Yazılar

Nisan başında Fransa’da bir keçi turu yaptık.  Turumuza bizimle birlikte İzmir Koyun-Keçi Birliğinden yetkililer ve Ege Üniversitesinden hocalarımız katıldılar.  Angers ve Nantes çevresinde keçi çiftliklerini, bir teke istasyonu ve sperm merkezini ziyaret ettik.  Ziyaretlerimizle ilgili izlenimlerimizi sektör ile paylaşmakta yarar olacağını düşünüyorum.

Fransa’daki keçi turumuz esnasında sağım sistemleri, yetiştirme sistemleri, yem hammaddeleri, keçi barınakları, yem katkı maddeleri, oğlakların bakım ve beslenmeleri, çiğ süt fiyatları, teke spermaları gibi konularda geniş ölçüde bilgi alma olanağı bulduk.

Fransa keçi yetiştiriciliğinde iki ırk hakim durumda.  Saanen ve Alpin ırkları.  Beyaz Saanen keçilerle, kahverengi Alpin keçiler belli bölgelerde yaygınlık gösteriyor.  Saanen keçilerin süt verimleri ortalama 4 kg. kadar, süt yağı ve süt proteini oranları Alpin ırkından daha düşük.  Alpin ırkı keçilerin süt verimleri günlük 3-3,5 kg civarında olup, süt yağı ve süt proteini bakımından Saanen’den daha yüksek değerlere sahip.  Bazı çiftlikler Saanen’i, bazı çiftlikler ise Alpin ırkını benimsemiş durumdalar.  Her iki ırkda da keçiler  300-310 gün arasında sağılıyorlar.

Fransa Techna ve Nutral şirketleri tarafından organize edilen keçi turunda çeşitli kategorilerde çiftlikler seçilmişti.  Saanen ve Alpin  ırkları bulunduran çiftliklerin yanı sıra suni tohumlama ve teke aşımını birlikte kullanan işletmeler, sadece suni tohumlama yaptıran veya hiç yaptırmayan işletmeler, silaj veren veya hiç vermeyen işletmeler, sadece süt miktarına önem veren ya da genetik olarak ” teke anası” yetiştiren işletmeler özellikle seçilmeye gayret edilmişti.  Böylece değişik yapıda işletmeler görme fırsatını elde ettik.

Fransa’da keçi sütünün tamamına yakın bir bölümü peynir üretiminde kullanılıyor.  Toplam keçi sütü üretiminin 585 bin ton ( 585 milyon litre) olduğu ifade ediliyor.  Toplam keçi peyniri üretiminin yılda 65.000 ton olduğunu, Fransa’nın keçi sütü üretiminde dünyada 8 inci sırada yer aldığını öğrendik.  Adet olarak birinci sırayı Çin alırken diğer büyük keçi üreticisi ülkeler, Hindistan, Pakistan, Moğolistan, İran olarak sıralanıyor.

Keçi beslemesinde daha çok buğday samanı, yonca, kuru otlar kaba yem olarak kullanılırken kesif yemde ağırlığı mısır ile protein konsantreleri oluşturuyor.  Mısır silajı kullanan işletmeler de var.  Bazı işletmeler fare dadanması, listeriosis veya botulismus gibi hastalıklardan çekinerek silaj yedirmiyorlar.

Çeşitli sağım sistemleri kullanılıyor.  Tek hatlı sağım sistemlerinin yanı sıra rotary tip sağım sistemlerinin bulunduğu işletmeler de gördük.  Günde 2 kez sağım yapılıyor.  Sütte yağ oranlarının ortalama olarak Alpin ırkında %4.4, Saanen ırkında %4, protein oranlarının Alpin ırkında %3,43, Saanen ırkında %3,2 olduğu söylendi.  Süt fiyatları Euro bazında, litresi
68-74 sent arasındaydı.

Ziyaret ettiğimiz keçi işletmelerinde, işletme sahipleri kendileri çalışıyorlar.  Genellikle karı-koca ve çocuklar çalışıyor.  Bazen yarım gün işçi getirenler oluyormuş.  Ancak; genel olarak işçi çalıştırmaktan uzak durduklarını gördük.

Fransa’da bizim ülkemizden farklı olarak keçi ve oğlak eti yenmiyor.  Konuştuğumuz üreticiler çok nadir olarak yenebileceğini, ama böyle bir alışkanlık ve damak tadı olmadığını söylediler.  Dolayısıyla erkek oğlaklar çok düşük fiyatlarla kedi-köpek maması yapan yerlere satılıyor.

Doğumdaki oğlak sayısı Alpine ve Saanen ırklarında çok yakın.  Ortalama olarak 100 keçiden 180 oğlak alıyorlar.

