülen Limousin ırkı günümüzün hızlı canlı ağırlık artışıyla, yüksek randımanıyla, kolay yönetilebilmesiyle, ince kemikli, bol kaslı oluşuyla ünlü etçi ırkı haline gelmiştir.

Fransa kökenli bir ırktır. Adını Fransa’daki Limousin bölgesinden almıştır. Limousin sığır ırkının tarihinin Avrupa kıtası kadar eski olduğu söylenmektedir. Irkın ilk resmi kabul tarihi 1854 yılıdır.

Limousin ırkında baş küçük, boyun kısa, ancak vücut uzundur. Kalçalar özellikle kaslıdır. Renk altın sarısından, kırmızıya kadar değişir. Merme ve göz çevresi daha açık renktedir. Orijinal olarak boynuzlu bir ırktır. İnce uzun vücut yapısı buzağılarda çok belirgin olup, genellikle güç doğum meydana gelmez. Et/ kemik oranı mükemmeldir. Besi sonu randımanı gayet yüksektir. Her türlü melezlemeye uygun bir ırktır. Adaptasyonu kolay, dış koşullara dayanıklıdır. Limousin ırkı inekler, boğalara göre biraz daha açık renkli olurlar, boynuzları ve tırnakları açık renklidir. Uyum sağlamak için soğuk iklimlerdekiler uzun tüylü, ılıman iklimlerdekiler kısa tüylüdürler. Doğum ağırlığı erkek buzağılarda 39 kg, dişi buzağılarda 35 kg civarındadır. Limousin ineklerinin canlı ağırlığı 550 kg civarında olup, günde 9-10 kg süt verirler. İneklerin cidago yüksekliği 137 cm, boğaların cidago yüksekliği 145 cm kadardır. Erkek buzağıların 210 günlük canlı ağırlıkları 310 kg’a, 1 yaşındaki canlı ağırlıkları 530 kg’a ulaşır. Limousin ırkı Veal (beyaz et) üretimine uygundur. Fransa’da özellikle Veal üretimi için tercih edilir.

Besi yerlerinde yemden yararlanma açısından ünlü olmuş ırktır. Eti yumuşak, ince liflidir. Limousin ırkının en önemli özelliklerinden biri yumuşak başlı bir ırk olmasıdır. Uysallık, sakinlik anlamına gelen (DOC) veya Docility olarak adlandırılan bu özellik bir çok ticari besicilik yapanların melezlemede kullandığı bir özelliktir. Sevk ve idareyi kolaylaştıran DOC özelliğinin kalıtım katsayısı yüksektir. Böylece melezlere de geçen bu uysallık geni diğer yandan etlerin yumuşak ve yeme kalitesinin yüksek olmasını sağlar. Tüketici panellerinde DOC özelliğiyle, et kalitesi ve yumuşaklık arasında bir pozitif ilişki olduğu saptanmıştır.

Kırmızı renk ve boynuz Limousin için baskın karakterler olduğu halde, resessif (çekinik) genlerle siyah ve boynuzsuz Limousin elde etmek ve geliştirmek mümkün olmuştur.

Leptospirosis; L.canicola, L.grippotyphosa, L.hardjo, L.ictero-haeamorragiae ve L.pomona’ nın oluşturduğu zoonoz bir hastalıktır.

Sığırcılık işletmelerinde Leptospirosis hem buzağıların hem de yaşlı sürünün ortak bir enfeksiyöz hastalığıdır. Genellikle hastalık vücuda burundan, boğazdan veya yaralardan girer. Leptospirosis su ile bulaşır. Enfekte hayvanların idrarı bulaşma kaynağıdır.Gençlerde hastalık süratle yayılır.

Semptomlar yüksek ateş, halsizlik, solunum güçlüğü, anemi, deri dokularında sararma, idrarda kan görülme şeklindedir. Ölüm oranı yüksektir. Yaşlı hayvanlarda, sıklıkla yaş direnci gösterdiklerinden hastalık, çoğunlukla hafif şekilde seyreder. İnekler aniden sülten kesilir ya da sütleri koyulaşmış, sararmış ve kanlı olabilir. L.hardjo ise sadece mastitis’e sebep olabilir.

LABORATUVARSIZ OLMAZ

Çiftlik hayvanlarının sürü yönetiminde, teşhis, tedavi ve koruyucu hekimlik hizmetlerinde laboratuvarın yardımı kaçınılmazdır.  Yapılacak laboratuvar analizlerinin yol göstericiliğinde karar vermek takip edilecek en akıllıca yöntemdir.

Sürü yönetiminde önleyici, kontrol edici, yönlendirici yol laboratuvardan geçer.  Hastalık söz konusu olduğunda ise doğru teşhis yine laboratuvar yöntemlerinden yararlanılarak konulur.

Klinik belirtiler yönünden birçok hastalık birbirine benzer.  Ancak;  laboratuvar analizi, teşhisi ve dolayısıyla uygulanacak tedaviyi olumlu yönde etkiler.

Hangi durumlarda laboratuvardan yararlanırız?
Rasyonlardaki eksikliklerde veya dengesizliklerde, zehirlenme şüphesinde, yavru atma hallerinde, ishal, meme iltihabı, döl tutmama, topallık gibi problemler söz konusu olduğunda laboratuvar tekniklerinden yararlanmak şarttır.  Yavru atmaya sebep olan birçok hastalık vardır.  Bunların bazıları, en başta bruselloz insanlara da bulaşabilir.  Böylesine tehlikeli bir hastalığın erken teşhisi sürünün durumunu bilmemiz ve önlemler almamız için bize yol gösterecektir.  Hiçbir atık durumunda atık yavruyu laboratuvara göndermeden karar vermek doğru değildir.  Laboratuvar analizinde bir şey çıkmaması bile bir teşhistir ve bir değer taşır.

Vücut atıkları her zaman bize bilgi verir.  Dışkıda, idrarda, rahimden gelen sıvılarda, sütte herhangi bir anormallik görüldüğünde en kısa sürede laboratuvara başvurmak yerinde olur.  Diğer yandan ölüm, özellikle ani ölüm olduğunda, klinik duruma bakılarak hayvanın tümü laboratuvara götürülebileceği gibi, karaciğer, böbrek, bağırsak içeriği, beyin gibi organlar da laboratuvara götürülebilir.

Laboratuvardan yararlanacağımız bir başka konu dış ve iç parazitlerle mücadeledir.  Dış parazitlerden, görünen parazitlere karşı geniş etkili ilaçlar kullanılarak mücadele yapılması mümkünse de, uyuz etkenlerinin laboratuvarda teşhisi için deri kazıntısı gönderilmesi şarttır.  Uyuz olduğu tahmin edilen bölgeden kanatırcasına alınan deri kazıntısı laboratuvara gönderilerek problemin uyuz olup olmadığı teşhis edilir.  Daha sonra en etkili ilaç kullanılarak kesin çözüm bulunur.  Birçok deri hastalığı klinik yönden benzerlik göstereceğinden, laboratuvar analizlerinin yaptırılması çok önemlidir.  Kan işeme hallerinde, klinik bulguların yanı sıra olayın hematuri mi yoksa hemoglobinüri mi olduğu yönünde tahlil istenebileceği gibi, kan parazitleri yönünden de kan tahlili istenmelidir.  Özellikle yaz aylarındaki kan işeme durumlarında ayırıcı tanı tedaviye yön verecektir.

İç parazitlerle mücadelede ise laboratuvarın yardımını almak büyük önem taşır.  Kıl kurtları, kelebekler ve şeritler sürümüzde problem halinde olabilir.  Teşhise ve tedaviye giden yol laboratuvardan geçer.  En etkili ve en ekonomik ilaç bu şekilde bulunarak kullanılır.

Hatta; daha ileri boyutta, uygulanan tedaviden üç hafta sonra dışkı muayenesi yaptırılarak sürümüzün parazitlerden ne kadar temizlendiğini kontrol edebiliriz.  Görüldüğü gibi laboratuvar teşhis yöntemi olduğu gibi, aynı zamanda bir kontrol yöntemi olarak da kullanılabilir.

Mastitis yani meme iltihabı durumlarında da laboratuvara süt göndermek en önemli yardımcımızdır.  Laboratuvar sonucu beklenmeden tedavi girişimlerine başlanabilir.  Laboratuvar sonucu geldiğinde ise tedavi o yönde sürdürülebileceği gibi, tamamen değiştirmek de gerekebilir.