Ziyaret ettiğimiz Pascal kardeşlere ait keçi çiftliğinin Fransa’da genetik yapısı en iyi olan ikinci çiftlik olduğu belirtildi.  Teke anası yetiştiren bu işletmede tamamen suni tohumlama uygulanıyor.  Çiftlik Capgenes teke istasyonu ile kontratlı çalışıyor.  Çiftlikte en düşük keçi süt verimi 900 Litre, en yüksek süt verimi 2200 Litre, çiftlik ortalaması ise 1.318 litre.  Rotary sağım makinası var ve 20 keçiyi aynı anda sağıyorlar.

Ziyaret ettiğimiz yerlerden biri de Capgenes teke istasyonu ve sperma üretim merkeziydi.  Capgenes kooperatiflerin kurduğu bir işletme.  Teke istasyonu müdürü Pascal Boue tarafından Fransa’daki keçi yetiştiriciliği ve Capgenes hakkında bize bir sunum yapıldı.  Otuz yıl önce kurulan Capgenes Saanen ve Alpin ırkı keçiler üzerinde progeny test yapıyor.  On sekiz kooperatifin 1.500 çiftçi üyesi tarafından kurulan Capgenes’te bu iki ırk dışında “gen koruma” amacıyla bulundurulan başka ırklar da var.  Ancak asıl ırklar Saanen ve Alpine olup, Capgenes kayıt ve test programı içerisinde 1.500 çiftçiye ait 340.000 baş keçi mevcut.  Seleksiyon programı üyelerin verimliliğini ve kazançlarını arttırmak, süt kalitesini arttırmak, daha yüksek protein ve yağ oranı elde etmek, vücut yapıları, özellikle meme yapıları sağlam keçiler yetiştirmek olarak özetlendi.  Uzun ömürlü, sağlam yapılı, yüksek oranda yemden yararlanan keçiler için istasyondaki tekelerin 60-80 adet kızları test edilerek sıralanıyor.

Bu uygulamada bir tekenin progeny testi için en az 30 kızının test edilmiş olması gerekiyor.  Ayrıca genetik olarak seleksiyona DNA testleri ile de katkı sağlanıyor.  Bize verilen bilgiye göre; yağ ve protein oranlarında %1’lik bir artış sağlamak 10 yılda mümkün oluyormuş.  Son yirmi yılda yapılan çalışmalarla 330 gramlık bir peynir yapımı için gereken 3 kg süt miktarı, 1,7 kg’a düşürülmüş.

Teke istasyonuna gelen damızlık adaylarından üçte biri sperma üretimi için ayrılıyor.   Yani 200 teke alınırsa bunun sadece 70 adedi sperma üretiminde kullanılıyor.  Capgenes teke istasyonu ve sperma üretim merkezinde yıllık üretimin 1.500.000 payet dondurulmuş sperma olduğunu, haftada 3 kez sperma alındığını,  bir ejakulattan 24-30 payet elde edilebildiğini öğrendik.  Sahadaki uygulamalarda ise, suni tohumlama yaptıran işletme sahiplerinden aldığımız bilgilere göre suni tohumlamada başarı oranı %45-%65 oranında değişiyor.  Suni tohumlamaya yatkın keçi ailelerinin olduğunu ve böyle ailelerden gelen keçilerin suni tohumlamada başarı şansını yükselttiğini ifade ediyorlar.  Bu yatkınlığın sakin mizaç ile ilgili olduğunu söylüyorlar.  Tohumlamayı takip eden 45.inci  veya 60.ıncı günde ultrasonla gebelik tayini yaptırıyorlar.  Keçiler erginleştikçe oğlak sayısı da  artıyor.  Örneğin, gençlerde 1,3 olan ortalama oğlak sayısı, erginlerde 2’ye çıkıyor.

Fransa’daki gezimiz esnasında çiftliklerde çok çeşitli yem katkı maddelerinin belli dönemlerde kullanıldığına tanık olduk.  Öğrendiğimize göre, üreme için, çiftleştirme  veya suni tohumlama döneminde, doğumdan hemen önce, lohusalık döneminde veya stres dönemlerinde kullandıkları çeşitli yem katkı maddeleriyle keçilere profesyonelce yardımcı oluyorlar.