Laboratuvarın önemini ortaya çıkaran önemli hastalıklardan biri de şap hastalığıdır.  Dünya’da bilinen yedi çeşit şap virusu vardır.  Şap hastalığı ortaya çıktığında yapılabilecek en akıllı iş aşılamadır.  Kullanılacak aşıların doğruluğunu etrafımızda süren hastalığın gerçek teşhisi ile sağlayabiliriz.  Çünkü, şap hastalığında birine karşı hazırlanmış aşı, diğerine karşı koruyucu etki yapmaz.

Çiftlik hayvanlarında ishale sebep olan çok sayıda mikroorganizma vardır.  İshal durumlarında klinik belirtilerin yanı sıra sebep olan virus, bakteri, parazit gibi, etkenlerin laboratuvar yoluyla teşhisi tedavimize ışık tutacaktır.  Laboratuvardan yardım almadan yapılan tedaviler “kör tedavi” olup başarısı tesadüfe bağlıdır.

Hastalıklar dışında da sürü yönetiminde yardımımıza koşacak laboratuvar analizleri söz konusudur.  Rasyonun analizi, yem hammaddelerinin analizi, kaba yemin, örneğin, silajın, yoncanın analizi bize yarar sağlar.  Silajın kuru maddesinin bilinmesi, bir kaba yemin işe yarar selüloz içeriğinin analizi, yem hammaddelerinin protein içeriklerinin analizi doğru beslemenin garantisidir.  Ayrıca bu analizler birim besleyici maddenin uygun fiyata satın alınmasını da sağlar.

Laboratuvar analizleri istatistiksel olarak değerlendirilebilir ve bu yöntemle sürünün, bölgenin, ülkenin, aylara, mevsimlere göre mikrobik ya da paraziter profilleri de çıkarılabilir. Bu istatistiksel bilgiler koruyucu hekimlik yönünden alınacak önlemler, uygulanacak aşılar, yapılacak antiparaziter mücadeleler ve periyodik bakımlar hakkında bizi yönlendirir.

Laboratuvar testleri teknolojinin gelişmesine paralel olarak gelişerek, çiftlikte yapılabilen, hayvanın yanında yapılabilen şekilde test kitleri haline de getirilmiştir.  Doğruluğu kanıtlanmış test kitlerini kullanarak laboratuvarı ayağımıza getirmiş olduğumuz gibi, hızlı teşhisin vereceği olanakları da kullanmış oluruz.

Laboratuvar teşhisinden otopsi ile birlikte veya hayvan mezbahada kesildikten sonra yararlanmak mümkün olabilir.  Mezbahada kesimden sonra ortaya çıkan problemleri bilmek, oradan alınan numuneyi laboratuvara göndermek sürü yönetiminde vazgeçilmez bir kuraldır.

Laboratuvara bir numune göndermenin kendine has yöntem ve usulleri vardır.  Numunenin laboratuvara bozulmadan, karışmadan, en kısa sürede, işaretlenerek ve gerekirse belli solüsyonlar içerisinde ulaştırılması şarttır.  Numunelerin birbirine karışması, yolda bozulması, istenilen miktarda gönderilmemesi sonuçlarımıza olumsuz etki yapacak, zaman kaybına, yanlış teşhise yol açacaktır.

Her işte olduğu gibi laboratuvara numune gönderilme işleminde de usulüne uygun davranılmalıdır.  Laboratuvardan yararlanabileceğimiz konular sınırsızdır.  Örneğin; hormon tahlilleri, mantar enfeksiyonları yönünden tahliller, kalıntı tahlilleri, genetik tahliller, toksikolojik tahliller ya da kimyasal tahliller her zaman başvurabileceğimiz yöntemlerdir.

Özet olarak; teşhiste, tedavide, sürü yönetiminde, koruyucu hekimlikte, ani ölümlerde, yavru atmalarda, vücut sıvılarındaki anormalliklerde laboratuvarın yol göstericiliğinden yararlanmak, bu işin en kısa zamanda ve uygun şekilde yapılmasını sağlamak gerekir.