Son yıllarda sütteki somatik hücre konusuna çok önem verilmeye başlanmış.  Somatik hücrenin sütçü ineklerden farklı olarak, 1 milyonun altında olması isteniyor. Süt ineklerinde çok yüksek bir rakam olan 1 milyon somatik hücre sayımı keçilerde normal olarak kabul edilmekte.  Keçilerin ilk defa gebe bırakılma yaşı 7-8 aylık olup, en az 33-35 kg canlı ağırlıkta olmaları hedefleniyor.  Doğum ağırlığı 2,5 kg’ın altında olan oğlaklar yetiştirmeye uygun bulunmuyor.  Damızlık yaşında doğal aşım ile gebelik oranının canlı ağırlık ile doğru orantılı olarak arttığı biliniyor.  Örneğin; 30 kg canlı ağırlığında ilk defa çiftleştirilenlerde gebelik oranı %85’te kalırken, 35 kg canlı ağırlığında olanlarda oran %95’e çıkıyor.

Diğer önemli bir bilgi ise, keçilerin seçici ve yemi reddedici özelliklerinden dolayı yem tüketimini arttırmak için, onların meraklarını kullanarak az ve sık yem dağıtmak, yemi arada bir karıştırmak gerektiği bilgisiydi. Keçiler meraklı hayvanlar olduklarından her yem dağıtımında veya her karıştırmada merakla yemliğe gelip bir miktar yem alıyorlar.  Böylece yemden bıkma ve reddetme durumu oluşmuyor.  Yine alınan bilgilere göre işkembe asidozuna çok yatkın olan keçilere özellikle mısırı ve diğer tane yemleri kırmadan vermek daha iyi sonuçlar çıkarıyor.  Keçilerin metabolik hastalıklara karşı çok hassas olduklarını bu yüzden özellikle doğumdan hemen önce ve lohusalık günlerinde karaciğer desteklemesi yönünde, yem katkılarıyla yardım edilmesinin çok yararlı olduğu bilgisini elde ettik.

VEAL bilindiği gibi buzağıların özel buzağı maması ile beslenmesi suretiyle elde edilen “beyaz et”e verilen isimdir. Veal üretimi için kullanılan buzağı maması Demir’den (Fe) yoksun olduğu için et gayet açık renkte oluyor. Yumuşak, kolesterolü düşük, özel lezzetli et elde ediliyor. Fransa’da kişi başına yılda 5 kg VEAL eti tüketiliyor. Biraz daha pahalı olduğu için “lüks et” sınıfından olan VEAL eti tüketimi hemen hemen sabit. Yıllar içerisinde önemli bir artış göstermiyor.

Fransa’da VEAL üretimini yapan en önemli kuruluş buzağı maması üreticisi SOFİVO firmasının kurduğu ” Sofivo Production” şirketi. Sofivo özellikle peynir çeşitleri ve tereyağı gibi ürünleri üreten bir holdinge bağlı kuruluş. Özellikle yayıkaltı suyu ve peyniraltı suyu buzağı maması üretiminde kullanılıyor. Sofivo’nun buzağı mamalarını denediği bir çiftliği var. Aynı zamanda VEAL üretimi yaptıkları kendi çiftlikleri ile birlikte çok sayıda anlaşmalı çiftlikte de Veal üretimini sürdürüyorlar. Veal üretiminde çeşitli barınak modelleri kullanılıyor. Birarada besleme, ayrı ayrı bölümlerde besleme, ikili, beşli gruplar halinde besleme gibi denemeler yapılıyor. Eskiden tek tek bölümlerde besleme ve sadece buzağı mamasıyla besleme yapılabiliyorken “hayvan refahı” kurallarına göre artık tek tek besleme yapılamıyor. En az iki buzağı yan yana olacak. Ayrıca mutlaka bir miktar katı yem verilmek zorunda. Veal beslemesinde buzağının ırkı çok önemli değil. Ucuz oldukları için holstein buzağılar tercih ediliyor. Ancak; Şarole, Limousin gibi etçi ırkların buzağıları tabii daha çok ağırlık artışı sağlıyorlar. Diğer yandan bol miktarda Normandy ırkı buzağı da veal üretiminde kullanılıyor.

Veal üretimi için genellikle birkaç günlük buzağılar alınıyor. Tartılıp, kulaklarına bilgisayarlı küpe takılıyor (Transponder). Buzağı mamaları, küpenin tanımlandığı şekilde, otomatik makine ile karıştırılıp veriliyor. Besleme ortalama 140 gün sürüyor. Besi sonunda ortalama 130 kg canlı ağırlıktaki buzağılar kesime sevk ediliyor. Randıman ortalama % 59 oluyor. Eğer buzağılar biraz daha uzun beslenirlerse randıman % 60’ı geçiyor. Beslenme sırasında belli aralıklarla hemoglobin ölçümleri yapılarak demirsiz beslemeden dolayı çıkabilecek gelişme aksaklıkları ya da etin rengini koyulaştıracak miktarlar karşısında önlemler alınıyor.